<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063</id><updated>2011-04-21T21:26:41.385-07:00</updated><title type='text'>Koray'ın Gündemi</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>43</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-8774351832898098915</id><published>2009-03-02T03:47:00.001-08:00</published><updated>2009-03-02T03:47:27.237-08:00</updated><title type='text'>video</title><content type='html'>&lt;a href="http://vids.myspace.com/index.cfm?fuseaction=vids.individual&amp;amp;videoid=53342968"&gt;Kuşbaşı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="360"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;param name="movie" value="http://mediaservices.myspace.com/services/media/embed.aspx/m=53342968,t=1,mt=video,searchID=,primarycolor=,secondarycolor="&gt;&lt;embed src="http://mediaservices.myspace.com/services/media/embed.aspx/m=53342968,t=1,mt=video,searchID=,primarycolor=,secondarycolor=" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="360"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-8774351832898098915?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/8774351832898098915/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=8774351832898098915' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/8774351832898098915'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/8774351832898098915'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2009/03/video.html' title='video'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-7504932873187987851</id><published>2008-12-27T08:58:00.000-08:00</published><updated>2008-12-27T09:00:45.802-08:00</updated><title type='text'>en uzun gece.</title><content type='html'>Yılın en uzun gecesi de nihayet geçti. Gitti. Bitti. Öncesinde giderek kısalan günler, azalan azalan azalan güneşli zamanlar (ki bana hep güneş mutluluk demek gibi gelir. Ve gerçekler. Aydınlık); yerini dolduran çok uzun, Rapunzel saçlı geceler (ki kısa uykular öncesi uzun vicdan muhassebelerini doğurur. Nadiren hayalleri. Çoğunluk kusurlu rüyaları.).  &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;21 Aralık yaklaşırken ruhuma çöken ağırlık, karanlık bu sene çok önceden ve çok daha şiddetli bastırdı. Son 3 aydır hayatımın en karanlık dönemlerinden birini yaşadım; en boşvermiş görünüp, en çok yoranını. Kendinle yüzleşmek zor bir iştir, bütün mühendisliklerden, insan kaynaklarından ve hatta pazarlama işlerinden daha zor, daha uğraştırıcı, daha tüketici. Öyle bir zamandı. Günler kısalırken, umutlarım da onlarla birlikte suyunu çekiyor, yerini hastalıklı hayallere, olmayacak rüyalara ama daha fenası kaskatı bir 'ben'e bırakıyordu. Uzun zamanda şekillenip semsert olmuş ruhumun, hayatımın, zımpara dönemi. Gibi. Sanki. Kısa ama sık dişli bir karton her yerimi dişliyor, düzeltiyor, zorluyor, acıtıyordu. Gurur duyduğum şeyleri yerle bir ediyor, gizli kalmasını istediğim kusurlarımı daha belirgin kılıyor; beni benden başka bir ben yapıyordu. Ben istemeden...&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="border-style: none none double; border-color: -moz-use-text-color -moz-use-text-color rgb(0, 0, 0); border-width: medium medium 7.5pt; padding: 0cm 0cm 0.07cm; margin-bottom: 0cm;"&gt; Dur durak bilmeyen bir şeydir böyle dönemler: Bir defa başlamaya görsün, ardı arkası kesilmez, ruhunun karanlık mahzenlerindeki bütün cinler, periler, ölmüş kelebekler açığa çıkar. Önce delicesine kapıları kapamaya, yerlerini bile unuttuğun anahtarları bulmaya, avlamaya, başka odalara tıkıştırmaya çalışırsın. Çaresizce. Çaresiz olduğundan habersiz. Yatağa başımı koyduğumda ortaya çıkan, kötü uykuların öncesinde beliriveren bir cadı avı gibidir. Uzun sürer, uykum kısaldıkça bu koşturma, kararsız bir şekilde oradan oraya koşturmaca devam eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="border-style: none none double; border-color: -moz-use-text-color -moz-use-text-color rgb(0, 0, 0); border-width: medium medium 7.5pt; padding: 0cm 0cm 0.07cm; margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Sen olmalıydın, dedim. Neden ben, demedim hiç. Hiç. Seni seviyorum, dedim. Neden sen de denemiyorsun, demedim. Sevgi zamanla da doğar derler ama benim doğamda değil. Her insanın başka başka sevdiğini de başka bir uzun geceler döneminde anladığımdan başımı eğiyorum. Sen yürüyüp giderken, arkanı dönmediğini bildiğim halde uzun uzun el sallıyorum. Su dökmek geliyor aklıma, annemin ardımdan yaptığı gibi; çok sevdiğimi, bağrıma basmak için sabırsızlandığımı, hastalıklı bir şekilde istediğimi, hayatın kötülüklerinden korumak için her yerine pamuktan duvarlar örmek istediğimi yeniden görmek, çabucak kavuşmak için...su dökmek. Su gibi git, gel. Ak her şeyin içinden, en büyük sorunların ve hayatın kötü canavarlarının, en dişli düşmanların ve kendini kaptırabileceğin her türlü ziyan maceradan, diye.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Yapamıyorum. Onu bile beceremiyorum. Çünkü annemin emin olduğu geri dönüşümden, ben de tersine eminim: Geri dönmeyeceksin. Eğer arkasını dönmeden giden biri olduğunu görürsen, geri dönmeyeceğini bil, diye öğretti hayat bana. Uzun zaman önceydi. Öğrendim. Öğrenmişim, haberim yokmuş.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Sen olmalıydın, dedim, arkandan sadece. Su değil de erimiş demir döktüm arkandan. Çin Seddi kadar uzun, büyük, kalın duvarlar kadar. Kalbimden akıp geçerken, yanmamış herhangi bir yerimi bırakmayan demirleri, günlerce, aylarca döktüm, döktüm. Geri gelmeyeceğine emin olayım diye değil. Salak olmayalım. Geri dönmeyeceğini bilecek kadar romantizmden uzak bir adamım ben. O demir duvarlar, seni görmeyeyim, ucunda senin olma ihtimalinin hayali olan labirentlerde kaybolmayayım, diyeydi.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Bilirim. Geri dönmeden gideceksen, arkanda kalanın bir anda karşına çıkması kadar üzen bir şey yoktur. Hayatının bir zamanını -zaten bir defa yaşayabildiği o anı- senin hayaletlerinle geçirmesi kadar kötü bir şey yoktur. O nedenle tek taraflı aşklar çokluk pişmanlıklarla biter. Yarası kapanmasa da. Bitmeyenlere gelince, bazı hayaletlerin ömrü uzun olur, ya da  bazı tek taraflı aşıklarınki fazla kısa.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Nitekim gittin, demir duvarların arkasında kaldın. Ben de kendi acıma gömüldüm. Kendi sessizliğimin içinden fışkıran bin tür sese (başta senin sesin, gülerken, okşarken, kızgınken, etli dolma yerken, uyurken, dişini fırçalarken; her halde); görüntüye (sevişirken, gülerken, huzurluyken ve bazen huzursuzken); kokuya (senin kokun, senin kokun, senin kokun). Kendimi hepsinin anısına, ortasına gömdüm. Orada yatarken, o karanlığın, soğuğun ve sessizliğin içinde, her anı birer bakteri gibi her yerimi sarmış, çürütsün, üstümdeki kabuğumu alsın, kaldırsın, diye bekledim. Yaralar açtı o mikroplar; çürüdü her yerim, kötü kokular, büyük acılar sardı her yerimi. Ama ölüm böyle bir şey zaten. Ölmek değil, ölüm. Ölmek huzur dolu, kaybının, bitişinin, tükenişinin bilinçli sonu gibi. Oysa ölüm, yani öldükten sonrası, yani toprağın altındaki o zaman; başka bir şeye dönüşürken beklenen dönem. İşte orası çok kötü, çok karanlık. Melekler, şeytanlar, cinler, hesaplar, kitaplar, yüzleşmeler. Kaçamadan, dişlerini sımsıkı kilitleyerek, geçmesini beklediğim zamanlar.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Bakteriler her yerimi oydu. Göğüs uçlarım, kulaklarım, ağzım, burnum, saç diplerim, penisim, her yerimden içeri girdiler. Zedelenen, zarar gören, eskimiş, yeni bir hayatı kaldıramayacak kadar tükenmiş her yerimi uzun uzun kemirdiler. Ani ve büyük bir acıdan ziyade; katlanılabilir ama çok uzun süren bir ağrıydı bu. Bir süre sonra bilincimi kaybedebilecek kadar çaresiz bırakan, delirten, kendi içinden çıkmak için delice çabalayan ruhumu yorgun düşüren.  &lt;/p&gt; &lt;p style="border-style: none none double; border-color: -moz-use-text-color -moz-use-text-color rgb(0, 0, 0); border-width: medium medium 7.5pt; padding: 0cm 0cm 0.07cm; margin-bottom: 0cm;"&gt; Orada öyle beklemekten başka çarem olmadığını çok sonraları anladım. Yavaş yavaş değişen, yenilenen vücudum; ve acıyla pişen ruhumla. Çok sonraları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkmış. Bana demedilerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilebilseydim, kalın zırhlarımla, paralel evrenleri harekete geçiren zaman-uzay makinamla çıkardım karşına ve hatta çıkmazdım. O anı atlar, başka anlara geçerdim. Daha kalın derimle sevişirdim, kalbimi hep durduğu mutlak sıfırdaki derin dondurucudan hiç çıkarmazdım. Acı çekmeye doymuş, hayata tutunduğu ipleri gevşemiş, herkes gibi. Hepsi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="border-style: none none double; border-color: -moz-use-text-color -moz-use-text-color rgb(0, 0, 0); border-width: medium medium 7.5pt; padding: 0cm 0cm 0.07cm; margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="border-style: none none double; border-color: -moz-use-text-color -moz-use-text-color rgb(0, 0, 0); border-width: medium medium 7.5pt; padding: 0cm 0cm 0.07cm; margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;Uzun kış gecelerinde oldu bütün bunlar. Kimi zaman uykusuzluktan ağladım, kalkıp saatlerce boş duvarlara baktım. Kimi zaman gecenin ortasına denk gelen saçma sapan programlara bakarmış gibi yapıp, hiçbir şey düşünemeden, göremeden bekledim. Bazen bir kitaba gömülüp ağlaya ağlaya akıttım acımı; kimi zaman da çok duygu yüklü bir filmde kaskatı dakika saydım, ilk yarı bittiğinde çıktım.&lt;br /&gt;Yediklerimi yemedim; giydiklerimi giymedim; sanki o ben değildim. Hayatın bir yerinde 'pause' düğmesine basmış, beklemedeydim. Zaman akarken, olduğun yerde kalmak gibi. Herkes akıp giderken, durmak, durmak, ardlarından el sallamak gibi.&lt;br /&gt;Bir yandan herkesin acınaklı gözlerle baktığını bilip, kendini 'devam edemediğin' için suçlu/kötü/başarısız ilan ederken, diğer yandan hiçbir şey yapamamak. Kolunu kıpırdatamamak. Arada takvime bakıp, geçen günleri, doğal sayı doğrusu gibi görmek. Sıfır gününden, bir okun ucunda aniden beşinci güne geçmek, oradan farkına varmadan diğer bir okun ucunda sekiz gün sonraya gitmek. On üç gün olmuş işte. Bir an kafanı kaldırdığında, herkesin yeni olayları, yeni hayalleri ve yepyeni kıyaferlerinin haberlerini duydukça, çok geride kaldığının farkına varmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-7504932873187987851?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/7504932873187987851/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=7504932873187987851' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/7504932873187987851'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/7504932873187987851'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/12/en-uzun-gece.html' title='en uzun gece.'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-5683467025398426410</id><published>2008-12-19T11:47:00.000-08:00</published><updated>2008-12-27T09:01:17.643-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-5683467025398426410?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/5683467025398426410/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=5683467025398426410' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/5683467025398426410'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/5683467025398426410'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/12/blog-post.html' title=''/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-8347432871365256923</id><published>2008-11-21T03:19:00.000-08:00</published><updated>2008-11-21T03:20:38.133-08:00</updated><title type='text'>Ali Saydam, Akşam Gazetesi, 21/11/08</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;Kaybetmeyi Bilmek Gerek&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizdeki tüm siyasetçilere, siyasete soyunanlara ve siyasi iletişime kafa yoranlara küçük bir tavsiye: Mutlaka John McCain’i izleyin... McCain’in yenilgiyi nasıl yaşadığına bir bakın ki, siyasi iletişim “Galiptir bu yolda mağlup” düsturu nasıl hayata geçirilebilirmiş görün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır; sadece seçimin hemen ardından Obama için “Artık o benim Başkanım!” şeklindeki konuşmasından söz etmiyorum. İnternette dolaşan şu videoyu mutlaka izleyin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kerem Türkman kardeşimiz yollamış. ABD’nin David Letterman ile birlikte en başarılı ‘talk-show’cularından (sohbet programcılarından) Jay Leno’nun son programlarından küçük bir bölüm... (http://www.nbc.com)Leno’nun konuğu McCain... Adı anons edildikten sonra sahneye geliyor ve ilk yaptığı şey orkestradaki zenci gitaristle kucaklaşmak... Seyirciyi orada teslim alıyor. Bu jest, sonraki sözlerinin içtenlik algısı üzerinde çarpan etkisi yapıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# Bebek gibi uyuyorum... İki saatte bir kalkıp ağlıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# Arizona’dan başkan çıkmıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# Ertesi gün kahve almaya gittim ama gazeteleri okumadım. Ne yazdıklarını biliyordum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaybetmeyi öğrenemeyen kazanmayı bilemez... Bunu bir de bizimkiler öğrense...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Şekersiz Tadelle bekliyorum...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyin yanlış ve kötü olduğu yolundaki haber ve yazılardan bıkkınlık geldi mi size de?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte size bir hoşluk... Halkla ilişkiler adına son günlerde gördüğüm en buluşçu ve heyecan verici işlerden biri. Birkaç gün önce İletişim Danışmanlığı şirketi Grup 7’den bir paket gelmiş. Cart kırmızı... Kadife ile kaplanmış gibi... İçinde neler yok ki!.. Türkan Şoray fotoğrafı (gençlik hali), 3 adet PTT telefon jetonu, hakem / polis düdüğü, 10 adet misket (bilye), yoyo, plastik saç tarağı, beyaz kumaş mendil, Kadıköy Süreyya Sineması kartpostalı, eski dönemlere ait bir kartpostal, Moğollar’ın “Düm-Tek” adlı kaseti, Arko kremli berber traş sabunu (stik), Perma-Sharp traş bıçağı, 100 Türk Lirası (Tedavülden kalkmış eski kâğıt para), 50 Türk Lirası (Tedavülden kalkmış eski kâğıt para), 1 eski metal Lira, yine eski paralardan 100 Lira, 2 adet 1000 Lira, 25 Kuruş, 5 Liralık 3 adet posta pulu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kutunun içinde bir de mektup var. Genellikle PR ajansından gelen bu tür metinler pek okunmaz. Ancak bu okuttu kendini. Bir de o kutunun içindekiler biniyor üstüne. Okumama gibi bir şansınız yok... Mektup “çocukluğumuzun kutusunu” anlatıyor, o yılların küçük anı eşyaları ve olaylarından söz ediyor ve sonunda soruyor: “Çocukluğunuzun kutusunda eksik olan şey neydi?”...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mektup ve o anı eşyalarıyla baş başa kalıyorsunuz. 10 gün sonra bir kırmızı kutu ve bir mektup daha geliyor. Kutu Tadelle dolu... Mektup yine okutuyor kendisini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Tadelle’nin onca yıl öncesinden gelip hayatımızdaki yerini yeni ambalajıyla nasıl yeniden alacağını anlatıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tadelle’yi ve Grup 7’yi kutluyorum... Kutu ve içindekiler ofiste başköşeye yerleştiler... Tadelle’ler ise arkadaşlar tarafından kapışıldı... Ben ise şekersiz imal edilmiş Tadelle’yi bir süre daha bekleyeceğim herhalde...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-8347432871365256923?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/8347432871365256923/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=8347432871365256923' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/8347432871365256923'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/8347432871365256923'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/11/ali-saydam-akam-gazetesi-211108.html' title='Ali Saydam, Akşam Gazetesi, 21/11/08'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-5964523136146359955</id><published>2008-11-17T21:53:00.000-08:00</published><updated>2008-11-17T21:55:21.969-08:00</updated><title type='text'>Cem Mumcu'dan SEVMEK, YALNIZ KALMAK ve GİTMEK Güzellemesi, Tempo Dergisi</title><content type='html'>KARMAKARIŞIK SARMAŞIK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sana yazsam okuyabilecek misin? Zihnin, binlercesiyle doluyken, benim sesimi içine alabilecek bir sessizlikte, bir an olsun durabilecek mi? İçimi görebilecek misin? Sana eksik olduğunu sürekli hatırlatan ama eksiğinin aslında ne olduğunu unutturan bu sahte cümbüşün ortasında, sahici bir ses ayırt edebilecek misin? Bazen o kadar derinden gelirken sesin, niye sonra yüzeye çıkıyorsun? Uzak kalıyorsun, küçük, cılız kalıyorsun. Belki korkuyorsun. Benden mi? Ya da diğerlerinden mi? Burada benimle olanın 'adı' yok biliyorsun. Üstüne düşecek çiy tanesinin soğukluğundan sorumluyum, bakışının kırılmasından, dudaklarına değen parmak uçlarından sorumluyum. Sense hâlâ tarifler yapıyorsun. Yapmasan keşke. Yapmasan... Bense gülüyorum, acıyla gülümsüyorum. Fark eder mi ki kim kime aşık? Kim kime dolaşık? Bu karmakarışık sarmaşık... Kökü bende, dalları sende, suyu bende, yaprakları sende... İstersen kesersin bıçak gibi bir sözünle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YALANA KANACAKSIN ...&lt;br /&gt;Ama sen yine yalanlara kanacaksın. Bunu sırf korkundan yapacaksın. Sana korkmayı, sana savunmayı, sana kaçmayı, sana saklanmayı, sana hesabı, sana tedbiri salık verecekler çünkü biteviye. Bütün bunlar için daha fazla kendinden uzaklaşman, daha fazla yalnızlaşman gerekecek. O zaman daha da fazla bana ihtiyaç duyacaksın ama benim ben olduğuma hiç ikna olmayacaksın. Hep tamlığı arayacaksın yine. İnanmadan, emin olmadan arayıp duracaksın. Onu senin, bizzat 'kendi'nin, hemen şimdi yapmaktan başka şansın yokken, arayıp bulacağını umut edeceksin. Kaybetmekten korktukça, kaybetmekten korktuğun şeyler edineceksin. Hep daha çok kaybedecek şeyin olacak sahip oldukça. Daha da güçsüzleşeceksin... ... Sen bendeki eksiğine, ben sendeki noksanıma bu kadar muhtaçken ve bu bizi aç, bu bizi arzulu, bu bizi coşkulu kılarken; sen sonsuz bir tokluğa mahkum ederken bizi, yeniden aç olmayı özleyeceğiz. Ve sen başka bir eksiğin, ben başka bir noksanın peşine düşeceğiz belki de.."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-5964523136146359955?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/5964523136146359955/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=5964523136146359955' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/5964523136146359955'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/5964523136146359955'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/11/cem-mumcudan-sevmek-yalniz-kalmak-ve.html' title='Cem Mumcu&apos;dan SEVMEK, YALNIZ KALMAK ve GİTMEK Güzellemesi, Tempo Dergisi'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-352079217518359349</id><published>2008-11-14T08:59:00.000-08:00</published><updated>2008-11-14T09:02:23.731-08:00</updated><title type='text'>Arat Dink'in Varlığımdan Utandıran Yazısı: Yokluğum Türk Varlığına Armağan Olsun, 13 Kasım 2008, Taraf</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;b&gt;ARAT DİNK / Egemenlerin “İnkâr Hanı”nda konaklamaları geçicidir hep; o, hanın jeopolitik önemindendir, konjonktür baskısındandır, meşruiyet derdindendir. Zincirinden boşaldı mı “İkrar Evi”ne dönmek ister, evi gibi yoktur onun. Gönlünde yatan aslan kükrer: Yaptımsa yaptım; yine yaparım!&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül soruyor: “Bugün eğer Ege’de Rumlar devam etseydi ve Türkiye’nin pek çok yerinde Ermeniler devam etseydi, bugün acaba aynı milli devlet olabilir miydi?”&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br /&gt;Soru basit, hadi cevap ver.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek başına bir anlamı yok tabii. Hatta tek başına okunsa “Allah söyletmiş” ya da “gönülden söylenmiş sözler” de denebilir. Nitekim dünyanın birçok yerinde “Türkiye etnik temizliği kabul etti”, “Türkiye’de resmî görüş değişiyor” gibi olumlu yorumlarla karşılayanlar da olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa işin aslı öyle değil. Zira Bakan “bugünkü devlet”i olumlayarak soruyor sorusunu. “Şunlar devam etseydi bugünkü devlet olur muydu” derken de eğer bugünkü devleti olumluyorsan, o devam etmeyen şeylerin devam etmemesinden de memnunsun demektir. Açık açık da söylemiş zaten –ben niye bu kadar uğraşıyorsam?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok yabancı, “bir savunma bakanı niye bunlarla ilgileniyor” diye de sorabilir tabii. Türkiye’yi biraz bileni de “savunma”nın bu ülkede başka bir egemenin tekelinde olduğunu bildiğinden, savunma bakanının asıl işini yapamadığı için mecburen başka şeylerle (demografik yapı, ekonomi vs.) ilgilendiğini düşünebilirdi. Ama Türkiye’yi biraz daha tanısa, azınlıkların bu ülkede tam da bu alanda değerlendirildiğini bilecek, hatta eğitim kitaplarında azınlıklardan sadece Lise Milli Güvenlik Ders Kitabı’nda bahsedildiğini bilecek ve Bakan’ın bu ilgisine hiç şaşırmayacaktı. Kısacası, savunma bakanı işini yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ciddiyete davet edildiğimi duyar gibi oluyorum. O yüzden bundan sonrası çok ciddi olacak. Soru neydi?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Rumlar, Ermeniler (YAŞAMAYA) devam etseydi, bugün Türkiye aynı milli devlet olabilir miydi?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hayır olmazdı.” Basit soruya basit cevap.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen kalk, yokluğuma övgü düz, sonra da o yokluğum üzerine bir ülkenin kurulduğunu ifade et, o ülkenin bugünkü halini makbul gör, ondan sonra da ‘olsalardı ne olurdu halimiz’ diye iç geçir. Kendi ayağına kurşun sıkmanın tarifi gibi bir şey. ‘Sana ne’ diyeceksiniz. Sıkmışsa sıkmış. O ayakla sizin birlikteliğinizi çoktan koparmadılar mı zaten? Gerçekten de işin bu bölümünden artık bana ne...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii işin en acı tarafı, Bakan’ın söylediklerinin büyük bölümünün maalesef doğru olması. Peki, doğruysa doğru, sorun ne? Bakan doğruyu söylüyor ama doğruyu yanlış söylüyor. Yüreğimizin tavan aralarına, bodrum katlarına koyup, gittiğimiz her yere beraberimizde götürdüğümüz, kırılgan acılarla dolu sandıklarımızı oradan oraya savuruyor. Zar zor, ite kaka vardığımız “O dönem herkes çok acılar çekti” kavşağından, direksiyonu birden bire “iyi oldu” sokağına kırıyor. Olanları doğru söylüyor ama olanların doğru olduğunu da söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu soruya hakkıyla cevap verelim şimdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hayır, aynı olmazdı. Süper olurdu.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen ne diyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün ülke üç noktaya birikmez, kırk küsur merkez olurdu. Yirmi, otuz yıllık fidan hayatlarımız değil, kadim bir orman gibi kültürümüz olurdu. Anasının doğduğu yerde doğabilirdi herkes, işte o zaman ülke, “memleket” olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben neler söylüyorum?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir şey değişmese bile en azından o insanlar bugün yanımızda, bizimle yaşıyor olurdu. Hiçbir şey değişmese bile en azından sen bu ülkede savunma bakanı olmazdın. Olsan da böyle düşünmezdin. Düşünsen de böyle konuşacak cesaret bulamazdın. Konuşsan da ertesi gün hâlâ bakan olmazdın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir daha bakalım, savunma bakanı neyi savunuyor?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olmamamızın iyi olduğunu savunuyor. Tehcir ve mübadelenin Türkiye için çok hayırlı olduğunu savunuyor. Bunca yıl söyleyip duracaksın ‘öyle bir niyet yoktu, bunlar savaş tedbiri’ falan filan diye; ondan sonra da, bu “gönülsüz tedbirler”den nasıl fayda sağladığını, onların üzerine nasıl inşa olduğunu falan, rahat rahat anlatacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gönülsüz tedbirlerin anlamının “milyonlarca can” olduğunu ayrı bir cümlede söyleyeyim dedim, yoksa ağır olacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok sık unutulan ilginç bir şey söyleyeceğim: Biz hâlâ varız. İşte şu kadarız bu kadarız. Azız mazız, azınlığız, ama varız. Bizim de (yani şu an olanlarımızın da) olmamamızı mı istiyor Bakan?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yok” diyecek elbet. “Estağfurullah. Olur mu hiç öyle şey; sizin başımızın üstünde yeriniz var.” Madem bizim olmamızın bir mahzuru yok o ölenler, o gidenler de olsaydı... Ama o bunun cevabını vermiş. Onlar işte verimli topraktaydı, adadaydı modadaydı, paralar onlardaydı... “O verimli topraklar, o paralar babanın malıydı da hileyle hurdayla mı aldılar, yalanla dolanla mı aldılar? Onlar, o verimli topraklara gökten zembille mi indiler” diye sorarlar adama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu resmî tez benim kafamı iyice karıştırdı. O insanlar tedbiren mi sürüldüler, yoksa verimli topraklardalar diye mi sürüldüler? Unutmuşum, zaten Ermeniler Ermeni oldukları için sürülmemişlerdi... Sadede geliyoruz galiba. Tabii o zaman “soykırım”dan yırtmak için verimli topraklardaki müslim-gayrimüslim herkes sürüldü” gibi bir şey söylemek gerekecek –o tarih de yakında yazılır herhalde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sermayenin “milli”leştirilmesiyle (hele böyle millileştirme) liberal ekonominin aynı cümlede nasıl kullanıldığını da bir uzman bize anlatır artık. Sen “milli”yi böyle tarif et, “millet”i, “Türk”ü böyle tarif et ondan sonra da çıkıp “tek millet” diye slogan attığında karşı çıkanlara kapıyı göster. “Ben Türk değilim” diyene de kız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok ciddi bir önerim var. Hani göz bebeklerimizi, civcivlerimizi her pazartesi sabahı, torna-tesviye sıralarına oturtmadan önce, beton bahçelerde topluyoruz ya, hani onlara şuur aşılayıp, tekleştirip, kutsal amaçlara kanalize edip, dar borulardan geçiriyoruz ya. Hani hep bir ağızdan ant içtiriyoruz ya: “Varlığım Türk varlığına armağan olsun” diye... Azınlık okullarında şöyle dedirtelim çocuklara mesele kapansın: “Yokluğum Türk varlığına armağan olsun.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnkârdan ikrara doğru yol alınacağını elbette öngörebilirdik de, o ikrarın böyle gönülden bir ikrar, yaşananı olumlayan bir ikrar olacağını da doğrusu tahmin edemezdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Gönülsüz tedbirler”den, “gönüllü yokluğumuz”a, resmî ağzın önlenemez evrimine tanık oluyoruz. İç ses artık işkembede durmuyor, duramıyor. Ne de olsa egemenler inkârı sevmez. “Madem egemenim, niye inkâr edeyim?” Egemenlerin “İnkâr Hanı”nda konaklamaları geçicidir hep; o, hanın jeopolitik önemindendir, konjonktür baskısındandır, meşruiyet derdindendir. Zincirinden boşaldı mı “İkrar Evi”ne dönmek ister, evi gibi yoktur onun. Gönlünde yatan aslan kükrer: Yaptımsa yaptım; yine yaparım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sür kardeşim o zaman. Gönlümüz zaten sürüldü çoktan. İliklerimize işlemiş kör olası ilkeler sayesinde zaten zar zor durduğumuz memleketimizden, atalarımızın, daha da önemlisi torunlarımızın yüzüne bakacak onurlu bir duruş uğruna ağız dolusu lafı yiyip yuttuğumuz, her gün yaşamaya çalışarak yaşadığımız DÜNYAMIZDAN, sür bizi de gayrı. Sür gitsin, sür bitsin. Bu lafı yutmayacağım ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama niye süreceksin? Bizim etimiz ne budumuz ne? Dişinin kovuğuna gitmez. Zaten biz sürüyüz. Egemenliğe ortak olmayı istemek yerine, egemenin akıllısını ister ya sürüler, bizimki de o misal; oturmuş egemenin akılsızlığından bahsedip, egemen uyarıyoruz. Bu kadarı da fazla, bu iş böyle göstere göstere de yapılmaz ki. Vicdan evinden hiç mi geçmedi yolun?&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Koray'ın Notu:&lt;/b&gt; Yok Koray'ın notu. Şu yazının bir adım ötesine yürüyecek bir sözü yok. Utancından boğuldu bitti. Kendisini temsil edenlerin laflarından, onların ağızlarını kapatamamaktan, başka gezegenlere gönderememekten duyduğu utançtan...öldü bitti.&lt;br /&gt;Kafatası avcılığının daha moderncesini bile değil, aynısını yapmaktan ne zaman/nasıl vazgeçeceğiz? Yerinden, yurdundan, dostundan ve hatta düşmanından sürülmüş bu insanları, nasıl koruyup kollayacağız ki? Acıtmadan, üzmeden. Hem zaten çok üzüldüler. Çok üzdük. Biz üzdük. Onları...&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-352079217518359349?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/352079217518359349/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=352079217518359349' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/352079217518359349'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/352079217518359349'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/11/arat-dinkin-varlmdan-utandran-yazs.html' title='Arat Dink&apos;in Varlığımdan Utandıran Yazısı: Yokluğum Türk Varlığına Armağan Olsun, 13 Kasım 2008, Taraf'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-75396681551135969</id><published>2008-11-13T02:42:00.001-08:00</published><updated>2008-11-13T02:42:58.447-08:00</updated><title type='text'>Erdal Şafak, 13/11/08, Sabah Gazetesi</title><content type='html'>&lt;h1 class="haber_baslik baslik_renk"&gt;       &lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bu kadarı ayıp oluyor! &lt;/span&gt;    &lt;/h1&gt;                        T&lt;b&gt;ürkiye'yi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;en&lt;/b&gt; &lt;b&gt;az&lt;/b&gt; &lt;b&gt;30&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yıldır&lt;/b&gt; &lt;b&gt;tanır.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Hem&lt;/b&gt; &lt;b&gt;de&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çok&lt;/b&gt; &lt;b&gt;iyi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;tanır.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Başbakanlardan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bakanlara,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;patronlardan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;üst&lt;/b&gt; &lt;b&gt;düzey&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bürokratlara&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ve&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yöneticilere&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kadar.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'ye en az 30 yıldır gelirgider. 1977'den beri İsviçre'nin dağ kasabasında &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt; konulu zirveler, &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt; temalı özel geceler düzenler, &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'de de forum, zirve gibi etkinlikler hazırlar. "Bölgeleri birleştirmek, yeni fırsatlar yaratmak" (2006'da), "İstanbul zirvesi" (2007'de), "Avrupa*Orta Asya Toplantısı" (2008'de) gibi.&lt;br /&gt;Memleketimize her fırsatta hayranlığını dile getirir: &lt;b&gt;"&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bölgesinde&lt;/b&gt; &lt;b&gt;lider&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ülke",&lt;/b&gt; &lt;b&gt;"&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bana&lt;/b&gt; &lt;b&gt;heyecan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;veriyor",&lt;/b&gt; &lt;b&gt;"&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çok&lt;/b&gt; &lt;b&gt;etkin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bir&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ülke"&lt;/b&gt; gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bilgileri&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ile&lt;/b&gt; &lt;b&gt;verileri&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çelişiyor&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkede patronlar kulübünü bir kadının yönettiğini, en büyük holdinglerden birinin başında bir kadının bulunduğunu, en büyük yabancı sermayeli bankanın genel müdürlük koltuğunda bir kadının oturduğunu bilir.&lt;br /&gt;Bu ülkede temel eğitim öğretmenlerinin yarıdan fazlasının, lise öğretmenlerinin yarısının kadın olduğunu da bilir.&lt;br /&gt;Bu ülkede doktor ve eczacıların çoğunluğunu kadınların oluşturduğunu, iletişim (medya, halkla ilişkiler) ve hizmet sektörlerinde, başta tekstil olmak üzere birçok işkolunda kadınların ağırlıklı yeri bulunduğunu bal gibi bilir.&lt;br /&gt;Burada okullaşma oranının yüzde 97'yi geçtiğini, dolayısıyla kız çocuklarının eğitime erişimlerinde birçok ülkeyi kıskandıracak bir performansa ulaşıldığını da bilir.&lt;br /&gt;Burada kadınların erkeklerden çok yaşadığını, bebek ölümlerinde aşağı-yukarı Batı standardının yakalandığını, çalışan kadınlara doğum izni (Babalara da tanındığına göre "Ebeveyn izni" dememiz daha doğru olacak) süresinin AB düzeyine çok yaklaştığını da bilir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Prof.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Klaus&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Schwab'dan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;söz&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ediyoruz.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;"Davos&lt;/b&gt; &lt;b&gt;zirvesi"&lt;/b&gt; &lt;b&gt;diye&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bilinen&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Dünya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Ekonomik&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Forumu'nun&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kurucusundan.&lt;/b&gt; Dünya siyaset ve "Business" liderlerini her yılın ilk ayında İsviçre'nin dağ kasabasındaki küresel gövde gösterisinde buluşturan, artık gelenekselleşmiş bu yıllık randevu çerçevesinde &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'den de onlarca politikacı, işadamı ve medya mensubunu -yüklü aidatlar ve faturalar ödetere- kağırlayan Klaus Schwab'dan.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;İşte&lt;/b&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'yi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ve&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Türkler'i&lt;/b&gt; &lt;b&gt;iyi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;tanıyan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;o&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Prof.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Schwab'ın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kurup&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yönettiği&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Dünya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Ekonomik&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Forumu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;dün&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kadın-erkek&lt;/b&gt; &lt;b&gt;eşitliği&lt;/b&gt; &lt;b&gt;raporunu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;açıkladı.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;130&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ülkenin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yer&lt;/b&gt; &lt;b&gt;aldığı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;klasmanda&lt;/b&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kaçıncı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;sırada&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gösterildi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;dersiniz?&lt;/b&gt; &lt;b&gt;123!&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Evet,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;130&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ülke&lt;/b&gt; &lt;b&gt;arasında&lt;/b&gt; &lt;b&gt;sondan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;8'inci!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Rapora göre, dünyada kadın-erkek eşitliğinde, daha doğrusu eşitsizliğinde &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'den daha kötü durumda olan sadece 7 ülke var. Sayalım: Mısır, Fas, Benin, Pakistan, Suudi Arabistan, Çad ve Yemen!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sözün&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bittiği&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yer&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Pes.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Gerçekten&lt;/b&gt; &lt;b&gt;pes.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Moğolistan,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Kırgızistan,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Özbekistan,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Botsvana,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Gambiya,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Mali,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Moritanya,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;İran,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Cezayir,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Etiyopya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gibi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ülkelerde&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kadın-erkek&lt;/b&gt; &lt;b&gt;eşitliği&lt;/b&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'ye&lt;/b&gt; &lt;b&gt;göre&lt;/b&gt; &lt;b&gt;daha,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;hatta&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çok&lt;/b&gt; &lt;b&gt;daha&lt;/b&gt; &lt;b&gt;iyi!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Değerlendirmenin 4 kritere göre yapıldığı belirtiliyor: 1- Kadınların işgücüne katılımı ve fırsat eşitliği, 2- Eğitim düzeyi, 3-Siyasal etkinlik, 4- Sağlık ve ortalama yaşam süresi.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'ye 123'üncü sıranın layık görülmesinin gerekçelerine bakıyorsunuz; örneğin işgücüne katılımın önemli verileri arasında gösterilen temel eğitimde ve lise öğreniminde kadın öğretmen oranı haneleri boş bırakılmış. Veri yokluğundan. Zahmet edip Milli Eğitim Bakanlığı'nın internet sitesine bile girmemişler. Üstelik kullanılan diğer verilerin çoğu da en az iki yıllık.&lt;br /&gt;Kabul; &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt; kadınlara seçme ve seçilme hakkını tanıyan ilk devletlerden biri olmasına rağmen siyasette kadınlara hak ettikleri yeri bir türlü sağlayamadı.&lt;br /&gt;Kabul; İşgücüne kadın katılımı oranı son yıllarda geriliyor, işsizliğin ilk kurbanı genellikle kadınlar oluyor.&lt;br /&gt;Ama bunlar &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'yi "Dünyanın en geri ülkelerinden biri" olarak göstermek için yeterli mi? Gerçekten öyleyse, henüz yol yakınken AB üyeliği talebimizi geri çekelim. Derhal. Çünkü, bu verilere göre, &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=Avrupa%20Birli%C4%9Fi"&gt;Avrupa Birliği&lt;/a&gt;'ne katılma hayallerinden vazgeçip, dünyanın en yoksul, dolayısıyla en geri -ve de en geri kafalı- ülkeleri grubuna adımızı yazdırmamız gerekiyor.&lt;br /&gt;Araştırmayı yapanlar, AB'nin 2008 &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt; İlerleme Raporu'na bile göz atmamışlar: "Kadın haklarında belli bir gelişme sağlandı. 30 bin kamu görevlisi bu konuda eğitimden geçirildi."&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bizden&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kadar.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;TÜSİAD&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Yönetim&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Kurulu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Başkanı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Arzuhan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Doğan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Yalçındağ'ın,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Sabancı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Holding&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Yönetim&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Kurulu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Başkanı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Güler&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Sabancı'nın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ve&lt;/b&gt; &lt;b&gt;HSBC&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Genel&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Müdürü&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Piraye&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Antika'nın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;da&lt;/b&gt; &lt;b&gt;herhalde&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ilk&lt;/b&gt; &lt;b&gt;karşılaştıklarında&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Prof.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Klaus&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Schwab'a&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bir&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çift&lt;/b&gt; &lt;b&gt;sözleri&lt;/b&gt; &lt;b&gt;olur...&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-75396681551135969?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/75396681551135969/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=75396681551135969' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/75396681551135969'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/75396681551135969'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/11/erdal-afak-131108-sabah-gazetesi.html' title='Erdal Şafak, 13/11/08, Sabah Gazetesi'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-8563547378849475690</id><published>2008-10-10T11:05:00.000-07:00</published><updated>2008-10-10T11:28:54.391-07:00</updated><title type='text'>Deneme...deneme...1...2</title><content type='html'>Geri dönüşümüzü The Economist'in bu haftaki sayısından bir kaç haberle kutlayalım. Benim yorumlarım da bonus olsun:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1)&lt;a href="http://www.economist.com/world/europe/displayStory.cfm?source=hptextfeature&amp;amp;story_id=12381767"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;The Arctic contest heats up&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;    What is Russia up to in the seas above Europe?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;   &lt;br /&gt;    Son global ekonomik kriz İzlanda'yı fena çarptı. Tam bir nakit sıkışıklığı içinde ve iflasın eşiğinde bekliyor. Spekülatif hareketlerle ekonomisini güçlendirmiş bir ülke için, aslında çok sürpriz bir gelişme değil. Fakat İzlanda bankalarının verdiği, piyasanın bir iki puan üstündeki faizler, bir çok Avrupalı kuruluşun paralarını buralara akıtmasına neden oldu. (Örn: İngiltere'deki belediyeler).&lt;br /&gt;Şimdi tüm Avrupa nakit krizine girdiği için, el atabilecek kimse yok. Uzanan tek el ise petrol geliriyle gününü gün eden Rusya'dan geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki İzlanda durup dururken kaynım beni niye öptü diye düşünmez mi? Bunu bilmiyoruz ama The Economist düşünmüş ve analizin sonunda, Rusya'nın Arktik Denizi'ndeki hakimiyet emellerinin bunda payı olduğu sonucuna varmış: Yani henüz bakir denebilecek petrol yatakları, balık ve mineral deposuna.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rusya'nın bu taktiği geçenlerde ufak bir 'kıta sahanlığı' krizi yaşadığı Norveç'in tepkisine neden oldu. Normal zamanlarda Avrupa Birliği'ni ayağa kaldıracak olsa da, paranın az olduğu zamanlarda Rusya'nın hükümranlığını izlemekteyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-8563547378849475690?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/8563547378849475690/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=8563547378849475690' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/8563547378849475690'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/8563547378849475690'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/10/denemedeneme12.html' title='Deneme...deneme...1...2'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-6269050474208910706</id><published>2008-09-08T10:57:00.001-07:00</published><updated>2008-09-08T11:04:10.918-07:00</updated><title type='text'>Nükleere Bir de Çevreci Olmayan Bir Açıdan Bakmak</title><content type='html'>Koray'ın Notu: Kalkınma ve halk sağlığı konusunda bu kadar çabaladıktan sonra, iyi niyetli bir avuç insan dışında, herkesin kendi gündemi, politikası ve karı olduğunu anladım. Eminim bütün sivil toplum sektöründe bu iş böyledir. Keza çevre politikaları konusunda da. Demiyorum ki nükleer iyidir ya da kötüdür. Sadece bu işlerde galeyana gelmeden, her cepheyi dinleyebilecek sabır gerekir. Bir de merak: ben bu adamın söylediğini beğendim ama diğer adam ne diyor acaba dedirtecek bir merak etme duygusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle Akşam Gazetesi'nin pazar ekinde çıkan bir yazıyı da buraya koymak istedim. Maksat olayın 360 derecesini de görelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;color:#333333;"&gt;NÜKLEER ENERJİYE KARŞI ÇIKAN ÇEVRECİLER TÜRKİYE'YE ÇELME TAKIYOR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Satırbaşları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Greenpeace kurucularından Patrick Moore ve İngilizlerin eski Yeşilleri’nin önde geleni, James Lovelock da artık nükleer teknolojiyi ‘en temiz, en güvenli, küresel iklimin sağlığına en uygun enerji kaynağı’ olarak tanımlamaya başlamışlardır. Bu köklü değişimin bilimsellik, ekonomik rasyonellik ve ülkelerin geleceğe dönük var oluş kaygılarıyla ilişkili olduğu açıkça ortadadır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;color:#333333;"&gt;Kalkınma süreçlerini destekleyen gelişmiş ülkeler şimdilerde nükleer enerjiye geri dönüşü hızla başlatmışlardır. Özellikle kalkınma hamlesi yaşayan Çin, Güney Kore ve Hindistan nükleer reaktörleri bir yandan dış ülkelerden sağlarken öte yandan hızla kendi teknolojilerini geliştirmeye başlamışlardır. ABD, Kanada ve Fransa gibi çok gelişmiş sanayi ülkeleri de yeni, ucuz ve daha güvenli nükleer santral teknolojileri üretmeye başlamışlardır. Bu yeni teknolojili üçüncü nesil nükleer santraller, son derece güvenlidir. Petrol lobilerinin etkisi ile gelişmekte olan ve Türkiye gibi enerjide dışa bağımlı ülkelerde nükleer teknoloji tartışma konusu haline getirilmektedir. Özellikle ABD’deki Three Mile Island ve Ukrayna’daki Çernobil kazaları petrol ve doğalgaz şirketlerinin elinde iyi bir istismar malzemesi olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;color:#333333;"&gt;&lt;li&gt;Bulgaristan, AB’ye girerken 6 nükleer santralinden 4’ünü kapatmayı kabul etmiş iken şimdi bu konuda geri adım atma çabalarına girmiş; bir yandan da iki yeni reaktör daha inşa etme kararı almıştır.&lt;/li&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yazının Tamamı: http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=129110,10,195&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-6269050474208910706?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/6269050474208910706/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=6269050474208910706' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/6269050474208910706'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/6269050474208910706'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/09/nkleere-bir-de-evreci-olmayan-bir-adan.html' title='Nükleere Bir de Çevreci Olmayan Bir Açıdan Bakmak'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-3117900190209369750</id><published>2008-09-08T10:46:00.000-07:00</published><updated>2008-09-08T10:50:13.587-07:00</updated><title type='text'>Google'dan Yeni Bir Patent</title><content type='html'>Bakın bu ilginç. Google verilerin, sistemlerin, 'bilgi bulutlarının' içinde olduğu platformlarını okyanusa taşımayı düşünüyor. Bir gemi ile! Gemiye kurulacak sistem sayesinde, hem ülkeler arası dolaşan datanın daha kısa mesafeler katedeceği için daha hızlı aktarılacağı; hem de bu büyük sistemi soğutmak için, okyanustan faydalanılacağı söyleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberin İngilizce detayları burada:&lt;br /&gt;http://www.engadget.com/2008/09/08/google-patent-application-reveals-plans-for-floating-data-center/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-3117900190209369750?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/3117900190209369750/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=3117900190209369750' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/3117900190209369750'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/3117900190209369750'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/09/googledan-yeni-bir-patent.html' title='Google&apos;dan Yeni Bir Patent'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-7721054576360081391</id><published>2008-09-06T15:12:00.000-07:00</published><updated>2008-09-08T10:50:47.756-07:00</updated><title type='text'>Emre Aköz Ropörtajı, Medyatava.net, 7/9/08</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  &gt;Koray'ın Notu: Emre Aköz, bence 'yeni nesil' yazarlar arasından çıkmış parlak bir kafa. Fikirlerine ifrit olmuşluğum çok sıktır (tarikatları tasvip eder mesela). Fakat kendi doğrularını, çok objektif çıkarımlara dayar ve sizi düşünmeye tahrik eder. Ropörtaj da bence iyi iş olmuş. &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:180%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;EMRE AKÖZ: HINCAL ŞİRAZESİNDEN ÇIKTI... AYŞE ARMAN TEDAVİ OLMASIN AMA HINCAL OLSUN!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;                                                                &lt;/b&gt;                     &lt;br /&gt;                     &lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  &gt;&lt;i&gt;07.09.2008 00:08:00&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;                     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                     &lt;span style=";font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;                       &lt;img src="http://www.medyatava.net/haberimages/07092008000713.jpg" vspace="5" align="left" border="0" hspace="5" /&gt;                      &lt;b&gt;MEDYATAVA-PAZAR SÖYLEŞİSİ: Sayım Çınar bu hafta Sabah yazarı Emre Aköz ile konuştu. Ayşe Arman ve Hıncal Uluç polemikleri hakkındaki düşüncelerinden bu başlık çıktı... Aköz, 'Değiştin diyorlar' sorusuna ise şu cevabı veriyor: Temel meselelere bakışım 15 yıldır aynı. Hemen her akşam, iş bittikten sonra, rakı, şarap, viski, Allah ne verdiyse içmeye de devam ediyorum. &lt;/b&gt;                       &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; position: relative; float: right;" align="right"&gt;              &lt;/div&gt;   &lt;span style=";font-family:Arial,Helvetica;font-size:100%;"  &gt;                                                                                                                                                                     &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:16;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;SAYIM ÇINAR&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:16;"&gt;&lt;a href="mailto:sayimc@superonline.com"&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman;font-size:85%;"  &gt;sayimc@superonline.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:16;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;font-size:7;"  &gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:16;"&gt;Emre Aköz: Modernleşmeden yanayım ama Kemalizm’e karşıyım&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-size:14;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;span style=""&gt;                          &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span&gt;Emre Aköz’ü yıllardır tanıyorum. Yıllarca Sayım’ın Kitap Bavulu’ndan kitaplarını aldı. Bu söyleşinin benim için özel bir anlamı olduğunu söylemek zorundayım. Aköz, Ayşe Arman ve Hıncal Uluç’a birtakım önerilerde bulundu. Kendisiyle ilgili yazılan ağır yazılara;&lt;/span&gt;&lt;span&gt; “Yine de, beni bizzat tanımış insanların bunu yapması önceleri garibime gitti. Ama artık önemsemiyorum” diyor...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;v:shapetype id="_x0000_t75" stroked="f" filled="f" path="m@4@5l@4@11@9@11@9@5xe" preferrelative="t" spt="75" coordsize="21600,21600"&gt;&lt;v:stroke joinstyle="miter"&gt;&lt;/v:stroke&gt;&lt;v:formulas&gt;&lt;v:f eqn="if lineDrawn pixelLineWidth 0"&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;v:f eqn="sum @0 1 0"&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;v:f eqn="sum 0 0 @1"&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;v:f eqn="prod @2 1 2"&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;v:f eqn="prod @3 21600 pixelWidth"&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;v:f eqn="prod @3 21600 pixelHeight"&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;v:f eqn="sum @0 0 1"&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;v:f eqn="prod @6 1 2"&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;v:f eqn="prod @7 21600 pixelWidth"&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;v:f eqn="sum @8 21600 0"&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;v:f eqn="prod @7 21600 pixelHeight"&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;v:f eqn="sum @10 21600 0"&gt;&lt;/v:f&gt;&lt;/v:formulas&gt;&lt;v:path connecttype="rect" gradientshapeok="t" extrusionok="f"&gt;&lt;/v:path&gt;&lt;o:lock aspectratio="t" ext="edit"&gt;&lt;/o:lock&gt;&lt;/v:shapetype&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;v:shape id="_x0000_s1026" style="margin-top: 0px; z-index: 1; left: 0px; margin-left: 0.15pt; width: 150pt; position: absolute; height: 120pt; text-align: left;" type="#_x0000_t75"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;v:imagedata title="akoz" src="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Clevent%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_image001.jpg"&gt;&lt;/v:imagedata&gt;&lt;w:wrap type="square"&gt;&lt;/w:wrap&gt;&lt;/span&gt;&lt;/v:shape&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Son günlerde yazdığı yazılarla dikkatleri fazlasıyla üzerine çeken Emre Aköz ile dergiciliği, gazeteciliği, çok önceden işaret ettiği ama büyük tepkilerle karşılaşmasına neden olan Ergenekon Davası’nı, hükümetin icraatlarını ve ülkede gereken istikrarın sağlanıp sağlanamadığını, medyanın durumunu ve medyanın kendisini nasıl geliştirebileceğini konuştuk. Sorularımıza hem çok içten hem de detaylı yanıtlar veren Emre Aköz önümüzdeki günlerde adından daha fazla söz ettireceğe benziyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;-Türk medyasının durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce medya üzerine düşenleri gerçekleştirebiliyor mu?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt;Medya hep çalkantılı bir sektör oldu. Çünkü toplumdaki her türlü çıkar grubunun kapıştığı bir arenadır medya. “Medya” deyince TV, gazete, dergi, radyo ve internet sitelerini birlikte düşünmek gerekir. Bu yayın organlarını tek tek ele alırsanız bir sürü eksik, gedik bulabilirsiniz. Öte yandan medyada müthiş bir çokseslilik var bugün. Her türlü haber ve yorum yer alıyor. Ama dağınık şekilde… Yabancı bir gazeteci şöyle demişti: “Türk gazetelerinde her haber var. Ancak çok sayıda gazeteyi karşılaştırmalı okumaktan ve hangi haber doğru, hangisi yalan diye ayıklamaya çalışmaktan canımız çıkıyor.”&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;-Medyaya yeni kan gerektiğini herkes kabul ediyor. Peki, sizce bu taze kan nasıl sağlanmalı? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Taze kanın birkaç biçimi var. Bir: Sermaye olarak… Çalık Holding’in Sabah Grubunu alması, Ciner Grubu’nun sektöre girmesi; bunların hepsi yeni kandır. Rekabet açısından olumludur.&lt;br /&gt;İki: Yayın çizgisi olarak… “Taraf” gazetesinin çıkması, nasıl da etkili oldu, siyasi atmosferi nasıl da değiştirdi; görüyoruz işte.&lt;br /&gt;Üç: Yeni mecra olarak… Onu da internet siteleri yapıyor.&lt;br /&gt;Taze kan, “hop” diye şırınga edilemez ki. Yıllarca sürer. Son 10 yıla bakın, ne kadar değiştiğimizi, çeşitlendiğimizi rahatça görürsünüz.&lt;span style=""&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;-Geçenlerde Ayşe Arman, Cengiz Semercioğlu’nun programına konuk olmuştu. Sabah Gazetesi’ndeki&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;köşe yazarlarını okuyan Ayşe Arman, sizin köşenizi okumadığını söyleme ihtiyacı hissetti. Bunu söyleyen Ayşe Arman’ a bir cevabınız olacak mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;v:shape id="_x0000_s1027" style="margin-top: -0.3pt; z-index: 2; margin-left: 0.15pt; width: 116.85pt; position: absolute; height: 93.3pt;" type="#_x0000_t75"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;v:imagedata title="40" src="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Clevent%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_image002.jpg"&gt;&lt;/v:imagedata&gt;&lt;w:wrap type="square"&gt;&lt;/w:wrap&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/v:shape&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt;Burada “cevaplık” değil “tedavilik” bir vaka var. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Siz belki bilmezsiniz: Arman’ın bana karşı olan rahatsızlığı; yeni bir durum değil. Böyle olumsuz lafları 10, hatta 15 yıldır söylüyor. Sevmiyorsa, sevmesin; ne yapayım? Canı sağ olsun! Sektörde beni sevmeyen sadece o değil zaten, çok meslektaş var. Ama bunu her fırsatta dile getirmesi, rasyonel bir yargıdan çok, bana karşı bir “takıntısı”, bir “sabit fikri” olduğunun işareti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt;Fi tarihinde kendisine bir “yanlış” yapmış olsam dahi (ki ben hatırlamıyorum), bu sıkıntının yıllardır içini kemirmesi, bir türlü unutamaması, affedememesi; meselenin benden değil, ondan kaynaklandığını gösteriyor. “Tedavi” lafını da latife olsun diye söyledim; tedavi filan olmasın, bana kızmaya devam etsin! &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;b style=""&gt;-Sabah gazetesindeki değişimler sizi ne kadar etkiliyor?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Valla ben doğru bildiğimi yazıyorum. Yani böyle düşünüyorum; böyle yazıyorum. Okurlar arasında beğenen de var, beğenmeyen de… Yönetim açısından ise temel bir sıkıntım yok. Tabii küçüklü büyüklü bazı eleştiriler yapabilirim ama o ayrı bir konu.&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;-Son zamanlarda sizle ilgili yazılan ağır yazılara karşı neler söyleyebilirsiniz?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;v:shape id="_x0000_s1028" style="margin-top: 16.2pt; z-index: 3; margin-left: 252pt; width: 180pt; position: absolute; height: 135pt;" type="#_x0000_t75"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;v:imagedata title="5329" src="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Clevent%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_image004.jpg"&gt;&lt;/v:imagedata&gt;&lt;w:wrap type="square"&gt;&lt;/w:wrap&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/v:shape&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt;Ciddiye alacağım eleştiri yok denecek kadar az. Özellikle son iki yıldır demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, özgürleşme, sivil siyaset ve Avrupa Birliği merkezli yazılara ağırlık verdim. Bu bakış açısının sonucu olarak; darbe heveslilerini, 367 şaklabanlığını, cumhuriyet mitinglerini, otoriter zihniyeti, Kemalistleri, Anayasa Mahkemesi’nin bazı kararlarını ve elbette Ergenekon örgütlenmesini eleştirdim. Böyle yaptığım için bana hakaretler edeceklerini, belden aşağı vuracaklarını, çamur atacaklarını biliyordum. Çünkü yukarıda saydığım değerleri savunanlara öyle yapıyorlar. Tahmin ettiğim gibi de oldu. Yine de, beni bizzat tanımış insanların bunu yapması önceleri garibime gitti. Ama artık önemsemiyorum. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;b style=""&gt;-Medyada değişmesi gereken aksaklıkların neler olduğunu düşünüyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Ortadoğu, Kafkaslar, İran ve elbette Rusya’yı takip edecek düzeyde Arapça, Rusça, Farsça filan bilen elemanlarımız yok denecek kadar az. Türkiye bu bölgede büyük oynayacaksa, medyası da büyük oynamalı.&lt;b style=""&gt; &lt;/b&gt;Hadi onları geçtik, Türkçemiz de kötü. Daha vahimi isim yapmış medyacılar, yanlışları, doğru diye dayatıyor, “büyüğümüzdür” diye kimse sesini çıkarmıyor. “Tabii” ile “tabi” farkını dahi öğretemedik arkadaşlara. Sabah, Hürriyet, Milliyet, Radikal gibi gazeteler, din konusunda fahiş hatalar yapıyor; mutlaka ilahiyat fakültesi mezunu editörler işe alınmalı. &lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;-Sizin değiştiğinizi söylüyorlar, siz bu değişimle ilgili neler söyleyebilirsiniz?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Temel meselelere bakışım en az 15 yıldır değişmedi. Mesela: Eskiden de üniversitede türban serbestliğini savunuyordum, şimdi de savunuyorum. Bu arada, hemen her akşam, iş bittikten sonra, rakı, şarap, viski, Allah ne verdiyse içmeye de devam ediyorum. Bir dönem içki, restoranlar, seks filan üzerine yazıyordum. Sandılar ki bunları yazan bir kişi mutlaka Kemalist’tir. Hayır, modernleşmeden yanayım ama Kemalizm’e karşıyım. Laikliği savunuyorum ama “laikçi” değilim. Her dinden insanın özgürlüğünü savunuyorum ama dindar değilim. Zihinlerinde, beni yerleştirecekleri bir kategori olmadığı için “değişti” diyorlar. Bilgi dağarcıkları yetmiyorsa, kabahat benim mi? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;b style=""&gt;-Türkiye’nin siyasi arenası hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce ihtiyaç duyduğumuz istikrar ortamı sağlanmış durumda mı?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Hayır, sağlanmadı, sağlanamaz da. Çünkü Türkiye’nin siyasi yapısı kriz üretiyor. Daha uzun süre bu tip siyasi krizler yaşayacağız.&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;b style=""&gt;-Ergenekon davasına çok önceleri dikkat çekmiştiniz. Sizce şu anda devam eden süreç ülkeyi nereye götürür?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Silahlı Kuvvetlerin tutumuna bağlı. Eğer “Eski mensuplarımıza arka çıkmalıyız” diyerek, Ergenekoncuları savunurlarsa, gerilim devam eder.&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;-Kaleminizin çok sivri olduğunu düşünüyor musunuz? Medya polemiklere çok müsait bir ortam. Bu kadar kaygan bir zeminde yürürken düşmemek için siz ne gibi yöntemler uyguluyorsunuz? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt;Ben sadece bilgileri bir araya getiriyor, ardından da yorum ve eleştiri yapıyorum. Ortaya çıkan durum birilerinin hoşuna gitmiyorsa, ben ne yapayım? Düşmemek için bir şey yaptığım yok. Düşersem, düşerim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;b style=""&gt;-Hıncal Uluç’la olan polemikleriniz sizi yormuyor mu?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Yok canım, niye yorsun?&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Eskiden yanında çalışmış olanlar, “Bize öğrettiklerinin tam tersini yapıyor” diyor. Hıncal şirazesinden çıktı. Ahlak, etik, mantık, akıl, saygı, bilgi… Bu ve benzeri değerlerin, ilkelerin içine ediyor. Başkalarını neyle suçluyorsa, hepsini kendisi yapıyor. Ayşe Arman tedavi olmasın ama Hıncal olsun.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;b style=""&gt;-Sizce gazetecilik mi yoksa dergicilik mi daha heyecanlı? Siz hangi mecrada kendinizi daha iyi ifade edebildiğinizi düşünüyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=""&gt;Önce gazete. Çünkü yazı; kalıcı ve öğretici… Ayrıca hareketli ve çok daha fazla insana ulaşıyorsunuz. TV de iyi. Eğlenceli. Ama TV’de, bir olayın gelişimini, mantığını uzun uzun anlatmak seyirciyi sıkıyor. Kısa ve öz olmalı söyledikleriniz. Hap gibi. Tamam ama bir olayı hap haline getirmek mümkün değilse ne yapacağız? &lt;/span&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;-Genç kuşak okurlar, siyasetçiler, muhalifler sizi yakından takip ediyorlar. Yazılarınızda ilginç sosyolojik gözlemlere yer verdiğiniz gibi çok ciddi sosyopsikolojik değerlendirmeler var. Siz muhalif bir gazetecisiniz, değil mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Muhalif derken neyi anladığınıza bağlı. Mesela, AKP yüzde 47 oy aldı. Hükümet oldu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Ama görüyoruz ki bunun hiç bir önemi yok. Parti kapatılmanın eşiğinden döndü. Ceza aldı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Demek ki başka iktidarlar, başka muktedirler var bu ülkede. AKP’yi, hükümeti eleştirenler, biraz da o muktedirleri eleştirsinler de görelim. Tabii aynı kelimelerle, aynı üslupla! &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Örneğin mizah dergileri, Başbakanı çizdikleri gibi, Genelkurmay Başkanını çizebiliyorlar mı? Hayır! Ben diyorum ki: Başbakanı da çizebilsinler, yerden yere vurabilsinler; Genelkurmay Başkanını da… Ama zaten bunu yapabildikleri gün, artık Genelkurmay Başkanı haddini bilir, yani sivil otoriteye uyum sağlar hale gelmiştir. (Dolayısıyla çizilmesine gerek kalmaz.)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;-İnternette daha çok neleri takip ediyorsunuz? Ekşi Sözlük'e bakışınızda bir değişiklik oldu mu?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Haber ve yorum sitelerini takip etmeye çalışıyorum. Zaten “bütün gün internetteyim” diyebilirim. Giderek iyi ve etkili hale geliyorlar. Bilgi dağarcıklarını biraz yetersiz bulsam da, ideolojilerine katılmasam da; çok zeki, çok esprili editörler, yazarlar, yorumcular var internette. Yayın yönetmeni olsam, işe alacağım çok kişi var internette. ‘Ekşi Sözlük’ün sorunu “süzgeçsiz” olması. Aptalı, cahili, yalancısı, provokatörü çok… Doğru ile yanlış iç içe geçmiş durumda. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-7721054576360081391?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/7721054576360081391/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=7721054576360081391' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/7721054576360081391'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/7721054576360081391'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/09/emre-akz-roprtaj-medyatavanet-7908.html' title='Emre Aköz Ropörtajı, Medyatava.net, 7/9/08'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-5068439876099659624</id><published>2008-09-06T14:52:00.000-07:00</published><updated>2008-09-06T15:02:56.534-07:00</updated><title type='text'>Serdar Turgut, Akşam Gazetesi, 6/9/08</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;color:#111111;"&gt;Ak hortumcular ve askerler&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;   &lt;/p&gt;           &lt;span style="font-size: 9pt;font-family:Arial;" &gt;&lt;br /&gt;Yakında Almanya’da görülmeye başlanacak “Deniz Feneri Derneği’nin hortumlanması” davası, Anayasa Mahkemesi’nin kapatma davası sürecinden sonra AKP’nin geleceğini en çok alakadar edecek dava olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç gün önce bu köşede yazdığımız bir yazıda, AKP’nin yumuşak karnının para meseleleri olduğunu, etkili çevrelerde AKP’lilerin paraya düşkünlükleri üzerine çok çeşitli laflar konuşulmakta olduğunu belirtmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin ilginci, AKP’lilerin para sevdasından şikayetçi olanların, Türkiye’de iş yapmaya çalışan yerleşik sermaye çevresiyle de sınırlı kalmaması, iktidar tarafından ite kaka palazlandırılan ‘Yandaş sermaye’nin bile bu konuda sıkıntılarını dile getirmeye başlamasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlayacağınız; iktidarın güçlü isimlerinin paraya doymazlığı ve gittikçe çıtayı yükseltmeleri, sermaye çevrelerini tümden tedirgin etmiş durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak iddianamesi yayınlanan Deniz Feneri davası, bu tür söylentilerin içinde sadece tek bir örnektir ama bu defa iş mahkemeye intikal etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gelecek için de bir işaret sayılmalı ve paranın lafını bile duyunca kendini kaybetmiş gibi davranmaya başlayan bazı insanların artık toparlanmaları için vesile olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O tür insanlar aynı zamanda güç sarhoşu da olduklarından kolay kolay kendilerini toparlayamazlar ama bizce Almanya’daki dava çok dikkatle izlenmeli. Çünkü iddianamede AKP’nin çok üst düzeylerine kadar giden bir hortumlama mekanizmasından bahsediliyor. Bu ak hortumlama sürecinde paraları elden taşıdığı iddia edilen önemli insanlar var. Bu insanlardan bazıları hortumculara kuryelik yapma dışında toplumun manevi değerlerini de korumaya soyunduklarından Almanya’daki dava bir başka açıdan da ilginç hale geliyor. Umarız AKP bu konuda aklını başına alır da hem söylentilerin önünü kapar hem de bu tür davaların ileride de açılma olasılığını ortadan kaldırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz davayı titizlikle ve yakından izleyeceğiz. Bu amaçla Nagehan Alçı’yı davayı izlemek ve şifrelerini çözmek üzere Almanya’ya gönderiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Koray'ın Notu:&lt;/span&gt; Bence bu dava orta vadede çok da önem taşımıyor. Olayın, esasında, iki cephesi var. Birincisi uluslararası arenada Türkiye'nin içine düşeceği, iktidardan tabana yağmacı bir toplum imajı. Bir diğeri de Türkiye içindeki yansıması. Bu blogda da yer alan pek çok yazıda değinildiği gibi, maalesef  'namusuyla' çalışıp, 'alnının hakkıyla kazanan'insan  Türkiye'de slogandan öteye geçmiyor. Zira herkes (hepimiz?) bir yerlerden yırtmanın yolunu arıyoruz. Küçük kasabalarda belediye meclisine girip ihale takibi yapmaktan; daha büyük şehirlerde vergiden kaçmanın bin tür yolunu ezbere bilmeye kadar giden geniş bir yelpazede. Hepimiz.&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: left;"&gt;O nedenle bu dava AKP'ye bir tek yolla zarar verebilir: Uluslararası kamuoyunun tepkisinin şiddeti yüksek olursa (özellikle AB, ve daha da özelde konunun tarafı olan Almanya), bu AKP'nin karizmasını 'sarsabilir'. Türkiye'de siyaset de karizma üzerinden yürüdüğünden, bu tip bir imaj zedelenmesi, seçimlerde yankı bulabilir. Unutulmazsa. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-5068439876099659624?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/5068439876099659624/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=5068439876099659624' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/5068439876099659624'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/5068439876099659624'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/09/serdar-turgut-akam-gazetesi-6908.html' title='Serdar Turgut, Akşam Gazetesi, 6/9/08'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-7735959075158854096</id><published>2008-09-05T04:25:00.000-07:00</published><updated>2008-09-05T04:26:00.414-07:00</updated><title type='text'>Erdal Şafak, 5/9/08</title><content type='html'>&lt;h1 class="haber_baslik baslik_renk"&gt;       &lt;span style="font-size:130%;"&gt;Şam notları     &lt;/span&gt;&lt;/h1&gt;                        &lt;b&gt;Başbakan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Erdoğan'la&lt;/b&gt; &lt;b&gt;günübirlik&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ziyaret&lt;/b&gt; &lt;b&gt;için&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Şam'a&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gidip&lt;/b&gt; &lt;b&gt;geldik.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Erdoğan'ın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;komşu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kapısına&lt;/b&gt; &lt;b&gt;dönen&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Şam'a&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kez&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gidişinin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;nedeni:&lt;/b&gt; &lt;b&gt;"4'lü&lt;/b&gt; &lt;b&gt;zirve"ye&lt;/b&gt; &lt;b&gt;katılmak.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Zirvenin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;konusu:&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Genelde&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;coğrafyadaki&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gelişmeler,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;özelde&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ise&lt;/b&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'nin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;arabuluculuğuyla&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yürütülen&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Suriye-İsrail&lt;/b&gt; &lt;b&gt;dolaylı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;barış&lt;/b&gt; &lt;b&gt;görüşmeleri.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Zirve çağrısını Suriye Devlet Başkanı Esad yaptı. Arap Birliği Dönem Başkanı olarak. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy AB Dönem Başkanı, Katar Emiri Şeyh Hamad Bin Halife Al Tani ise Körfez İşbirliği Konseyi Dönem Başkanı sıfatıyla davet edildiler. Ya Erdoğan'ın statüsü? O hiçbir örgütün dönem başkanı değil ama rolü en az zirvenin diğer üç aktörü kadar ağırlıklı: &lt;b&gt;"Suriye-İsrail&lt;/b&gt; &lt;b&gt;barış&lt;/b&gt; &lt;b&gt;sürecini&lt;/b&gt; &lt;b&gt;tekrar&lt;/b&gt; &lt;b&gt;başlatabilmiş&lt;/b&gt; &lt;b&gt;tek&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ülkenin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Başbakan'ı."&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Şam zirvesi Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın Körfez İşbirliği Konseyi üyesi 6 ülkenin (Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Umman) dışişleri bakanlarıyla Cidde'de "Mutabakat zaptı" imzalamasının hemen ertesine, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın da Libya ziyaretinin ise arefesine denk geldi.&lt;br /&gt;Cidde'de imzalanan belge &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt; ile Körfez ülkeleri arasında ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesini, serbest ticaret anlaşması yapılmasını öngörüyor. Ama ondan da önemlisi, siyasal ve güvenlik alanlarında işbirliği amaçlıyor. Diplomatik çevrelerin Arap basınına yansıyan ifadesiyle, bu, &lt;b&gt;Körfez&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ülkelerinin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;İran&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kaygılarına,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;hatta&lt;/b&gt; &lt;b&gt;korkularına&lt;/b&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;&lt;/b&gt; &lt;b&gt;güvencesi&lt;/b&gt; anlamına geliyor.&lt;br /&gt;Rice'ın Trablusgarp ziyareti ise, ABD'nin 50 yıl sonra Libya'ya dönüşünü simgeliyor. (Libya'ya en son 1957'de Başkan Yardımcısı Richard Nixon gitmişti!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tüm&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yollar&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Ankara'ya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çıkıyor&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Özetle &lt;b&gt;bu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;baş&lt;/b&gt; &lt;b&gt;döndürücü&lt;/b&gt; &lt;b&gt;coğrafyada&lt;/b&gt; &lt;b&gt;dengeler&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yeniden&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kuruluyor:&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Ortadoğu'dan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Kafkaslar'a,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Avrasya'ya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kadar.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Sarkozy'nin selefi Jacques Chirac'ın Suriye politikalarını kökünden değiştirmesinin nedeni de bu. ABD'nin Suudi Arabistan, Mısır ve İsrail üstünden müdahil olduğu, Rusya'nın Suriye üstünden konumunu pekiştirmeye çalıştığı Ortadoğu'da hem Fransa'ya, hem de AB'ye yer açmaya çalışıyor.&lt;br /&gt;Sarkozy gerçi AB Dönem Başkanı olarak ilk uluslararası sınavı Rusya-Gürcistan krizinde arabuluculuk görevini elineyüzüne bulaştırdı (Ateşkes anlaşmasında Gürcistan'ın toprak bütünlüğüne vurgu yapılmamasını kabul etti, Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner'in "AB, Rusya'ya karşı yaptırım kararı alacak" iddiası asılsız çıktı) ama Ortadoğu'ya dönüş girişimlerinin hiçbir sakıncası yok. Nasıl olsa bölge ülkeleri artık Avrupalı, Amerikalı dostlarına ya da müttefiklerine bel bağlamadan kendi başlarının çaresine bakmayı, sorunlarını kendi aralarında çözmeye çalışmayı öğrendi.&lt;br /&gt;İşte &lt;b&gt;bugün&lt;/b&gt; &lt;b&gt;4'lü&lt;/b&gt; &lt;b&gt;zirvede&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Sarkozy,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;"Suriye-İsrail&lt;/b&gt; &lt;b&gt;barış&lt;/b&gt; &lt;b&gt;sürecine&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ben&lt;/b&gt; &lt;b&gt;de&lt;/b&gt; &lt;b&gt;dahil&lt;/b&gt; &lt;b&gt;olayım"&lt;/b&gt; &lt;b&gt;diyecek&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ama&lt;/b&gt; &lt;b&gt;iki&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ülke&lt;/b&gt; &lt;b&gt;arasındaki&lt;/b&gt; &lt;b&gt;dolaylı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;görüşmelerin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;5'inci&lt;/b&gt; &lt;b&gt;turu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;18-19&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Eylül'de&lt;/b&gt; &lt;b&gt;İstanbul'da&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yapılacak.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;İsterse&lt;/b&gt; &lt;b&gt;buyursun&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gelsin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;veya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;temsilcisini&lt;/b&gt; &lt;b&gt;göndersin.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;"Buyursun" deyince aklımıza geldi; Sarkozy geçen yıl Yunanistan'ı ziyaret etti, şimdi Suriye'de. İsrail'e de gitti bir süre önce. Allah bilir, Gürcistan'a destek, Ermenistan'a sempati gezilerini de planlamış olabilir. Peki bu coğrafyanın büyük gücü &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'ye ne zaman teşrif edecek? &lt;b&gt;Ne&lt;/b&gt; &lt;b&gt;zaman&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Ortadoğu'da&lt;/b&gt; &lt;b&gt;tüm&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yolların&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Ankara'ya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çıktığını&lt;/b&gt; &lt;b&gt;anlayacak,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;daha&lt;/b&gt; &lt;b&gt;doğrusu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kabullenecek.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Hem sonra &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;, Fransa'ya bir şans daha tanıyarak, ihalelerden dışlama politikasını yumuşattı: "Gaz de France" (Aynı alanda faaliyet gösteren iki şirket birleştiği için şimdi adı "GDF Suez" oldu), İzmit'in doğalgaz dağıtım şirketi İzgaz'ın özelleştirilmesi ihalesini kazandı.&lt;br /&gt;Bu jestin karşılığını beklemek hakkımız olsa gerek: Önce Fransa'nın dönem başkanlığı bitmeden, söz verdiği gibi, AB ile müzakerelerde 2-3 başlığı daha açmalı, daha sonra da en azından AB'nin ve Fransa'nın Ortadoğu ve Kafkas politikalarının yürütülmesinde &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'nin işbirliğini aramalı.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Hoş,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;aramazsa&lt;/b&gt; &lt;b&gt;da&lt;/b&gt; &lt;b&gt;keyfi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bilir.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Yukarda&lt;/b&gt; &lt;b&gt;dediğimiz&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gibi,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;nasıl&lt;/b&gt; &lt;b&gt;olsa&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;coğrafya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ayaklarının&lt;/b&gt; &lt;b&gt;üstünde&lt;/b&gt; &lt;b&gt;durmasını&lt;/b&gt; &lt;b&gt;öğrendi.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'nin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;öncülüğüyle,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;telkinleriyle,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bilinçlendirmesiyle.&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-7735959075158854096?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/7735959075158854096/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=7735959075158854096' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/7735959075158854096'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/7735959075158854096'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/09/erdal-afak-5908.html' title='Erdal Şafak, 5/9/08'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-5145363049910743029</id><published>2008-08-31T05:11:00.000-07:00</published><updated>2008-08-31T05:12:07.515-07:00</updated><title type='text'>Erdal Şafak, Sabah, 31/08/08</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;PKK ve ETA&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bask ayrılıkçı terör örgütü ETA'nın siyasal kanadı Batasuna partisinin bir zamanlar liderliğini yürüten Arnaldo Otegi dün sabah sessiz sedasız tahliye edildi.&lt;br /&gt;Otegi'nin siyasal kariyeri Türkiye'de de bazı kesimlerin ders çıkarmaları gereken bir hazin sonla noktalandı.&lt;br /&gt;Batasuna'nın liderliğine geldikten sonra şiddeti, silahlı mücadeleyi reddetti, Bask sorununun ancak diyalogla ve uzlaşmayla çözülebileceğini savunmaya başladı. Ancak ETA bu çizgiden memnun değildi. Çifte baskı politikasını devreye soktu: Bir yandan bombalar patlatarak Batasuna'yı zor duruma soktu, bir yandan da Otegi'ye "Ya çizgimize gelirsin ya dışlanırsın" dayatmasında bulundu.&lt;br /&gt;Otegi bu baskılar sonucu söylem ve çizgi değiştirdi. Bu da ona "Terörü övmek" suçundan 15 ay hapis cezasına çarptırılmaya maloldu.&lt;br /&gt;Dün cezasını doldurup serbest bırakıldı. Cezaevinin kapısından özgürlüğe adımını attığında onu sadece birkaç yakını karşıladı. Çünkü Batasuna kapatıldı. Ayrıca ETA'nın siyasal vitrini olan diğer iki Bask partisine 3 yıl faaliyet yasağı getirildi. Ve nihayet ETA kendini kanıtlamak için hapsi bile göze alan Otegi'yi "Çizdiğini" ilan etti. Bask sorununda kendinden başka kimsenin muhatap alınmaması politikalarının sonucu olarak.&lt;br /&gt;50 yaşındaki Otegi hayatının bundan sonraki yıllarını kullanılıp atılmışlığın utancıyla geçirecek.&lt;br /&gt;Türkiye'de de benzer süreç yaşanıyor. Anayasa Mahkemesi'nde DTP hakkındaki kapatma davasında sona yaklaşırken (16 Eylül'de sözlü savunma yapılacak) PKK hem tahriklerinin, hem de -anlaşılan-Kürt siyasetçilerin üstündeki baskılarının dozunu artırdı.&lt;br /&gt;Örgütün tahrikleri mayınlarla (Daha dün Refahiye'de facianın eşiğinden dönüldü) ve bombalarla yaşamımıza yansıyor. Baskıları ise Emine Ayna gibi bazı Kürt siyasetçilerin pervasızlığın da ötesine geçen çıkışlarıyla.&lt;br /&gt;DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın hazırladığı iddianamede kapatma talebi için saydığı gerekçelerin hiçbirinde "Şiddeti övmek" suçunun bulunmadığını belirterek, bunun kendilerini umutlandırdığını söylüyordu.&lt;br /&gt;Anlaşılan bazı DTP'liler şimdi o eksiği kapatmak ya da Başsavcı Yalçınkaya'ya yeni gerekçeler, yeni deliller sağlamak için çırpınıyorlar. Hele DTP Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna'nın bu yöndeki "İnsanüstü" çabalarına maşallah diyecek yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amaçları DTP'yi kapattırmak&lt;br /&gt;Son bir ayda mikrofonu her kürsüye çıkışında söze PKK ile başlayıp PKK ile bitiren, "PKK'nın muhatap alınmasını", "PKK ile diyalog kurulmasını" isteyen, Öcalan için imza kampanyalarında başı çeken, bütün bu icraatlarına beklediği tepki gelmeyince gözünü iyice karartıp PKK'nın ilk eylemleri olan 15 Ağustos 1984'teki Eruh ve Şemdinli baskınlarını "Kürtler'in zafer bayramı" ilan eden Emine Hanım son demecinde adeta akan suları durdurdu! Buyurun: "Bombalı saldırılar savaşın bir parçasıdır!" Yani, Güngören'de, İzmir'de, Mersin'de, Hatay'da yapılan bombalı saldırılar, terör değil, savaş!&lt;br /&gt;Amaç sabır taşını çatlatmak. DTP için son umut kırıntılarını yok etmek. Partinin kapatılmasını garantilemek.&lt;br /&gt;Genel Başkan Ahmet Türk'ün "Bazı arkadaşların söylemleri bize umutla bakan kişilerin umutlarını kırıyor. O çıkışlar çözüme hizmet etmiyor" (Yeni Şafak gazetesine verdiği mülakat) hatırlatmaları bile fayda etmiyor. Çünkü onlar kulaklarını Ahmet Türk'e değil, İmralı'ya çevirdiler.&lt;br /&gt;Mutlaka kapattıracaklar DTP'yi. Böylece 2009 Mart'ındaki yerel seçimlere girmesini de önlemiş olacaklar. Kürtler de seçilmiş temsilcilerinden yoksun kalınca PKK'ya yönelecekler. Hesapları bu! İmralı da Ayna ve benzeri "Şahinler"i de bu sonucu sağladıkları için "Aferin"le ödüllendirecek!&lt;br /&gt;Gözleri iyice kararmış o "Siyasiler"i bir çift lafımız var:&lt;br /&gt;Arnaldo Otegi'nin sonunu unutmasınlar. Ahmet Türk'ün uyarısını da: "Geçmişte şahin olup da tüyü dökülen kuşlara dönenleri çok gördük." İnanmıyorlarsa, PKK'nın kullanıp kullanıp attığı mendillerin ve ortadan kaldırdığı maşaların uzun listesine bir göz atsınlar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-5145363049910743029?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/5145363049910743029/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=5145363049910743029' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/5145363049910743029'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/5145363049910743029'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/08/erdal-afak-sabah-310808.html' title='Erdal Şafak, Sabah, 31/08/08'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-7972632218700567789</id><published>2008-08-19T15:38:00.000-07:00</published><updated>2008-08-19T15:39:18.813-07:00</updated><title type='text'>Bir Nur Çintay yazısı ile geri dönüşü kutlayalım.</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="black_font20 bosluk cl"&gt;Jerry Springer’ın yerlisini bekliyoruz! - Radikal 20-08-2008&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Semranımlara, Tülin’le Caner’e aşina bir geçmişten geliyoruz. ‘Hoşlantı’ diye kelime icadına da şahitlik etmişiz, kafa göz yarmalara da, bir annenin oğluna “Ben haber veririm sana âşık olduğun zaman” dediğine de. ‘Ben Evleniyorum’, ‘Biz Evleniyoruz’, ‘Bir Sevda Masalı’, ‘Kalplerde İkinci Bahar’, ‘Gelinim Olur Musun?’, ‘Size Anne Diyebilir Miyim?’ zincirinden sonra artık bizi heyecanlandırabilecek bir izdivaç programı mümkün mü?&lt;br /&gt;Oturduğum yerden ‘Hayır’ derdim.&lt;br /&gt;Ama arası çok açıldı da özledik diye mi, sıcak ve nemden muhallebileşmemizin de etkisiyle mi, ihtiyacımız varmış galiba bu müptezel&lt;br /&gt;sulara yine açılmaya.&lt;br /&gt;Uzun zamandır en hipnotize olarak izlediğim ekran olayı, sarı&amp;amp;dobra halleriyle kendinden bir Seda Sayan Junior çıkartan Songül Karlı ile büyük Türk şairi Uğur Arslan’ın beraber sundukları ‘İki Gönül Bir Olunca’ adlı yamama, müesseselendirme, ev sahibi etme programı (Salı geceleri Fox’ta yayımlanan bu müthiş mi dehşet, sakil mi trajik yapım, gündüzleri de ‘Su Gibi’ adı altında devam ediyormuş, yine aynı ikilinin trafikerliğinde, bunca zaman farkına varmamış olmak şahsi cehaletim).&lt;br /&gt;‘Ben Evleniyorum’/‘Gelinim Olur Musun?’gillerin üstüne, akla gelmesi muhtemel soru:&lt;br /&gt;Bunda evvelkilerden daha yeni, eğitici, öğretici, eğlendirici ya da utanç verici, velhasıl magnetleyici ne olabilir ki?&lt;br /&gt;Bekâr bir insan evladı, çiftin teki olmak uğruna kendini öbür reality show’lardakinden daha fazla nasıl rezil kepaze edebilir ki? Ar damarı çatlatma hudutlarındaki bütün elektrikli teller, çitler, mayınlar zaten çoktan temizlenmemiş miydi ki?&lt;br /&gt;Bir kere şöyle bir ayrımdan bahsedebiliriz: Eskiden evin içindeki tanış-koklaş, uzun&lt;br /&gt;saatlere, haftalara yayılıyordu. Oyun, cilve, türlü numara vardı, sadede bu kadar hızlı, doğrudan, direkt, perdesiz gelinmiyordu. Burada ise net beş dakikamız var. Bu kadar&lt;br /&gt;masummuş gibi sunulan bir müstehcenliğe rastlamak kolay değil.  &lt;br /&gt;‘İki Gönül Bir Olunca’da evlenmek isteyen şak diye çıkıyor ortaya, çayırda çimende ağaçlara sarılarak kendini tanıttıktan sonra ‘dürüst’ ve ‘kaliteli’ bir bay/bayanla (asla erkek ya da kadın değil) hayatını birleştirmek istediğini söylüyor ve soruyor boşluğa: ‘Aşkım, benim için ne çılgınlık yaparsın?’&lt;br /&gt;Bu mariyajpereste talip olanın, aşkının kanıtı olarak bir çılgınlık yapması şart. Ve öğreniyoruz ki bu arazideki en büyük çılgınlık, böğürerek şarkı söylemek! &lt;br /&gt;Biri ‘denizleri yaktı’ şimdiye kadar, biri saçlarını kırmızıya boyattı, bir başkası da pedikür yaptı, onun dışında çılgınlık dedin mi yapılacak şey belli: Şarkı söylemek. Ama maymunlaşarak. &lt;br /&gt;Sonra bu insanlar stüdyoda bir araya getiriliyor ve kendilerine beş dakika veriliyor. Konuşup karara varacaklar: Birbirlerini daha yakından tanımak istiyorlar mı, yoksa ‘Zahmet etmişsiniz, ama ben 42-47 aralığı demiştim, sizse 48’siniz, yani o yüzden mümkün değil!’ mi?&lt;br /&gt;Bu pornografik beş dakika çok acayip bir dilim işte. ‘Hoşgeldiniz, nasılsınız?’den sonra pervasızca sorulan ilk soru: ‘Eviniz kendinizin mi?’ Akabinde: ‘Eşinizden niye ayrıldınız?’ Küt diye: ‘Aylık geliriniz ne kadar?’ Belki birkaç da huyu, suyu sorusu. Hızlandırılmış kavun seçimi. &lt;br /&gt;Nihai niyeti ekran kariyeri olan röfleli (hâlâ) ve solaryumlu (hâlâ) çokbilmiş kızlar ve gündüz kuşağı sunucu adayı oğlanlar değil, daha acıklı, hikâyeli, hakiki tipler. Eciş bücüşler. Sakil de bir eşleştirme: Sırık gibi kadının karşısına bir cüceyi getirmek mesela.&lt;br /&gt;Mahremiyetin yerle bir, freak kullanımının üst düzey olması, tarzlar apayrı olsa da akla düşürmüyor değil: Artık yerli bir Jerry Springer şovunu da hak etmiyor muyuz?&lt;br /&gt;Bir ara Flash TV’de benzer bir girişim olmuştu ama Jerry Springer’ın düzeyini tutturmak kolay değil. Bir süredir MyMax’te orijinalini seyrederek de Recep İvedik ötesi sulara geçebiliyoruz ama gönül yerlisini de arzulamıyor değil. Önümüz kış, sırf reyting değil gazetelerin ikinci sayfalarıyla pek çok köşe de garanti. Jerry Springer’ın yerine Reha Muhtar düşünülebilir, ama benim içimden asıl Aziz Üstel geçiyor. Zıtların çekimi.&lt;br /&gt;Onca ucube nereden mi bulunur? Onca hikâye nereden mi çıkarılır? Bizim milletin ar damarı bu kadar da çatlamamış mıdır?&lt;br /&gt;Boş endişeler bunlar. Bence artık hazırız. Yapan kazanır.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-7972632218700567789?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/7972632218700567789/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=7972632218700567789' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/7972632218700567789'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/7972632218700567789'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/08/bir-nur-intay-yazs-ile-geri-dn.html' title='Bir Nur Çintay yazısı ile geri dönüşü kutlayalım.'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-8537455323033176369</id><published>2008-08-12T15:44:00.001-07:00</published><updated>2008-08-12T15:44:28.426-07:00</updated><title type='text'>Neler Oluyor Gürcistan'da?-Erdal Şafak 12/8/08-Sabah</title><content type='html'>&lt;h1 class="haber_baslik baslik_renk"&gt;       Oyun kurucu olmak     &lt;/h1&gt;                        &lt;b&gt;İngiliz&lt;/b&gt; &lt;b&gt;tarihçi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Mark&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Almond,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Güney&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Osetya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;savaşıyla&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ilgili&lt;/b&gt; &lt;b&gt;olarak&lt;/b&gt; &lt;b&gt;"The&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Guardian"&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gazetesinde&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yayınlanan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;uzun&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yazısında&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ABD&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Dışişleri&lt;/b&gt; &lt;b&gt;eski&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Bakanı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Henry&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Kissinger'ın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;iki&lt;/b&gt; &lt;b&gt;vecizesini&lt;/b&gt; &lt;b&gt;hatırlattı:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1-Hiçbir büyük güç sonsuza kadar geri çekilmez.&lt;br /&gt;2-Hiçbir büyük güç müttefikleri için intihar etmez.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kissinger&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;tespitleri&lt;/b&gt; &lt;b&gt;başka&lt;/b&gt; &lt;b&gt;zamanda&lt;/b&gt; &lt;b&gt;başka&lt;/b&gt; &lt;b&gt;krizler&lt;/b&gt; &lt;b&gt;sırasında&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yaptı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ama&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ilki&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Rusya'nın,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ikincisi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ise&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Gürcistan'ın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bugünkü&lt;/b&gt; &lt;b&gt;durumlarıyla&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bire&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bir&lt;/b&gt; &lt;b&gt;örtüşüyor.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten de Rusya'nın Mihail Gorbaçov döneminde başlayan geri çekilme sürecinin sona erdiği konusunda strateji uzmanları arasında geniş bir mutabakat var. Gürcistan'ın Güney Osetya operasyonuna verdiği ölçüsüz tepki, bu yeni dönemin işaret fişeği anlamına geliyor.&lt;br /&gt;İkinci vecizenin muhatabı Gürcistan'a gelince; Batı yandaşlığını amansız, ölçüsüz, irrealist Moskova düşmanlığına endeksleyen Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili'yi ABD'nin son haftalarda ısrarla tekrarladığı "Sakın bir maceraya kalkışma" uyarıları bile durduramadı. Çünkü ABD'nin, AB'nin, hatta &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=NATO"&gt;NATO&lt;/a&gt;'nun kendisini yalnız bırakmayacaklarına şartlanmıştı. Ve çünkü son 4 yılda başta ABD olmak üzere Batı'dan sağladığı silah ve eğitim desteği sayesinde yenilmez bir ordu yarattığına inanıyordu.&lt;br /&gt;Gerçeği anladığında iş işten geçti: ABD "Başının çaresine bak" politikası izledi, Rusya'nın misillemesine ilk tepkisi bile son derece ihtiyatlı oldu. (Beyaz Saray'ın daha sonra söylemini sertleştirmesi Moskova'yı durdurmayı değil, Rusya karşıtlığında Saakaşvili ile yarışan Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayı John McCain'e prim kazandırmayı amaçlıyor.) AB'nin elinden ise Gürcistan'ın daha fazla hırpalanmaması için Rusya'nın öfkesini yatıştırmaya yönelik diplomatik girişimlerden fazlası gelmedi. Gelemezdi de.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Saakaşvili,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Antik&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Yunan'dan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yana&lt;/b&gt; &lt;b&gt;saygı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gösterilen&lt;/b&gt; &lt;b&gt;"Olimpiyatlar&lt;/b&gt; &lt;b&gt;süresince&lt;/b&gt; &lt;b&gt;silahlar&lt;/b&gt; &lt;b&gt;susar"&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kutsal&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yasasını&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bile&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çiğneyerek&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kalkıştığı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çılgınlıktan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;sonra&lt;/b&gt; &lt;b&gt;koltuğunu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;koruyabilir&lt;/b&gt; &lt;b&gt;mi,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bilmiyoruz;&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ama&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Gürcistan'ın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Güney&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Osetya'yı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;da,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Abhazya'yı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;da&lt;/b&gt; &lt;b&gt;sonsuza&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kadar&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yitirdiği&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kesin.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bu, Kafkaslar'da kartların yeniden karılması demek. Yeni ihtilafların, yeni çatışmaların tohumlarının atılması demek. Yukarı Karabağ sorununun barışçı yollardan çözümünün de zora girmesi demek. Kafkaslar'da istikrarsızlığın katmerleşmesi, enerji koridorlarının tehlikeye girmesi demek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;2&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yıl&lt;/b&gt; &lt;b&gt;önce&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yapılan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çağrı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bu barut fıçısını ateşten uzak tutmanın tek yolu var: Kafkas ülkelerini ortak gelecek hedefinde buluşturmak. İşte o nedenle üç gündür ısrarla Balkanlar'da olduğu gibi Kafkasya'da da "İstikrar Paktı" kurulmasının şart olduğunu yazıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Biliyor&lt;/b&gt; &lt;b&gt;musunuz;&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;konu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'nin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;1999&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Kasım'ında&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yaptığı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;öneriden&lt;/b&gt; &lt;b&gt;7&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yıl&lt;/b&gt; &lt;b&gt;sonra,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;2006&lt;/b&gt; &lt;b&gt;güzünde&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bir&lt;/b&gt; &lt;b&gt;daha&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gündeme&lt;/b&gt; &lt;b&gt;geldi.&lt;/b&gt; Buyurun &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'nin de kurucu üyelerinden olduğu Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin (AKPM) 18 Ekim 2006 tarihli birleşiminde kabul edilen kararın tutanakları:&lt;br /&gt;"Kafkaslar'da ihtilafların çözümü ve yeni çatışmaların önlenmesi ancak bölge ülkeleri arasında güven ortamının sağlanmasıyla mümkün olabilir. Bunun yolu bölgesel entegrasyonu amaçlayan bir işbirliği ve yardımlaşma mekanizmasıyla açılabilir. Bu mekanizma Kafkas İstikrar Paktı ile kurulabilir. AKPM olarak Kafkas İstikrar Paktı'nın temellerini oluşturacak ana ilkelerin belirlenmesini zorunlu görüyoruz. Bunun için de uluslararası bir konferans düzenlenmesini öneriyoruz."&lt;br /&gt;AKPM kararında ayrıca tüm tarafları Kafkas İstikrar Paktı için düşünce süreci başlatmaya da çağırıyordu.&lt;br /&gt;Aradan neredeyse iki yıl geçti. Düşüncelerin olgunlaşması için yeterli bir süre. Artık yitirecek zaman kalmadı. Tabii Güney Osetya'daki ateşin tüm Kafkaslar'a, oradan da Avrupa'ya yayılması istenmiyorsa.&lt;br /&gt;Artık eylem zamanı. Dinamikleri harekete geçirmenin öncülüğünü hem Batı ittifakının ağırlıklı üyesi, hem de bölgenin ağabeyi olarak &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt; yapmalı. Zaten stratejik çıkarları gereği &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;, oyunun parçası değil, kurucusu olmak zorunda.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Başbakan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Erdoğan'ın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;"Balkanlar'da&lt;/b&gt; &lt;b&gt;olduğu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gibi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bir&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Kafkas&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ittifakı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çalışması&lt;/b&gt; &lt;b&gt;içerisine&lt;/b&gt; &lt;b&gt;girebiliriz.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Burada&lt;/b&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;&lt;/b&gt; &lt;b&gt;olarak&lt;/b&gt; &lt;b&gt;rol&lt;/b&gt; &lt;b&gt;alabiliriz"&lt;/b&gt; &lt;b&gt;açıklamasını&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;tarihi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;misyona&lt;/b&gt; &lt;b&gt;hazırlığın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ilk&lt;/b&gt; &lt;b&gt;mesajı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;olarak&lt;/b&gt; &lt;b&gt;görüyor&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ve&lt;/b&gt; &lt;b&gt;alkışlıyoruz.&lt;/b&gt;        &lt;!--~hs~--&gt;       &lt;div class="clear_both"&gt;&lt;img alt="" src="http://img.sabah.com.tr/i2/sp.gif" width="1" height="1" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-8537455323033176369?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/8537455323033176369/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=8537455323033176369' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/8537455323033176369'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/8537455323033176369'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/08/neler-oluyor-grcistanda-erdal-afak.html' title='Neler Oluyor Gürcistan&apos;da?-Erdal Şafak 12/8/08-Sabah'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-6858402489802527075</id><published>2008-08-12T07:53:00.001-07:00</published><updated>2008-08-12T07:54:23.583-07:00</updated><title type='text'>Neler Oluyor Gürcistan'da?-Gecikmeli Soli Özel Yorumu-12/8/08</title><content type='html'>&lt;h1 class="haber_baslik baslik_renk"&gt;       &lt;span style="font-size:100%;"&gt;1938 mi 1956 mı?     &lt;/span&gt;&lt;/h1&gt;                        Kafkasya'da patlayan savaş bir anlamda çoktandır beklenen bir gelişmeydi.&lt;br /&gt;Sovyetler Birliği'nin dağılmasından beri Rusya ile Gürcistan arasında gerginlik yaşanıyordu. İki ülke arasındaki sınır patlamaya hazır barut fıçısı niteliğindeydi.&lt;br /&gt;Olayların akışını çığırından çıkaran ve 2004-2005 yıllarındaki, krizleri en azından dondurmaya yönelik girişimleri de geçersiz kılan &lt;b&gt;hamle&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Batı'dan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;geldi&lt;/b&gt; . &lt;b&gt;Kosova'nın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bağımsızlığının&lt;/b&gt; &lt;b&gt;önemli&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Batılı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ülkelerce&lt;/b&gt; &lt;b&gt;tanınması&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Rusya'yı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çileden&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çıkardı&lt;/b&gt; ve dönemin Cumhurbaşkanı, şimdiki Başbakan Putin buna karşı misillemede bulunacaklarını açıkladı.&lt;br /&gt;Öncelikle &lt;b&gt;Abhazya'ya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;uygulanan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ambargoyu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kaldırdı&lt;/b&gt;. Batı'nın tepkisinin ne olacağını umursamadığını sert şekilde vurguladı. Temmuz ayı içinde hem Abhazya hem de Güney Osetya'da kimin sorumlu olduğunun bilinmediği şiddet olayları tırmandı. Rusya Gürcistan'ın Abhazya'da savaşa hazırlandığını iddia etti ve ateşkes sınırına komandolarını gönderdi. &lt;b&gt;Kafkaslar&lt;/b&gt; &lt;b&gt;siyasetini&lt;/b&gt; &lt;b&gt;takip&lt;/b&gt; &lt;b&gt;edenler&lt;/b&gt; &lt;b&gt;savaşın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Abhazya'da&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çıkmasını&lt;/b&gt; &lt;b&gt;beklerken&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Gürcü&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ordusu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Güney&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Osetya'ya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;girdi.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kendi ayrılıkçılarına, özellikle de &lt;b&gt;Çeçenlere&lt;/b&gt; &lt;b&gt;karşı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;tümüyle&lt;/b&gt; &lt;b&gt;acımasız&lt;/b&gt; bir tavır sergileyen Moskova, Abhazların ve Güneyli Osetlerin bağımsızlık mücadelelerini destekledi. &lt;b&gt;Batı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ile&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Gürcistan&lt;/b&gt; arasındaki yakın ilişkilerden hazetmediğini her fırsatta belli etti. &lt;b&gt;Orta&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Asya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;enerji&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kaynaklarının&lt;/b&gt; Gürcistan üzerinden Batı piyasalarına ulaşmasının bu ülkenin stratejik önemine yaptığı katkıdan rahatsız oldu. Hele son dönemde Gürcistan'ın &lt;b&gt;&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=NATO"&gt;NATO&lt;/a&gt;&lt;/b&gt; &lt;b&gt;üyeliği&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ihtimaline&lt;/b&gt; şiddetle karşı çıktı. Öyle ki Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov "Gürcistan'ın &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=NATO"&gt;NATO&lt;/a&gt; üyeliğinin yeniden kan dökülmesine yol açacağını", Rusya'nın "Ukrayna ve Gürcistan'ın &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=NATO"&gt;NATO&lt;/a&gt; üyesi olmaması için elinden geleni yapacağını" söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Saakaşvili'nin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kumarı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=NATO"&gt;NATO&lt;/a&gt; ise bazı üyelerinin Kosova'nın bağımsızlığını tanımalarının olası sonuçları hakkındaki uyarılara rağmen bu &lt;b&gt;kararın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;mantığının&lt;/b&gt; &lt;b&gt;dayattığı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;hamleyi&lt;/b&gt; yapamadı. Yani Gürcistan'ın &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=NATO"&gt;NATO&lt;/a&gt; üyeliğini son Bükreş zirvesinde onaylamadı. Bu durumda &lt;b&gt;Gürcü&lt;/b&gt; &lt;b&gt;milliyetçiliğinin&lt;/b&gt; giderek yükseldiği, Güney Osetya meselesinin sürekli gündemde tutulduğu Gürcistan'da &lt;b&gt;Şaakaşvili&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yönetimi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;büyük&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bir&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kumar&lt;/b&gt; &lt;b&gt;oynadı&lt;/b&gt; ve Güney Osetya harekatını başlattı. Gürcistan'ın &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=NATO"&gt;NATO&lt;/a&gt; üyeliği hayallerini tümden yok edecek ölçüde vahim sayılması gereken bu adımı Şaakaşvili'nin hangi beklentiyle attığı henüz belli değil. Eğer &lt;b&gt;Putin'in&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Pekin'de&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Olimpiyat&lt;/b&gt; &lt;b&gt;açılışında&lt;/b&gt; &lt;b&gt;olmasından&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yararlanmak&lt;/b&gt; &lt;b&gt;istediyse&lt;/b&gt; ciddi bir hesap hatası yaptığına kuşku yok. &lt;b&gt;Bundan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;sonra&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Güney&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Kafkaslardaki&lt;/b&gt; &lt;b&gt;sorunların&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çözümünün&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çok&lt;/b&gt; &lt;b&gt;daha&lt;/b&gt; &lt;b&gt;güçleştiğine&lt;/b&gt; &lt;b&gt;de.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Gürcistan siyasetini yakından izleyenler Tiflis'tekilerin kendilerini &lt;b&gt;1938'de&lt;/b&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=Almanya"&gt;Almanya&lt;/a&gt;&lt;/b&gt; tarafından işgal edilen &lt;b&gt;Çekoslovakya'ya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;benzettiklerini&lt;/b&gt; ya da &lt;b&gt;1921'de&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Sovyetler&lt;/b&gt; tarafından ellerinden bağımsızlıklarının alınmasıyla bugünkü durumu eş tuttuklarını söylüyorlar.&lt;br /&gt;Gerçekçi bir bakış açısındansa &lt;b&gt;bu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;savaşı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;başlatarak&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Gürcistan'ın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;1956'daki&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Macaristan'a&lt;/b&gt; daha çok benzediği söylenebilir. &lt;b&gt;Batı'ya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;güvenerek&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yaptıkları&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;hamlede&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Batı'nın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kendilerine&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yardım&lt;/b&gt; &lt;b&gt;edebilme&lt;/b&gt; &lt;b&gt;imanları&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kısıtlı,&lt;/b&gt; Rusya'ya karşı silah gücü kullanmaları ihtimali ise hemen hiç yok.&lt;br /&gt;Bu son durumda &lt;b&gt;ABD'de&lt;/b&gt; &lt;b&gt;strateji&lt;/b&gt; &lt;b&gt;oluşturanların&lt;/b&gt; bekledikleri gibi yakın dönemde &lt;b&gt;Rusya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ile&lt;/b&gt; &lt;b&gt;makul&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bir&lt;/b&gt; &lt;b&gt;işbirliği&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ve&lt;/b&gt; &lt;b&gt;diplomatik&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yakınlaşma&lt;/b&gt; içine girilmesi ihtimali zayıfladı. Tersine &lt;b&gt;Kafkasya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ve&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çevresindeki&lt;/b&gt; &lt;b&gt;enerji&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kaynaklarına&lt;/b&gt; erişimle ilgili büyük rekabeti şiddetlendirecek, &lt;b&gt;Güney&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Kafkasya'nın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Rusya'ya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;mı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Batı'ya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;mı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;daha&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yakın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;olacağı&lt;/b&gt; konusundaki çekişmeyi kızıştıracak bir &lt;b&gt;yeni&lt;/b&gt; &lt;b&gt;durum&lt;/b&gt; ortaya çıktı.&lt;br /&gt;19. yüzyılın 'Oyun'unun daha karmaşık yeni versiyonu galiba yeniden hareketlendi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-6858402489802527075?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/6858402489802527075/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=6858402489802527075' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/6858402489802527075'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/6858402489802527075'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/08/neler-oluyor-grcistanda-gecikmeli-soli.html' title='Neler Oluyor Gürcistan&apos;da?-Gecikmeli Soli Özel Yorumu-12/8/08'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-3509892308284454045</id><published>2008-08-11T15:00:00.000-07:00</published><updated>2008-08-11T15:05:28.564-07:00</updated><title type='text'>Neler Oluyor Gürcistan'da?</title><content type='html'>Gürcistan'da olup biten savaşı, o küçücük yaramaz çocuğun kulübesindeki oyuncakların çıkardığına inanmak için fazla saf, ya da fazla ilgisiz olmak gerekiyor. Bu olayın Amerika-Rusya (Nato-Rusya adı ile geçse de siz böyle anlayın.) arasındaki bir tür hesaplaşma, daha doğrusu Rusya'nın Kosova'nın bağımsızlığını ilanı ve Gürcistan ile Ukrayna'nın muhtemel Nato üyeliğine verdiği tepki/refleks/sınırlarıma bir adım daha yaklaşma uyarısı olduğunu en iyi anlatacak yazıyı ararken, buldum: Ömer Taşpınar, Sabah, 11/8/08&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;h1 class="haber_baslik baslik_renk"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;       Tiflis'te yanlış hesap     &lt;/span&gt;&lt;/h1&gt;Gürcistan ve Rusya arasında patlak veren savaş Amerika açısından pek de şaşırtıcı olmadı. Washinton'daki durum değerlendirmesi Rusya merkezli bir şekilde yapılıyor. Moskova'ya karşı izlenmesi gereken politika her zaman olduğu gibi gene &lt;b&gt;"realistler"&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ve&lt;/b&gt; &lt;b&gt;"neokonlar"&lt;/b&gt; arasında sert bir kutuplaşma ve tartışma yaratıyor.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Henry&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Kissinger&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ve&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Brent&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Scowcroft&lt;/b&gt; gibi realistler Gürcistan'ın &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=NATO"&gt;NATO&lt;/a&gt;'ya girmek istemesine ve Kosova'nın bağımsızlık kazanmasına son derece olumsuz yaklaşan Moskova'nın bir şekilde "rövanş" almaya hazırlandığını uzun süredir dile getiriyorlardı. Bu nedenle Amerika Kafkaslar'da yaşanacak bir gerginliğe hazırlıklı durumdaydı.&lt;br /&gt;Kissinger ve Scowcroft gibi realistlere göre Washington bugün Kafkaslar'da kendi ektiğini biçiyor. &lt;b&gt;Bugün&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yaşanan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;durum&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Rusya'nın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;tekrar&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kendine&lt;/b&gt; &lt;b&gt;geliyor&lt;/b&gt; &lt;b&gt;olması&lt;/b&gt;. &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=NATO"&gt;NATO&lt;/a&gt;'nun 1990'lı yıllarda Rusya'nın geleneksel etki alanı olan Doğu Avrupa, Balkanlar ve Kafkaslar'a doğru genişlemesi ancak ve ancak Rusya zayıf olduğu için mümkün olmuştu. Oysa artık Rusya zayıf değil. Putin ve Medvedev Moskova'nın Yeltsin döneminde kaybettiği prestiji yeniden kazanmakta kararlılar. Petrol fiyatlarının 120 dolar seviyesinde dolaştığı bir ekonomik konjonktürde dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz rezervlerine sahip Rusya artık yeniden bir süper güç haline gelmiş durumda.&lt;br /&gt;Kissinger ve Scowcroft gibi realistler bu nedenle Amerika'nın Rusya'ya karşı çok daha temkinli davranması gerektiğini savunuyorlar. Rusya haklı olarak kendi arka bahçesi saydığı Kafkaslar'da Şaakaşvili yönetiminde Batı yanlısı ve &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=NATO"&gt;NATO&lt;/a&gt;'ya girmeye adaybir ülke görmekten açıkça rahatsız. &lt;b&gt;Robert&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Kagan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ve&lt;/b&gt; &lt;b&gt;William&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Kristol&lt;/b&gt; gibi neokonlar ise Moskova'nın saldırgan dış politikasına karşı Washington'un demokratik ve Batı yanlısı cumhuriyetleri sonuna kadar koruması gerektiğine inanıyorlar. Gürcistan onların gözünde bir sembol. &lt;b&gt;Putin'i&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Hitler'le,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Gürcistan'ı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ise&lt;/b&gt; &lt;b&gt;1938'de&lt;/b&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=Almanya"&gt;Almanya&lt;/a&gt;&lt;/b&gt; &lt;b&gt;tarafından&lt;/b&gt; &lt;b&gt;işgal&lt;/b&gt; &lt;b&gt;edilen&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Çekoslovakya'yla&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kıyaslıyorlar.&lt;/b&gt; Aynı zamanda Rusya'nın dış politikasındaki çelişkilere dikkat çekiyorlar. Moskova, Rusya Federasyonu içindeki Çeçenistan gibibölgelerde ayrılıkçı hareketlerle karşı karşıya kaldığında kendi toprak bütünlüğünü savaşarak savunuyor. Ancak iş Gürcistan'a gelince çifte standart başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Neokonların&lt;/b&gt; &lt;b&gt;dolduruşuna&lt;/b&gt; &lt;b&gt;geldi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Neokonlara&lt;/b&gt; &lt;b&gt;göre&lt;/b&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=NATO"&gt;NATO&lt;/a&gt;&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Gürcistan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;konusunda&lt;/b&gt; &lt;b&gt;üzerine&lt;/b&gt; &lt;b&gt;düşen&lt;/b&gt; &lt;b&gt;görevi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yerine&lt;/b&gt; &lt;b&gt;getirmedi&lt;/b&gt;. Kagan ve Kristol'a göre AB ülkeleri her zaman olduğu gibi korkak davrandılar. Gürcistan'ın &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=NATO"&gt;NATO&lt;/a&gt; üyeliğini Bükreş zirvesinde onaylamaktan çekindiler. &lt;b&gt;Oysa&lt;/b&gt; &lt;b&gt;böyle&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bir&lt;/b&gt; &lt;b&gt;karar&lt;/b&gt; &lt;b&gt;özellikle&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Kosova'nın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bağımsızlığı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;sonrasında&lt;/b&gt; &lt;b&gt;son&lt;/b&gt; &lt;b&gt;derece&lt;/b&gt; &lt;b&gt;elzemdi.&lt;/b&gt; Zira Kosova'nın bağımsızlığının Batı tarafından tanınması sonrasında Rusya'nın Kafkaslar'da intikam peşinde koşacağı belliydi. Nitekim Moskova önce Abhazya'ya uygulanan ambargoyu kaldırdı sonra da temmuz ayı içinde hem Abhazya hem de Güney Osetya'da şiddet olaylarını tırmandırmaya başladı. Herkes Abhazya'da savaş beklerken Gürcü ordusu Güney Osetya'ya girdi.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Neokonlara&lt;/b&gt; &lt;b&gt;göre&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Gürcistan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;başkanı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Şaakaşvili'nin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;böyle&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bir&lt;/b&gt; &lt;b&gt;operasyona&lt;/b&gt; &lt;b&gt;girişmesi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kaçınılmazdı.&lt;/b&gt; Bükreş'teki &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=NATO"&gt;NATO&lt;/a&gt; zirvesinde Gürcistan'a yeşil ışık yakılmayınca halkta derin bir düş kırıklığı oluşmuş ve Gürcü milliyetçiliği son derece yükselmişti. &lt;b&gt;Bütün&lt;/b&gt; &lt;b&gt;riskleri&lt;/b&gt; &lt;b&gt;göze&lt;/b&gt; &lt;b&gt;alan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Saakaşvili&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ordusunu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Güney&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Osetya'ya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;sokarak&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bilinçli&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bir&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kumar&lt;/b&gt; &lt;b&gt;oynamaya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;karar&lt;/b&gt; &lt;b&gt;verdi&lt;/b&gt;. Yaptığı hesaba göre Rusya kaçınılmaz olarak misilleme yapacak ve ABD bölgeye müdahale etmek zorunda kalacaktı. &lt;b&gt;Böylece&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Gürcistan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Washington'u&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kendisine&lt;/b&gt; &lt;b&gt;daha&lt;/b&gt; &lt;b&gt;sağlam&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bir&lt;/b&gt; &lt;b&gt;şekilde&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bağlayacaktı.&lt;/b&gt; Ancak Tiflis'teki hesap Washington'a uymadı. &lt;b&gt;Belki&lt;/b&gt; &lt;b&gt;de&lt;/b&gt; &lt;b&gt;biraz&lt;/b&gt; &lt;b&gt;da&lt;/b&gt; &lt;b&gt;neokonların&lt;/b&gt; &lt;b&gt;dolduruşuna&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gelen&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Şaakaşvili&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Washington'daki&lt;/b&gt; &lt;b&gt;siyasi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;eğilimin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;realistler&lt;/b&gt; &lt;b&gt;lehine&lt;/b&gt; &lt;b&gt;olduğunu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;hesaplayamadı.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Zira zaten Irak, İran, Afganistan ve Pakistan gibi krizler nedeniyle önünü doğru dürüst göremeyen Washington'da en son arzu edilen şey Rusya ile yeni bir kriz yaşanması. Soli Özel'in dün çok yerinde tespit ettiği gibi Gürcistan'ın &lt;b&gt;bu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;savaşı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;başlatarak&lt;/b&gt; &lt;b&gt;1956'da&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Macaristan'ın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;düştüğü&lt;/b&gt; &lt;b&gt;duruma&lt;/b&gt; &lt;b&gt;geldiği&lt;/b&gt; söylenebilir. Şaakaşvili'nin Batı'ya güvenerek yaptığı bu hamlede Batı'nın Rusya'ya karşı bir askeri mücadeleye girme ihtimali hiç yok. Bu durumda Washington'da neokonlar bir kez daha hüsrana uğrarken, Gürcistan'ın &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=NATO"&gt;NATO&lt;/a&gt; üyeliği de başka baharlara kalmış gözüküyor.       &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Sabah Gazetesi'ni referans olarak bu sayfaya alırken bile bir an şüphe duyuşumdan  muhafazakarlık, haber kaynaklarının işadamlarına (dinciiii dinciiii) satılması gibi olayları bu yazı vasıtasıyla bir ara konuşalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-3509892308284454045?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/3509892308284454045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=3509892308284454045' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/3509892308284454045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/3509892308284454045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/08/neler-oluyor-grcistanda.html' title='Neler Oluyor Gürcistan&apos;da?'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-1595715461357309341</id><published>2008-08-10T13:03:00.000-07:00</published><updated>2008-08-10T13:05:09.878-07:00</updated><title type='text'>Back to Basics</title><content type='html'>Koray geri döndü. 30küsür saatlik bir yolculuk, neredeyse sıfır uyku. Yarın gündeme dönüyoruz.&lt;br /&gt;Gürcistan-Rusya çekişmesi, Microsoft'un yeni reklam stratejisi, Meksika gözlemleri, teknolojik olup biten. Azzzz sonra, diyelim-&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-1595715461357309341?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/1595715461357309341/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=1595715461357309341' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/1595715461357309341'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/1595715461357309341'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/08/back-to-basics.html' title='Back to Basics'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-6648541781985169941</id><published>2008-08-03T17:44:00.000-07:00</published><updated>2008-08-03T17:54:31.423-07:00</updated><title type='text'>www.cnn.com</title><content type='html'>Not: Türkiye'deyken fazla fırsat olmuyor, ama aklıma gelmişken söylemek isterim, CNN'in son dakika haberleri çok çarpıcı oluyor. http://www.cnn.com/  adresinde hemen gözünüzün önünde sıra sıra dizilmiş, okunmayı bekliyorlar. (Tembellere özel not: Bundan sonra bu sayfada www.cnn.com'dan da haberler olacak.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not2: Olimpiyatlar başlıyor, malum. The Economist bu hafta Çin'i parça parça dilimliyor. Bayilerden satın almanız tavsiye edilir.&lt;br /&gt;Al(a)mayanlar için, ilk anda gözüme çarpan üç beş şey:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1)Kapak Haberi: &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;h2&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;China’s rise is a cause for celebration—but despite the Beijing Olympics, not because of them&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;&lt;a href="http://www.economist.com/opinion/displayStory.cfm?source=most_recommended&amp;amp;story_id=11848192"&gt;http://www.economist.com/opinion/displayStory.cfm?source=most_recommended&amp;amp;story_id=11848192&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2)&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Do Economists Need Brains?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;A new school of economists is controversially turning to neuroscience to improve the dismal science&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.economist.com/finance/displaystory.cfm?source=most_recommended&amp;amp;story_id=11785391"&gt;&lt;br /&gt;http://www.economist.com/finance/displaystory.cfm?source=most_recommended&amp;amp;story_id=11785391&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-6648541781985169941?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/6648541781985169941/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=6648541781985169941' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/6648541781985169941'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/6648541781985169941'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/08/wwwcnncom.html' title='www.cnn.com'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-8499326918120890526</id><published>2008-08-03T17:40:00.000-07:00</published><updated>2008-08-03T17:43:24.954-07:00</updated><title type='text'>Koray Meksika'da</title><content type='html'>Koray'ın Meksika'da olduğu şu günlerde, maalesef haberlere ortak olmak için fazla zaman yok.&lt;br /&gt;Ama döndüğümde, bu eksikliğin acısını çıkarmak için fazladan Meksika'da gördüklerimi de yazacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik www.engadget.com, Ertuğrul Özkök'ün geçenlerde yaptığı ama bir kısmını sadece AKP'nin kapatma davasının sonuçlanmasından sonra yayınlamaya söz verdiği 4 Ağustos tarihli Tayyip Erdoğan ropörtajının saklı kısmını tavsiye edebilirim (http://www.hurriyet.com.tr).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adios-&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-8499326918120890526?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/8499326918120890526/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=8499326918120890526' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/8499326918120890526'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/8499326918120890526'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/08/koray-meksikada.html' title='Koray Meksika&apos;da'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-2260276799847481326</id><published>2008-07-30T03:12:00.000-07:00</published><updated>2008-07-30T03:15:58.751-07:00</updated><title type='text'>www.taraf.com.tr</title><content type='html'>Taraf gazetesinin online versiyonuna çok kısa zaman önce denk geldim. Doğan yayın grubunun haberlerinden (bile isteye) zehirlenen herkese tam bir 'alternatif' sunan Taraf'ı internetten okuyun, okutun, zihniniz açılsın, dogmalar kaçılsın. (neydi bu?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada bu bloga yazdığım gün itibariyle Ergenekon ile Baykal arasındaki muhtemel ilişkinin MİT raporlarına girdiğini de (başka kim olabilir ki?) tabi Taraf gündeme getiriyor.&lt;br /&gt;İşin çok komik yanı, kapatma davası ile ilgili başbakanı mahkemeye ve adalete saygıya davet eden Baykal'ın, Ergenekon savcısına, cüppeni çıkar mahkemede hesaplaşalım demesi. Eh, komik. Gündemin tamamı öyle gerçi. Bu Türkiye siyaseti daimi bir deja vu!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-2260276799847481326?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/2260276799847481326/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=2260276799847481326' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/2260276799847481326'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/2260276799847481326'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/07/wwwtarafcomtr.html' title='www.taraf.com.tr'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-9081839859973955722</id><published>2008-07-29T03:09:00.000-07:00</published><updated>2008-07-29T03:18:11.972-07:00</updated><title type='text'>ING Bank Reklamları</title><content type='html'>Mutlaka televizyonda karşınıza çıkmıştır. Özellikle fotoğrafçılı olan beni çok etkiledi, aşçılı olan da bir o kadar iyi. Hatta son birkaç aydır izlediğim en iyi reklam filmleri olduğu söylenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fotoğrafçı'lı reklamın metinleri nasıl hazırlandı, kim yazdı, bu adam onları nasıl bu kadar hissederek söyledi, anlamıyorum. Bu prodüksiyonun büyüklüğü, akıtılan paranın çokluğu ile olacak iş değil, başka bir kıvılcım, insanın kalbine değecek kadar ince bir tel gerektiriyor. Bence ING Bank işi tamamdır, artık akıllarımızda yerini etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reklamların ikisini de buraya ekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://ingbank.com.tr/images/tvreklamlari/ilk_film.wmv"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 174px; height: 112px;" src="http://ingbank.com.tr/images/tvreklamlari/Ilk_Film.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://ingbank.com.tr/images/tvreklamlari/Lansman_2.film.wmv"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 167px; height: 107px;" src="http://ingbank.com.tr/images/tvreklamlari/reklam2.film.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-9081839859973955722?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/9081839859973955722/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=9081839859973955722' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/9081839859973955722'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/9081839859973955722'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/07/ing-bank-reklamlar.html' title='ING Bank Reklamları'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-7126036762943210641</id><published>2008-07-29T01:55:00.001-07:00</published><updated>2008-07-29T01:58:53.218-07:00</updated><title type='text'>Microsoft'un Yeni Alametifarikası</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.blogsmithmedia.com/www.engadget.com/media/2008/07/microsoft-sphere-prototype-3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 292px; height: 214px;" src="http://www.blogsmithmedia.com/www.engadget.com/media/2008/07/microsoft-sphere-prototype-3.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;İsmi Sphere, yani Küre. Bir 'Multi-touch' teknoloji harikası. İç tarafındaki projektörden, küreye yansıyan bir sistem, çoklu dokunuşları algılayan bir yüzey. Uzay çağına yakın, bize uzak gibi geliyor ama çok da uzun olmayan bir süreçte, etrafımızda bu tip küreler göreceğimiz kesin. Bir şey vaat ediyor mu? Henüz değil. Ama yakındır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada hem video'yu, hem de daha fazla bilgiyi bulmak mümkün:&lt;br /&gt;http://blog.seattlepi.nwsource.com/microsoft/archives/144629.asp&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-7126036762943210641?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/7126036762943210641/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=7126036762943210641' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/7126036762943210641'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/7126036762943210641'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/07/microsoftun-yeni-alametifarikas.html' title='Microsoft&apos;un Yeni Alametifarikası'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-4376307740837018831</id><published>2008-07-28T04:49:00.000-07:00</published><updated>2008-07-28T05:00:07.480-07:00</updated><title type='text'>Her Hafta The Economist Yazıları'ndan Seçmeler Burada.</title><content type='html'>&lt;img src="file:///C:/Users/KORAYS%7E1/AppData/Local/Temp/moz-screenshot.jpg" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.economist.com/world/international/displayStory.cfm?source=hptextfeature&amp;amp;story_id=11792535"&gt;Bir dolu sosyal arkadaşlık sitesi, gerçekten arkadaşlık mı getiriyor, nefret mi?&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;Social networks and video-sharing sites don’t always bring people closer together&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.economist.com/world/europe/displayStory.cfm?source=hptextfeature&amp;amp;story_id=11792306"&gt;Sarkozy Fransa'yı nereye götürüyor?&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;Quietly but determinedly, Nicolas Sarkozy is pressing ahead with reforms in France-all without provoking huge strikes and street protests&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.economist.com/business/displayStory.cfm?source=hptextfeature&amp;amp;story_id=11792392"&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın bir yerinde hala gazete okunuyor. &lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.economist.com/daily/columns/marketview/displayStory.cfm?story_id=11826083"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırk satır, kırk katır sorunsalı: Enflasyon mu, deflasyon mu?&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;The markets have become incredibly volatile as investors vacillate between these outcomes&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.economist.com/world/europe/displayStory.cfm?story_id=11791435"&gt;&lt;br /&gt;Amerika'nın bir sonraki başkanı Avrupa'nın neyine talip?&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="file:///C:/Users/KORAYS%7E1/AppData/Local/Temp/moz-screenshot-1.jpg" alt="" /&gt;&lt;img src="file:///C:/Users/KORAYS%7E1/AppData/Local/Temp/moz-screenshot-2.jpg" alt="" /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-4376307740837018831?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/4376307740837018831/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=4376307740837018831' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/4376307740837018831'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/4376307740837018831'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/07/her-hafta-economist-yazlarndan-semeler.html' title='Her Hafta The Economist Yazıları&apos;ndan Seçmeler Burada.'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-2878924421587175608</id><published>2008-07-28T04:44:00.000-07:00</published><updated>2008-07-28T04:45:28.656-07:00</updated><title type='text'>Google ile Nokia Cep Telefonu'ndan Söz Kesti</title><content type='html'>&lt;span style="line-height: 1.5em;"&gt;&lt;p&gt;Radikal, 28/7/08&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;J. Gold Associates adlı araştırma şirketi tarafından hazırlanan bir rapora göre Nokia’nın bütün modellerinde kullandığı ve yakın zamanda tamamını satın alarak açık kaynak olarak herkesin kullanımına sunduğu Symbian ve Google’ın mobil cihazlar için hazırladığı işletim sistemi Android birleşecek.&lt;br /&gt;Google uzun zamandır yoğunlaştığı mobil cihazlarda oldukça temkinli ilerliyor zira bu alanda senelerdir tutunmaya çalışan Microsoft gibi hüsrana uğramak istemiyor. Bu alanda pazar lideri Nokia ile işbirliğine gitmesi ve yine açık kaynaklı bir sistemde kalacak olması Google’ın en büyük avantajlarından biri olacak.&lt;br /&gt;Bu konuda Symbian da karlı çıkması bekleniyor. Çünkü Mevcut pazardaki hakim konumunu iyice güçlendirirken Nokia’nın şemsiyesi altından çıkması ve Google’ın da oyuna girmesiyle senelerdir olmaya çalıştığı açık ve ortak platform hayaline bir adım daha yaklaşmış olacak.&lt;br /&gt; Google’ın Symbian’a adım atmasının Windows Mobile’ın sonunu getireceğini iddia edenler bile var. Elbette henüz bu analize ne Nokia, ne de Google cephesinden bir yorum gelmiş değil.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-2878924421587175608?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/2878924421587175608/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=2878924421587175608' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/2878924421587175608'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/2878924421587175608'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/07/google-ile-nokia-cep-telefonundan-sz.html' title='Google ile Nokia Cep Telefonu&apos;ndan Söz Kesti'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-8494184936782204800</id><published>2008-07-28T04:41:00.000-07:00</published><updated>2008-07-28T04:43:04.314-07:00</updated><title type='text'>Bir Maestro: Murat Yetkin'in yazıları da artık burada!</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="black_font20 bosluk cl"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Radikal, 28/7/08&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapatma davasından ne çıkacak?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Ergenekon davası sorulduğunda ‘Yargı ve yargıçları rahat bırakalım’ dedi. Haklı. Herhalde aynı kanıyı bugün Anayasa Mahkemesi’nde karar oturumlarına başlayacak AK Parti Kapatma Davası için de taşıyordur.&lt;br /&gt;İlk oturumda karar çıkması ihtimali kağıt üzerinde var, ancak çok zayıf. Yargıtay Cumhuriyet başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın iddianamesinin, kapatılma ve 71 kişi hakkında istenen siyaset yasağı talebinin, AK Parti savunması ve Raportör’ün kapatılmama kanısının bir kez de 11 üye tarafından topluca ele alınması bir çırpıda kararı oluşturmayabilir. Görüşme sırasında belki Raportörden bir konunun biraz daha açıklığa kavuşturulması istenecek, bu yeni bir oturum anlamına gelecektir.&lt;br /&gt;Son dönemde görülen önemli parti kapatma davalarına baktığımızda, Refah Partisi’nin kapatılmasının 8, Fazilet Partisi kapatma davasının 11 günde çıktığını görüyoruz. Bu tabii ki,  davalardan hem dönem, hem nitelik olarak farkı bulunan AK Parti davasının da benzer sürede sonuçlanacağı, ya da ilk günlerde çıkmayacağı garantisi sayılmaz. Ama fikir verir.&lt;br /&gt;Peki AK Parti davası neden diğer kapatma davalarından daha önemli? Evet, aslında şiddeti, ayrımcılığı, vs teşvik etmediği sürece modern siyasi sistemlerde parti kapatılmasına el veren yasalar bulunması kendi başına bir yanlıştır. Ne var ki, yasalarımız böyle ve örneğin 9 Anayasa değişiklik paketini AB mevzuatıyla uyum için değiştirirken bir araya gelebilen AK Parti iktidarı ve ana muhalefetteki CHP, ne parti kapatmalar, ne de sistemdeki bütün kötülüklerin anası olan seçim yasası ve siyasi partiler yasasını güncellemek için işbirliği yapmadılar. Eldeki malzeme bu.&lt;br /&gt;AK Parti davasının daha öncekilerden farkına gelince; 1- İlk kez bir parti hakkındaki kapatma davası, o partinin iktidarı devam ederken karar aşamasına geldi, 2- Bu kapatma davası Türkiye’nin ekonomi, güvenlik ve siyasette dünya ile bütünleşmeye en açık olduğu dönemde görülüyor.&lt;br /&gt;Bu iki nedenle, davanın içerideki ve dışarıdaki yankıları, öncekilere göre çok farklı. Örneğin Refah Partisi kapatma davasında dış dünyadan saklı bir desteğin geldiğini bile söylemek mümkün. Necmettin Erbakan’ın meclis’teki bir grup konuşmasında ‘kanlı mı, kansız mı’ ikilemini ortaya atması, Anayasa Mahkemesi’nin RP’yi kapatma kararının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından dahi onaylanan tek kapatma kararı olmasına yol açmıştı. Bunun ötesinde Erbakan’ın AB ve genel olarak batıya bakışı en hafif ifadeyle dostça değildi. AB bir Hıristiyan kulübüydü, zaten dünya bir dizi Siyonist komploya maruzdu Erbakan’a göre.&lt;br /&gt;Oysa bugün batı dünyası, Başbakan Tayyip Erdoğan’a baktığında Türkiye tarihindeki en kapsamlı reform hareketini gerçekleştirmiş, temel meseleler üzerine diyalog kurulabilen ve seçmenlerin neredeyse yarısının desteğini almış bir siyasi muhatap görüyor.&lt;br /&gt;Siyasette modernist, ekonomide liberal sayılacak bu hareketin, dünyadaki örneklerinin tersine dinin toplum ve siyasetteki rolünün azalmasına yol açacağına, artması için nasıl çaba harcadığı, giderek daha çok batılı siyasetçinin saptadığı bir çelişki.&lt;br /&gt;Ama Kapatma Davası gibi devasa gelişmeler, bu önemli ayrıntının gündeme gelmesine engel oluyor; gölgesinde bırakıyor. Bizlere ‘ekonomi batacak’, ‘AB ipleri koparacak’ gibi öcü masalları anlatan acemi korku jeneratörlerini bir kenara bırakalım; onlar da bir başka hıncın esiri olmuşlar. Ama dünyanın gözünü haklı olarak bu davaya çeviren, işte bu genel ve kabul gören modern demokrasi eğilimine aksi yönde akışıdır.&lt;br /&gt;Artık söylenecekler söylendi; bugünden itibaren karar 11 üyenin vicdanlarında oluşacak.&lt;br /&gt;Zor bir karar. Mahkeme tabii ki kararını açıklarken, o kararın hangi cephede zafer, hangi cephede intikam duygularına yol açacağını bir kriter olarak almayacaktır. Ama sonuç ister istemez böyle olacaktır.&lt;br /&gt;Üçüncü yol ihtimali zayıf  olsa da mevcut: AK Parti’nin laiklik karşıtlığından suçlu bulunup, eylemlerin yeterince güçlü olmaması gerekçesiyle Mahkeme takdirine bağlı olarak kapatılmadan (dolayısıyla kimseye siyaset yasağı gelmeden), yalnızca Hazine yardımı kesilerek cezalandırılması kağıt üzerinde mümkün.&lt;br /&gt;Bu durumda AK Parti kapatılmayacak, erken genel seçim yapılmayacak, daha fazla zaman ve enerji kaybedilmeyecek ama laiklik konusunda daha duyarlı davranması yolunda çok güçlü bir uyarı verilmiş olacaktır. Mevcut koşullarda kimseyi memnun etmeyecek karar, belki de ideal çözüm olacaktır.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-8494184936782204800?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/8494184936782204800/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=8494184936782204800' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/8494184936782204800'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/8494184936782204800'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/07/bir-maestro-murat-yetkinin-yazlar-da.html' title='Bir Maestro: Murat Yetkin&apos;in yazıları da artık burada!'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-4525070858195867562</id><published>2008-07-28T04:38:00.001-07:00</published><updated>2008-07-28T04:38:52.705-07:00</updated><title type='text'>Ruşen Çakır Güngören'deki Terör Saldırısını Yorumluyor</title><content type='html'>&lt;table width="745" border="0" cellpadding="2" cellspacing="2"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;h5&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Vatan Gazetesi, 28/7/08&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/h5&gt;&lt;h5&gt;Akla ilk PKK geliyor ama... &lt;/h5&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="text13ptBlack" valign="top"&gt; &lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www9.gazetevatan.com/pics/yazarlar/73.jpg" align="right" /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif;font-size:85%;"&gt;İstanbul’daki ABD Başkonsolosluğu’na El Kaide’nin düzenlemiş olduğu söylenen silahlı saldırının üzerinden bir ay bile geçmedi. Ancak Güngören saldırısı hiç de El Kaide işine benzemiyor. Bu “kör terör” saldırısı daha çok bir “rövanş” eylemine benziyor. Ama kim kimden, neyin rövanşını almak istiyor? Kuşkusuz ilk olarak akla PKK geliyor. Örgütün Kuzey Irak’taki varlığına yönelik aralıksız askeri operasyonlardan iyice bunaldığı kırsal kesimde etkili eylemler düzenleyemediği, bu nedenle terörü büyük şehirlere taşımak istediği biliniyordu. Zaten örgütün büyük şehirlerde masum vatandaşlara birinci derecede zarar veren sayısız bombalı eylemi var. Bunların en son örnekleri Ankara’da Anafartalar Çarşısı’nda ve son olarak Diyarbakır’da askeri servis aracına yönelik bombalı saldırılardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bununla birlikte tedbirli olmakta yarar var. Öncelikle yönteme bakalım: Daha önce de peşpeşe bombalı saldırı ihtimalleri gündeme gelmişti ancak bunun etkili bir şekilde ilk kez gerçekleştiğini görüyoruz. Öte yandan eylemin planlamasının, olabildiğince çok insanın ölmesine göre yapılmış olması da düşündürücü. Son olarak, yoğun istihbarat çalışmaları nedeniyle PKK’nın İstanbul’da böylesi profesyonel bir eylemi gerçekleştirmesinin nispeten zor olduğunu kayda geçirmek lazım. Eğer bir şekilde PKK yapmışsa, sorumlularının çok ama çok kısa zamanda yakalanacağına kesin gözüyle bakabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar hava harekatlarının hemen ardından yapılmış olsa da eylemin zamanlaması da dikkat çekici. DTP kongresini daha yeni yaptı Abdullah Öcalan İmralı’dan Ergenekon davası üzerine açıklamalar yapıp duruyor ve askeri operasyonlar da olmasa PKK’yı unuttuk gibi. Yani örgütün şu günlerde kendisini böylesi bir “kör terör” eylemiyle hatırlatmak istemesi garip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PKK’yı hep akılda tutmakla birlikte eylemin zamanlamasının altını kalın bir şekilde çizmekte yarar var: Türkiye ne zamandır iki olaya odaklanmış durumda ve bunlarda çok önemli virajlar alındı veya alınmak üzere: Cuma günü Ergenekon davası resmen açıldı bugün de AKP’nin kader oturumları başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak bu “kör terör” eylemini PKK veya bildiğimiz ama kendisini gizlemek isteyen bir odak ya da bugüne kadar adını hiç duymadığımız bir başka oluşum düzenlemiş olabilir. Her kim olursa olsunlar, Türkiye’de zaten vahim ölçüde varolan gerilimi daha da tırmandırmak kaosu daha da derinleştirmek istedikleri kesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu amaçlarına maalesef ulaşmakta pek zorlanacağa benzemiyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-4525070858195867562?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/4525070858195867562/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=4525070858195867562' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/4525070858195867562'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/4525070858195867562'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/07/ruen-akr-gngrendeki-terr-saldrsn.html' title='Ruşen Çakır Güngören&apos;deki Terör Saldırısını Yorumluyor'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-7764135242136805755</id><published>2008-07-28T04:35:00.001-07:00</published><updated>2008-07-28T04:35:48.620-07:00</updated><title type='text'>Erdal Şafak, 28/07/08</title><content type='html'>&lt;h1 class="haber_baslik baslik_renk"&gt;       Yakın geçmişe yolculuk     &lt;/h1&gt;                        &lt;b&gt;&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt; bir&lt;/b&gt; &lt;b&gt;süredir&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bazısının&lt;/b&gt; &lt;b&gt;nereye&lt;/b&gt; &lt;b&gt;götüreceği&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bilinen&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ve&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bazısının&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ise&lt;/b&gt; &lt;b&gt;nereye&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çıkacağı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kestirilemeyen,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kimi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;mayınlı,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kimi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;güvenli&lt;/b&gt; &lt;b&gt;birçok&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yolun&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kesiştiği&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bir&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kavşakta&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bocalıyor.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Ama&lt;/b&gt; &lt;b&gt;artık&lt;/b&gt; &lt;b&gt;seçim&lt;/b&gt; &lt;b&gt;zamanı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gelip&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çattı.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Bugünden&lt;/b&gt; &lt;b&gt;itibaren&lt;/b&gt; &lt;b&gt;pek&lt;/b&gt; &lt;b&gt;de&lt;/b&gt; &lt;b&gt;uzun&lt;/b&gt; &lt;b&gt;olmayan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;zaman&lt;/b&gt; &lt;b&gt;diliminde&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yollardan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;birine&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yönelecek.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bu zor günlerin arefesinde "Kavşağa nasıl geldik" sorusu aklımıza takıldı. Yanıtı aramak için tam bir yıl öncesine döndük.&lt;br /&gt;Hani, demokrasinin sandık tsunamisinin dalgalarında sörf yaptığı, zafer sarhoşluğuna kapılmayan Başbakan Erdoğan'ın "Farklı tercihleri demokratik hayatımızın zenginliği olarak görüyoruz. Seçimlerden daha güçlü bir şekilde birinci çıkan parti olarak bu zenginliği korumak herkesten önce bizim görevimizdir, rahat olunuz. Milletimizin değerlerinden, Cumhuriyetimizin temel niteliklerinden asla taviz vermeyeceğiz" söylevinin herkesi heyecanlandırdığı, coşan İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nın 55.625,44 puanla tavanı deldiği (Bu haftaya 37.556 puanla başlıyor. Bir yılda değerinin üçte birini yitirdi) günlere...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ne&lt;/b&gt; &lt;b&gt;umutlu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;başlangıçtı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ve o günlerde &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'deki yeni döneme ilişkin beklentiler üstüne yazılıp çizilenleri bir kez daha okuduk. Zaman zaman içimiz burkularak. İşte bir demet:&lt;br /&gt;* "AK Parti'nin seçim öncesinin kavgalarına geri döneceğini sanmıyorum. Tüm önemli kararlarda daha uzlaşmacı bir tavır sergileyeceğini düşünüyorum. &lt;b&gt;Yeni&lt;/b&gt; &lt;b&gt;dönemde&lt;/b&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'yi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bekleyen&lt;/b&gt; &lt;b&gt;en&lt;/b&gt; &lt;b&gt;zorlu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;iş,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;iflas&lt;/b&gt; &lt;b&gt;etmiş&lt;/b&gt; &lt;b&gt;olan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;siyasal&lt;/b&gt; &lt;b&gt;sistemi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yenilemek&lt;/b&gt; &lt;b&gt;olacak.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'de&lt;/b&gt; &lt;b&gt;halk&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kazandı,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;şimdi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;sıra&lt;/b&gt; &lt;b&gt;demokrasiyi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;inşa&lt;/b&gt; &lt;b&gt;etmeye&lt;/b&gt; &lt;b&gt;geldi.&lt;/b&gt; 12 Eylül rejiminin dayattığı sistemden kurtulmak zorundayız. Zaten Erdoğan'ın da başka bir seçeneği yok." (Bahçeşehir Üniversitesi'nden Prof. Dr. Cengiz Aktar'ın "La Liberation" ve "El Watan" gazetelerinde yayınlanan yorumları)&lt;br /&gt;* &lt;b&gt;"Erdoğan'ın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yeni&lt;/b&gt; &lt;b&gt;dönemde&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bilek&lt;/b&gt; &lt;b&gt;güreşinden&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kaçınacağını&lt;/b&gt; &lt;b&gt;sanıyorum.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Seçim&lt;/b&gt; &lt;b&gt;zaferinin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;sonuçlarını&lt;/b&gt; &lt;b&gt;niye&lt;/b&gt; &lt;b&gt;riske&lt;/b&gt; &lt;b&gt;atsın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ki?&lt;/b&gt;" (Anadolu Araştırmaları Merkezi uzmanlarından Jean Marcou'nun "La Liberation"a yaptığı değerlendirme)&lt;br /&gt;* &lt;b&gt;"Erdoğan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;önümüzdeki&lt;/b&gt; &lt;b&gt;5&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yılda&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çok&lt;/b&gt; &lt;b&gt;şey&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gerçekleştirmeyi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;planlıyor.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Temel&lt;/b&gt; &lt;b&gt;haklar&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ve&lt;/b&gt; &lt;b&gt;insan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;haklarının&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ülkesinde&lt;/b&gt; &lt;b&gt;de&lt;/b&gt; &lt;b&gt;daha&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çok&lt;/b&gt; &lt;b&gt;geçerlilik&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kazanmasını&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ve&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kişi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;başına&lt;/b&gt; &lt;b&gt;düşen&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gelirin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ikiye&lt;/b&gt; &lt;b&gt;katlanmasını&lt;/b&gt; &lt;b&gt;amaçlıyor.&lt;/b&gt; Ancak bu hedeflere çatışmayla ulaşmak mümkün değil. O nedenle Erdoğan'ın anahtar sözcüklerinden biri uyum. Başbakan, tüm toplumsal grupların yönetime katılmasını hedefliyor. İlk iş olarak da yeni bir reform atağı başlatmaya hazırlanıyor. Bu çalışmanın özünde, odak noktasında devletin değil, devlet tarafından güvence altına alınan temel hakların ve insan haklarının olacağı yeni anayasa bulunuyor." (Frankfurter Allgemeine Zeitung)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Nerede&lt;/b&gt; &lt;b&gt;hata&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yapıldı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;* &lt;b&gt;"Yeni&lt;/b&gt; &lt;b&gt;hükümetin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;hukuki&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ve&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ekonomik&lt;/b&gt; &lt;b&gt;reformları&lt;/b&gt; &lt;b&gt;tam&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bir&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kararlılıkla&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ve&lt;/b&gt; &lt;b&gt;somut&lt;/b&gt; &lt;b&gt;sonuçlarla&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gerçekleştirmesi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;hayati&lt;/b&gt; &lt;b&gt;önem&lt;/b&gt; &lt;b&gt;taşıyor.&lt;/b&gt; Bu reformların İlerleme Raporu'nun yayınlanacağı Kasım ayına yetiştirilebileceğini umuyorum." (AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn)&lt;br /&gt;* "AK Parti reform yolunda ilerlemeye devam etseydi, son zamanda yaşanan şeylerin çoğu yaşanmayabilirdi. En büyük hatası AB konusunu ikinci plana atabileceklerini düşünmeleri oldu. O nedenle &lt;b&gt;yeni&lt;/b&gt; &lt;b&gt;dönemde&lt;/b&gt; &lt;b&gt;tekrar&lt;/b&gt; &lt;b&gt;reformlara&lt;/b&gt; &lt;b&gt;dönmesi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;hayrına&lt;/b&gt; &lt;b&gt;olur."&lt;/b&gt; (&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk)&lt;br /&gt;* &lt;b&gt;"Türk&lt;/b&gt; &lt;b&gt;halkı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;modernleşme&lt;/b&gt; &lt;b&gt;için&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Erdoğan'a&lt;/b&gt; &lt;b&gt;onay&lt;/b&gt; &lt;b&gt;verdi.&lt;/b&gt; &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt; gibi büyük ve çeşitliliğin yoğun olduğu bir ülkede reform yapmak kolay iş değil ama Erdoğan bu iş izin doğru adam." (The Guardian)&lt;br /&gt;"Seçim sonuçları Ortadoğu'da Müslümanlar'ın yoğun olduğu bir ülkede demokrasi adına bir zaferdi belki ama acaba sağduyu ve ılımlılık açısından da zafer olacak mı?" (The Times)&lt;br /&gt;* "Seçim zaferi Erdoğan'ın önünde geniş bir bulvar açmıyor, sadece sarp bir yolda yürümeye devam etmesi hakkını sağlıyor. Bu yolda tökezlememesi için demokrasiyi güçlendirecek reform hamlesini bir an önce başlatması gerekiyor."&lt;br /&gt;Daha yüzlerce örnek sıralayabiliriz. &lt;b&gt;Meğer&lt;/b&gt; &lt;b&gt;dost&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gerçekten&lt;/b&gt; &lt;b&gt;acı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;söylermiş.&lt;/b&gt; Uzlaşma, yeni anayasa, daha çok demokrasi, daha çok özgürlük, insan hakları ve çoğulculuk odaklı yeni siyasal sistem, AB ile bütünleştirecek reformlar... Bir zamanlar &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'nin gerçek gündemini oluşturduğunu sandığımız bu beklentilere ne oldu? Umutlarımız aslında çöldeki serap mıydı?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Keşke&lt;/b&gt; &lt;b&gt;geçmişe&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yolculuk&lt;/b&gt; &lt;b&gt;mümkün&lt;/b&gt; &lt;b&gt;olsaydı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;da,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;"Nerede&lt;/b&gt; &lt;b&gt;hata&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yapıldı?"&lt;/b&gt; &lt;b&gt;sorusuna&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yanıt&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bulabilseydik...&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-7764135242136805755?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/7764135242136805755/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=7764135242136805755' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/7764135242136805755'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/7764135242136805755'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/07/erdal-afak-280708.html' title='Erdal Şafak, 28/07/08'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-6331111380889842192</id><published>2008-07-28T04:32:00.000-07:00</published><updated>2008-07-28T04:33:14.946-07:00</updated><title type='text'>Ekonomi Bilenler İçin: Dünya ekonomisinin istikrarı yavaşlamasından geçiyor</title><content type='html'>&lt;blockquote id="content" style="padding: 0pt; clear: left;"&gt;   &lt;div style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Referans, 28/7/08, Erhan Aslanoğlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2002-2006 yılları arasında Türkiye ekonomisi düşen enflasyon, hızlanan büyüme, bol likidite ve buna bağlı olarak finans piyasalarında güçlü çıkışların ve iyimserliğin hakim olduğu bir dönem yaşadı. Fakat benzer bir eğilim dünyanın hem gelişmiş hem gelişmekte olan birçok bölgesinde de yaşandı. Global dinamikler bu pozitif fotoğrafın arkasında çok etkili oldu. Irak operasyonu ya da AB müzakereleri gibi Türkiye'ye özgü siyasi ve jeopolitik süreçler Türkiye'yi zaman zaman bu global dinamiklerden kısa süreli de olsa ayrıştırdı. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;2007 yılının ortalarından bu yana global dinamiklerde önceki döneme göre önemli bir değişim başlamış görünüyor. Bu değişim Türkiye'yi de etkisi altına almaya başladı. Peki nedir bu değişim? Bir cümleyle özetlemek gerekirse, dünya ekonomisi bol likidite -hızlı büyüme düşük enflasyon döneminden, azalan likidite yavaşlayan büyüme yükselen enflasyon dönemine girmiş görünüyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;2002-2006 yıllarına şöyle bir bakarsak, dünya ihracat hacminde yaşanan inanılmaz yükselişin yaşanan pozitif ortamın arkasındaki temel faktör olduğunu düşünüyoruz. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Çin'in etkisi&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Dünyadaki yıllık ihracat hacmi 1996-2001 yılları arasında yüzde 45 civarında artarak 6 trilyon dolara ulaşırken, 2002-2008 arasında yüzde 166 artarak 16 trilyon dolara çıkıyor. Bu artışın temel nedeni 2001 yılı kasım ayında Çin'in dünya ticaret örgütüne girmesi görünüyor. Çin rekabet avantajını da kullanarak çok daha güçlü ve fazla ihracat yapmaya başlıyor. Asya bölgesindeki büyümeyi hızlandırıyor. Enerji ve hammadde talebi arttığı için bu ürünleri üreten ülkelerin ihracatı ve dolayısıyla gelirleri de artıyor. Dünyada artan ihracat gelirlerinin büyük bölümü Güneydoğu Asya, Ortadoğu, Orta Asya gibi bölgelere yayılıyor. Dünya ticareti sıfır toplamlı bir oyun. Bir tarafta ihracatı artanlar varsa bir tarafta da ithalatı artanlar oluyor. İthalatı artanlar arasında en büyük paya sahip olan ülke ise ABD. Bu ülke son dönemde yıllık 700-800 milyar dolar dış açık verdi. Bu açıklarınının büyük bölümünü de para basarak, yani dünyaya dolar arzını artırarak kapattı. Başta Çin olmak üzere bölgedeki birçok ülke ve enerji ihraç eden ülkelerin merkez bankaları ABD kaynaklı bu dolarlarla döviz rezervlerini artırdılar. Karşılığında ise yerel para arz ettiler. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Güçlü dövi rezervleri&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Böylesine bir parasal genişlemenin enflasyon yaratması beklenir. Fakat bu olmadı, özellikle Çin'in ve Hindistan'ın ucuz işgücü maliyeti ne bu ülkelerde ne de diğer ülkelerde enflasyona izin vermedi. Bu nedenle de merkez bankaları döviz karşılığı verdikleri likiditeyi çok fazla çekmedi. İşte bu gevşek para politikası ve likidite bolluğu önce bu ülkelerin sonra da dünya ekonomisinin hızlı büyümesinin nedenlerinden birisi oldu. Bu sürecin bir yansıması da ABD ekonomisinde gözlendi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Güçlü döviz rezervleri olan Çin ve diğer bazı gelişmekte olan ülkeler bu rezervlerin bir kısmını ABD tahvillerine yatırarak bu ülkenin dış açığının kapatılmasına yardımcı oldu. Sorun yaşamayan ABD ekonomisi de hızlı büyüdü, konut başta olmak üzere varlık fiyatlarının arttığı bir dönem yaşadı. Sonuç olarak, dünyanın birçok bölümü likiditenin bol olduğu, varlık fiyatlarının arttığı iyi bir süreç geçirdi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Son bir yıldır yaşananlar bu tablonun hızla değişmeye başladığına işaret ediyor. Öncelikle, hızlı büyüme enerji ve hammadde fiyatlarında sert yükselişlere yol açmaya başladı. Bütün dünyada enflasyon oranlarında artışlar gözleniyor. ABD'de konut sektöründe başlayan daralma artarak devam ediyor. Düşen konut fiyatları servet etkisi yoluyla tüketici güvenini azaltıyor, tüketim harcamalarını düşürüyor. ABD'de başlayan yavaşlama AB ekonomisine yansımaya başladı. Son gelen veriler Çin dahil olmak üzere gelişmekte olan ülkelerde de hafif de olsa yavaşlama sinyali veriyor. Yavaşlayan ekonomilerde borsalar düşüyor, varlıklar değer kaybetmeye başlıyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Gevşek para politikası&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Yavaşlayan büyüme ve yükselen enflasyon bütün dünyada merkez bankalarının işinin zorlaştığı bir döneme girdiğimize işaret ediyor. 2000'li yılların başında enflasyon tehlikesi olmadığı için merkez bankaları gevşek para politikası uyguladı, piyasalara bol likidite verdi, ekonomiler hızlı büyüdü. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Artık enflasyon ihmal edilemeyecek kadar büyük bir tehlike olmaya başladı. Merkez bankaları enflasyon ile mücadele edeceklerinin sinyalini ciddi biçimde vermeye başladı. AB merkez bankası başından bu yana enflasyon ile mücadelede çok taviz vermiyor. Fed başkanı Bernanke enflasyon riskine her konuşmasında dikkat çekiyor, büyümede düşüşün durduğu, görece istikrarın sağlandığı anda faizleri artıracağı sinyallerini veriyor. Çin merkez bankası ve hükümeti enflasyon ile mücadeleyi artıracağı yönünde işaretler veriyor, adımlar atıyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Özetle, 2002-2006 döneminin aksine dünyanın birçok bölgesinde merkez bankalarının daha sıkı para politikası uygulayıp enflasyon ile mücadele edeceği bir döneme giriyoruz gibi görünüyor. Faizlerin yükseleceği böyle bir ortamda likiditenin azalmasını, ekonomik büyümenin yavaşlamasını beklemek gerekiyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;2 yıllık süreç&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="margin: 0in 0in 0pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Azalan likidite aynı zamanda son bir yılda olduğu gibi artan dalgalanma anlamına geliyor. Para politikalarını gerçek anlamda sıkılaştırmaya başlamanın en az 6-7 ay alabileceğini söyleyebiliriz. Para politikalarının etkinliğinin de 18 ay gibi bir süre alacağını varsayarsak, gelecek en az 2 yıllık dönemin geçmiş 4-5 yıldan farklı olacağını öne sürebiliriz. Yani, hızlı büyüme, bol likiditeden, yavaşlayan büyüme azalan likidite dönemine geçiş. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Dünya ekonomisinin 2000'li yılların başındaki büyümeyi şu an için kaldıramadığını, bu büyümenin hammadde fiyatlarındaki artışla enflasyonist olmaya başladığını görüyoruz. Enflasyonist büyüme genel olarak sürdürülmesi zor bir büyümedir. Başta enerji olmak üzere hammadde fiyatlarının üzerindeki spekülatif baskıyı azaltacak bir arz-talep dengesine ihtiyaç bulunuyor. Önümüzde görünen, ilk aşamada talep tarafının bastırılması. Bunun boyutunu arz tarafını güçlendirecek alternatiflerin ortaya çıkışı belirleyecektir. Türkiye ekonomisinin de bu konjonktürel değişimden etkilenmeye başladığını ve bunun devam edeceğini beklemek gerekiyor. Bizdeki etkinin daha güçlü ya da zayıf oluşu ise büyük oranda iç siyasi ve jeo-politik gelişmelerimize bağlı olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-6331111380889842192?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/6331111380889842192/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=6331111380889842192' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/6331111380889842192'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/6331111380889842192'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/07/ekonomi-bilenler-iin-dnya-ekonomisinin.html' title='Ekonomi Bilenler İçin: Dünya ekonomisinin istikrarı yavaşlamasından geçiyor'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-1742282530277045159</id><published>2008-07-26T06:26:00.000-07:00</published><updated>2008-07-26T06:27:33.240-07:00</updated><title type='text'>Erdal Şafak, 26/7/08, Sabah</title><content type='html'>&lt;h1 class="haber_baslik baslik_renk"&gt;       &lt;span style="font-size:100%;"&gt;"Şipşak" değil gerçekçi çözüm     &lt;/span&gt;&lt;/h1&gt;                        &lt;b&gt;Bazı "Hard&lt;/b&gt; &lt;b&gt;liberaller"&lt;/b&gt; &lt;b&gt;(Not:&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Medyada&lt;/b&gt; &lt;b&gt;"Trend"&lt;/b&gt; &lt;b&gt;haline&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gelen&lt;/b&gt; &lt;b&gt;polemiklere&lt;/b&gt; &lt;b&gt;durduk&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yerde&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bir&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yenisini&lt;/b&gt; &lt;b&gt;eklememek&lt;/b&gt; &lt;b&gt;için,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;özel&lt;/b&gt; &lt;b&gt;olarak&lt;/b&gt; &lt;b&gt;hiç&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kimseyi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kastetmediğimizi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;önemle&lt;/b&gt; &lt;b&gt;belirtiriz),&lt;/b&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'nin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;tarihten&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ve&lt;/b&gt; &lt;b&gt;coğrafyadan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gelen&lt;/b&gt; &lt;b&gt;sorunlarına&lt;/b&gt; &lt;b&gt;şipşak&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çözümler&lt;/b&gt; &lt;b&gt;veya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;reçeteler&lt;/b&gt; &lt;b&gt;üretmekte&lt;/b&gt; &lt;b&gt;pek&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ustalar.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Örneğin, Ermeni sorunu mu? "Soykırım iddialarını tanısak ne olur sanki?" (Oysa insanlık tarihinin en utanç verici, uluslararası hukukun da en ağır suçlamasını hiçbir devlet asla kabul edemez.)&lt;br /&gt;Örneğin, Kürt sorununun çözümü için ortaya atılan federasyon iddiaları mı? "Canım üniter ve ulus devletten vazgeçsek ne kaybederiz? Zaten dünyada ulus devlet modası geçiyor." (Tam tersine, ayrılıkçı hareketleri tetikleyen bazı uluslararası oluşumlar ve örgütlere karşı ulus devlet modelini tek kalkan gören ülkelerin sayısı çığ gibi artıyor.)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=K%C4%B1br%C4%B1s%20sorunu"&gt;Kıbrıs sorunu&lt;/a&gt; da bu örneklerden biri. &lt;b&gt;O&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çevreler,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Kıbrıs'ı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;oldum&lt;/b&gt; &lt;b&gt;olası&lt;/b&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'nin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;AB&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yolunda&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ilerlemesini&lt;/b&gt; &lt;b&gt;güçleştiren&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bir&lt;/b&gt; &lt;b&gt;pranga,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;milliyetçi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;akımlarını&lt;/b&gt; &lt;b&gt;besleyen&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kaynak&lt;/b&gt; &lt;b&gt;görüyorlar.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ne&lt;/b&gt; &lt;b&gt;teslimiyet,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ne&lt;/b&gt; &lt;b&gt;statüko&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Biz ne onların "Ver kurtul" anlayışını paylaşıyoruz, ne de "&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=K%C4%B1br%C4%B1s%20sorunu"&gt;Kıbrıs sorunu&lt;/a&gt; 1974'te çözüldü" diyen "Statükocular"ın yaklaşımını doğru ve gerçekçi buluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Evet,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Kıbrıs&lt;/b&gt; &lt;b&gt;sorunu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çözülmeli,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;adanın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bölünmüşlüğüne&lt;/b&gt; &lt;b&gt;son&lt;/b&gt; &lt;b&gt;verilmeli,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Kuzey&lt;/b&gt; &lt;b&gt;de&lt;/b&gt; &lt;b&gt;artık&lt;/b&gt; &lt;b&gt;AB&lt;/b&gt; &lt;b&gt;coğrafyasına&lt;/b&gt; &lt;b&gt;katılmalı.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Ama&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çözüm&lt;/b&gt; &lt;b&gt;iki&lt;/b&gt; &lt;b&gt;temel&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kritere&lt;/b&gt; &lt;b&gt;dayanmalı&lt;/b&gt;: 1- Soydaşlarımızın kanla kazanılmış haklarını ve bu hakları korumak için &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'nin üstlendiği taahhütleri gözetmeli. 2- &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'nin tarihi, coğrafi, siyasal, stratejik çıkarlarını kollamalı.&lt;br /&gt;Böyle bir barış planı çok mu zor? Bizce değil. Zaten &lt;b&gt;KKTC&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Cumhurbaşkanı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Mehmet&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Ali&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Talat&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ile&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Rum&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Yönetimi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Başkanı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Dimitris&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Hristofyas'ın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;dün&lt;/b&gt; &lt;b&gt;3&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Eylül'de&lt;/b&gt; &lt;b&gt;başlatmayı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kararlaştırdıkları&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çözüm&lt;/b&gt; &lt;b&gt;müzakereleri&lt;/b&gt; &lt;b&gt;için&lt;/b&gt; &lt;b&gt;mutabık&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kaldıkları&lt;/b&gt; &lt;b&gt;parametreler&lt;/b&gt; &lt;b&gt;de,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;saydığımız&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kriterleri&lt;/b&gt; &lt;b&gt;epeyce&lt;/b&gt; &lt;b&gt;karşılıyor.&lt;/b&gt; Neler onlar? Özetleyelim:&lt;br /&gt;* Kıbrıs, "Tek egemenliğe, tek vatandaşlığa ve tek uluslararası kimliğe sahip" Birleşik Federal Cumhuriyet olacak. Ancak bu federasyon iki toplumun, iki bölgenin, iki kurucu devletin (Veya iki özerk eyaletin) siyasi eşitliğine dayanacak.&lt;br /&gt;* Kıbrıs'ın herkesin uyacağı ortak federal anayasası olacak. Ama iki kurucu devletin, ortak yönetimin yetkileri dışında kalan alanlardaki yaşamı ve kuralları düzenleyen federe anayasaları da bulunacak.&lt;br /&gt;* Federal devletin yönetim birimleri nüfus oranları dikkate alınmadan, siyasal eşitlik ilkesine göre paylaşılacak: Dönüşümlü başkanlık (İki dönem Rum, bir dönem Türk), başkan yardımcılığı (Başkanlık Rumlar'da olduğunda yardımcılığı Türkler'den seçilecek veya tersi), Başkanlık Konseyi (Başkan ve yardımcısından oluşacak, ikisinin de veto hakkı bulunacak), bakanlar kurulunda eşit dağılım gibi. Ancak iki federe devlette ayrıca belli alanlarda yetkili hükümetler de görev yapacak. Biraz Belçika, çokça Irak modeline dayalı bir yapılanma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;"Al-ver"&lt;/b&gt; &lt;b&gt;veya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;"Kazan-kazan"&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Böylece&lt;/b&gt; &lt;b&gt;iki&lt;/b&gt; &lt;b&gt;halk&lt;/b&gt; &lt;b&gt;hem&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bir&lt;/b&gt; &lt;b&gt;arada&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yaşayacak,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;hem&lt;/b&gt; &lt;b&gt;de&lt;/b&gt; &lt;b&gt;en&lt;/b&gt; &lt;b&gt;az&lt;/b&gt; &lt;b&gt;60&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yıldır&lt;/b&gt; &lt;b&gt;iki&lt;/b&gt; &lt;b&gt;toplumu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;zehirleyen&lt;/b&gt; &lt;b&gt;karşılıklı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;güvensizliğin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;toksinleri&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bünyeden&lt;/b&gt; &lt;b&gt;tümüyle&lt;/b&gt; &lt;b&gt;atılıncaya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kadar&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bir&lt;/b&gt; &lt;b&gt;dizi&lt;/b&gt; " &lt;b&gt;Güvenlik&lt;/b&gt; &lt;b&gt;sübapları&lt;/b&gt; "&lt;br /&gt;&lt;b&gt;olacak.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Elbette epey dikenli konu da var:&lt;br /&gt;* &lt;b&gt;Mülkiyet&lt;/b&gt;: 1974'teki Barış Harekatı'ndan çok 1979'daki nüfus mübadelesi çetrefilleştirdi.&lt;br /&gt;* &lt;b&gt;Göçmenlerin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;dönüşü&lt;/b&gt;: Hem Rumlar'ın Kuzey'e, Türkler'in Güney'e yeniden yerleşebilmeleri, hem de Kuzey'deki Türkiyeliler'in bir bölümünün Anadolu'ya geri gönderilmesi. Peki ama AB'nin dolaşım özgürlüğü ilkesinden yararlanarak Kıbrıs'a yerleşen ve Rum yurttaşına geçen Yunanlılar ne olacak?&lt;br /&gt;* &lt;b&gt;Adanın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;askersizleştirilmesi&lt;/b&gt;: 950 askerli Yunan alayı ile kimilerine göre mevcudu 43 bine ulaşan Türk Barış Kuvveti'nin Kıbrıs'tan ayrılması. Peki, Rum ordusunun çok büyük olasılıkla Kıbrıs vatandaşlığına geçmiş veya geçirilmiş Yunanlı asker ve subayları kalacak mı?&lt;br /&gt;Bu dikenlerin yukarda belirttiğimiz "Olmazsa olmaz" ilkeler doğrultusunda ve "Al-ver" değil, "Kazan-kazan" anlayışıyla çözülebileceğini düşünüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Şurası&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kesin:&lt;/b&gt; &lt;b&gt;3&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Eylül'de&lt;/b&gt; &lt;b&gt;başlayacak&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çözüm&lt;/b&gt; &lt;b&gt;müzakereleri,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;birleşik&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Kıbrıs&lt;/b&gt; &lt;b&gt;için&lt;/b&gt; &lt;b&gt;son&lt;/b&gt; &lt;b&gt;şans,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;son&lt;/b&gt; &lt;b&gt;fırsat&lt;/b&gt; &lt;b&gt;olacak.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Ya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;iki&lt;/b&gt; &lt;b&gt;toplum&lt;/b&gt; &lt;b&gt;güvenlikleri&lt;/b&gt; &lt;b&gt;için&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gerekli&lt;/b&gt; &lt;b&gt;mekanizmalarla&lt;/b&gt; &lt;b&gt;donatılmış&lt;/b&gt; &lt;b&gt;olarak&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ortak&lt;/b&gt; &lt;b&gt;geleceklerini&lt;/b&gt; &lt;b&gt;inşa&lt;/b&gt; &lt;b&gt;edecekler.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Ya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;da&lt;/b&gt; &lt;b&gt;herkes&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kendi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yoluna&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gidecek.&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-1742282530277045159?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/1742282530277045159/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=1742282530277045159' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/1742282530277045159'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/1742282530277045159'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/07/erdal-afak-26708-sabah.html' title='Erdal Şafak, 26/7/08, Sabah'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-3517827780086354534</id><published>2008-07-25T05:14:00.000-07:00</published><updated>2008-07-25T05:15:26.907-07:00</updated><title type='text'>Ali Saydam, 25/7/08, Akşam Gazetesi</title><content type='html'>&lt;table style="border-collapse: collapse;color:#c0c0c0;" width="100%" border="0" border cellpadding="0"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td bg style="color:#f3f3f3;"&gt;&lt;center&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;color:#111111;"&gt;             ‘İnsan Kıymetleri’(!) yöneticisi ne yapmalı?             &lt;/span&gt;&lt;/center&gt;&lt;/td&gt;            &lt;/tr&gt;            &lt;tr&gt;             &lt;td&gt;&lt;p align="center"&gt;             &lt;span style="font-family:Arial;font-size:-2;"&gt;             &lt;span style="letter-spacing: 3px;"&gt;             &lt;a style="text-decoration: none;" href="mailto:"&gt;             &lt;/a&gt;                          &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;            &lt;/tr&gt;            &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;                                  &lt;span style="font-size: 3pt;"&gt; &lt;/span&gt;                                                 &lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;color:#333333;"&gt;             &lt;br /&gt;İnsan ‘para’ gibi, ‘zaman’ gibi, ‘hammadde’ gibi yönetilmesi gereken bir kaynak mıdır, yoksa ‘değerler’ gibi, ‘hedefler gibi’, ‘özel müşteri (client)’ gibi, ‘hissedarlar’ gibi, ‘itibar’ gibi yönetilmesi gereken ‘kıymet (asset)’ mi?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm diğer süreçlerin yönetimi, bu konudaki karar ve tutuma bağlıdır. Özellikle ‘iç iletişim’ süreçleri bu karardan birinci derecede etkilenir... Bir kuruluşun yönetiminin çalışanlarından başlayarak; bayileriyle, alt yüklenicileriyle, tedarikçileriyle nasıl ‘konuşması’ gerektiğini belirleyen süreçleri yönetmeye başlamadan önce şu sorunun yanıtı bulunmalı: Bizim için insan kaynak mı kıymet mi?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Firmalar bir dizi ‘standart’ etkinlik düzenlerler. Bayi toplantıları, çalışan eğitimleri; ödüller, eğlenceler vb... Gözlerinizi kapasak ve sizi bir etkinlikten ötekisine götürsek ve “Şimdi hangi kuruluşun etkinliğindeyiz” diye sorsak; şaşırıp kalabilirsiniz... Oysa insanı ‘kaynak’ olarak gören etkinlikler başkadır, ‘kıymet’ olarak görenlerinki bambaşka... Ve şirketlerin kültürlerine göre tamamen değişir her şey...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Mükemmel bir örnek&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak kıymet meselesini güzel bir örnekle ele almaya çalışalım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet Gazetesi İK eki 13.07.2008. Sayfa: 3 : “Petrol Ofisi insan kaynaklarını yeniden yapılandırdı. Bu süreçte amaç dinamik, işlevsel, sonuç ve müşteri odaklı, açık iletişim tarzını belirlemiş ve stratejilerini hayata geçirebilen bir organizasyonel yapıya kavuşmaktı. Çalışan ilişkilerini güçlendirmek için açık ofis çalışma düzeni, açık kapı uygulaması, tüm çalışanların davet edildiği, iletişimi kuvvetlendirmek amacıyla açık iletişim toplantıları, belli periyotlarda CEO ile organize edilen öğle yemekleri, çalışanların CEO ile görüşlerini paylaşabileceği e-mail adresi uygulamaya geçti.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl? Mükemmel değil mi? Bence de öyle. Ancak... Alın cümleden Petrol Ofisi’ni koyun yerine Shell’i ya da BP’yi, Opet’i ne değişir. Bir şey değişmezse eğer -ki değişmez- işin içinde iş var demektir. En azından, “Hop bir dakika” deyip düşünmek gerekir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazetede Petrol Ofisi İK Müdürü Nermin Mirza hanımla yapılmış geniş bir röportaj var... Mirza, ‘yeniden yapılanmayı’ anlatmış...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru: “Yaptığınız iç iletişim çalışmaları neler?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Teknik puanlar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Çalışanlarla ilişkilerimizi güçlendirmek, iç iletişimimizi geliştirmek için bir dizi uygulamamız var:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Açık ofis çalışma düzeni;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;v Çalışana özel, samimi bir dille hazırladığımız, aylık PONews bültenimiz, bilgi panolarımız, özel günlerin kutlanılması ve Sağlıklı Yaşam Eğitimleri kapsamında her ay yapılan sağlık konulu seminerler ve konuk sunucular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;İK süreçlerine ait genel katılımlı bilgilendirme toplantıları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yüz yüze yapılan iletişimi kuvvetlendirmek amacıyla yaptığımız açık iletişim adı verilen toplantılar, saha ziyaretleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Belli periyotlarda CEO ile organize edilen öğle yemekleri, çalışanların CEO ile görüşlerini paylaşabileceği e-mail adresi”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Artistik puanlar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş ve iletişim yönetimine ilgi duyan (kim duymuyor ki) herkese bu söyleşiyi internetten indirip tamamını okumalarını öneriyorum. En azından tartışmanın bir parçası olmak adına...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olmazsa olmazlardan söz etmiş Sayın Mirza. Teknik puanların alındığı alanlardan örnekler vermiş... Buna araştırma dilinde Anglosaksonlar ‘Hygenics’ diyorlar... Steril alan yani...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa ‘Kıymet anlayışında’ gerekli olan ‘artistik puanlar’dır... Teknik puanları herkes alıyor zaten. Rekabet artistikte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Üç alana yatırım&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışan tatminini 75’ten 100’e doğru tırmandırmak istiyorsanız, ‘Kıymet yönetimi anlayışına’ geçmeli; şu üç alana yatırım yapmalı, bu alanlarda sistemi güçlendirmeli, iletişimi oraya odaklamalısınız:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Çalışanlarda, ‘değişim’ konusunda katılım ve kararlılığı (commitment) artırmak;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Çalışanların iş süreçlerinde ‘verimlilik’ ve ‘kârlılığı’ artırmak adına entelektüel katma değer üretmesini sağlamak;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Çalışanların etkililiğini artırmak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu üç hedefe nasıl kilitlenileceği ve hangi tür ‘yeni’ iç iletişim araçlarının geliştirileceği ise bir inovasyon meselesidir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bowling, tavla turnuvası, paintball savaşları, liderlik ve teamwork eğitimleri, motivasyon-sadakat-performans üçgenini güçlendirecek faaliyetlerle 75 puana ulaşmak belki mümkün olabilir, ancak rekabet avantajı sağlamak ve gelecek tasarımını anlamlı bir şekilde yönetmek zordur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nermin Hanım doğru bildiğini son derece doğru yapıyor. Onun için söylediklerimizi hiç üzerine alınmamalı. Biz onun söylediklerini örnek olarak aldık sadece. Ülkemizdeki kuruluşların yüzde doksanından fazlasında ‘iç iletişim’ sanki uzmanlık alanları iletişimmiş gibi İnsan Kaynaklarına, hatta bazılarında Mali İşler ve/veya İdari İşler Müdürüne bağlanmıştır ve olaya öyle bakılır... İlişki yönetimi ile iletişim yönetimi arasında farkı bilmeden bu konuda bilimsel bir duruş ve bakış açısına sahip olmadan, iç iletişime stratejik bakış getirmenin mümkün olmadığını bilmemek ayıp değildir. Ayıp olan ‘biliyorum’ zannetmek ve öğrenmemekte ısrar etmektir...&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-3517827780086354534?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/3517827780086354534/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=3517827780086354534' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/3517827780086354534'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/3517827780086354534'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/07/ali-saydam-25708-akam-gazetesi.html' title='Ali Saydam, 25/7/08, Akşam Gazetesi'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-6373017937734811447</id><published>2008-07-24T06:21:00.001-07:00</published><updated>2008-07-24T06:21:57.280-07:00</updated><title type='text'>Knol, Google'ın Wikipedia'sı (hurriyet.com.tr)</title><content type='html'>&lt;table width="700" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="6"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;table width="700" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top" width="100%" height="34"&gt;&lt;table width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="center"&gt;&lt;onceki_haber&gt;&lt;table class="oncekisonrakitab" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td width="16" align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/onceki_haber&gt;  &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!-- yeni --&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;  &lt;tr&gt;&lt;td height="15"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt;&lt;td&gt; &lt;table width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;&lt;h1 class="HabDetHeader"&gt;Google'ın sırrı belli oldu&lt;/h1&gt;&lt;/td&gt; &lt;td class="HabDetDate" width="130" align="right"&gt;  &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt;&lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="y_editor_info" style="color: rgb(68, 68, 68);" height="15"&gt;hurriyet.com.tr&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="yHabDetText"&gt;&lt;table valign="top" align="right" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt; &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt; &lt;table valign="top" align="right" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top"&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/3709/6033709.jpg" alt="Google'ın sırrı belli oldu" vspace="6" align="right" border="0" hspace="2" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;!--media başlangıç--&gt;  &lt;!-- media--&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;b&gt;Google, sır gibi sakladığı yeni servisini nihayet kullanıcılara açtı. İşte o servis...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Google geçtiğimiz yılın sonlarına doğru Wikipedia gibi online bir ansiklopedi açmayı planlıyordu. Knol adı verilen bu online ansiklopedi test aşamasındaydı ve servise sadece küçük bir test grubu tarafından erişilebiliyordu.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ve merakla beklenen Knol, nihayet "Beta" etiketiyle tüm internet kullanıcılarının erişimine açıldı. Google kullanıcı ismi ve şifrenizle giriş yapabileceğiniz Knol Beta, temel hatlarıyla Wikipedia'yı andırsa da, aslında çok ciddi farklar içeriyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İlk fark, Knol'a sadece takma ad ya da anonim olarak kayıt girişi yapılamayacak olması. Wikipedia'da herkes istediği an kayıtlara yeni girişler ekleyebiliyor ve eklenen girişler anında sayfada yerini alıyor. Ancak Knol'da giriş yapan bir kullanıcı ya da kullanıcı grubu, yazdıklarının arkasında durmak zorunda.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yapılan açıklamaya göre eğer bir kullanıcı isminin görünmesini istemiyorsa, bu durumda kredi kartı numarası ya da telefon numarası gibi bir bilgi yardımıyla girişlerini onaylatabiliyor. Bu gibi bir durumda, girişin altında "Verified - Onaylandı" ibaresi beliriyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Eğer bir kullanıcı Knol'daki girişler üzerinde değişiklik ya da ek yapmak isterse, girişin asıl sahibine öneride bulunuyor. Girişin sahibi de bu öneriyi değerlendirerek uygunsa değişikliği yapıyor ya da yapmıyor. Yani knol, bu noktada Wikipedia'nın sunduğu özgürlüğü sunmuyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Google Knol ürün müdürü Cedric Dupont ve yazılım mühendisi Michael McNally'nin resmi bloglarında söylediklerine gore, Knol'da reklamlar da olacak. Bu da, yeni online ansiklopediyi Wikipedia'dan ayıran diğer bir fark.&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-6373017937734811447?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/6373017937734811447/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=6373017937734811447' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/6373017937734811447'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/6373017937734811447'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/07/knol-googlen-wikipedias-hurriyetcomtr.html' title='Knol, Google&apos;ın Wikipedia&apos;sı (hurriyet.com.tr)'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-5367478290186257356</id><published>2008-07-24T06:13:00.001-07:00</published><updated>2008-07-24T06:13:49.207-07:00</updated><title type='text'>Serdar Turgut, Akşam Gazetesi, 24/7/08</title><content type='html'>&lt;span style="font-size: 9pt;font-family:Arial;" &gt;ERGENEKON ÜZERİNE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adı ne olursa olsun bir gizli örgütlenmenin varlığı mahkeme kararıyla ispat edilirse, bu kadar güçlü ve farklı bir şekilde örgütlenebilmiş bir varlığın, Türkiye’de yıllardır kimbilir ne tür acılara ve krizlere yol açmış olduğu da umarız ki açığa çıkacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle görünüyor ki; Ergenekon soruşturmasını üstlenen savcılık hayli zor bir işe girişmiş durumda. Gelen haberlerden anlaşıldığı üzere, adı ne olursa olsun bir örgütün yıllardır Türkiye’yi korkunç bir şekilde yayılmış kollarıyla derinden yönlendirdiği görülebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir gizli örgütün yıllardır var olduğunun ortaya atılması, bizim kuşağın yıllardır yaşadığı kişisel dram ve acıların da açıklanmasına yardımcı olabilecek gibi görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi kişisel tarihimde şöyle bir gezinti yapıp, anıları tekrar yaşadığımda Türkiye’yi karışıklığa iten her olaydan sonra faillerin neden yakalanamamış olduğunu da anlamaya başlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara’da gazetecilik yaparken bir dönem neredeyse büyük cinayet haberi gelmeyen gün olmazdı. Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı cinayetlerinden sonra hep içgüdüsel olarak ‘bunun da faili bulunamaz’ diye düşünürdük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa bu tavrımızda, net ifade edemediğimiz ama içimizde kuşku olarak taşıdığımız, bu tür büyük olaylarda, ‘devletin içinden yardım olmadan katiyen yapılamaz’ diye düşünmemizin etkisi var mıydı acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O tür cinayetlerin hepsinden sonra suçlunun ‘radikal dinciler’ olarak ilan edilmesi, dış düşmanların ve içteki işbirlikçilerinin gösterilmesi bir plan mıydı acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa Uğur Mumcu kendi araştırmalarında Ergenekon örgütüne mi ulaşmak üzereydi de o nedenden mi öldürüldü acaba?.. Cumhuriyet gazetesi üzerine oynanan oyunlar hâlâ daha o günlerin bir uzantısı mı ki?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanlı 1 Mayıs olayları, kanlı pazarlar acaba kimler tarafından yönlendirildi?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu saydıklarım bütün Türkiye’nin bildiği cevapsız kalmış sorular. Tabii ki bir de artık kimsenin hatırlamadığı olaylar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağ-sol diye ayrılan yüzlerce insan öldürüldü. Bazen suçlu olarak bazıları yakalandı ama çoğunda suçlu da bulunamadı. Suçlu olarak çıkarılanların gerçekte suçlu olup olmadığı da belli değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Memleket iç savaş eşiğinde’ denildi, korku yaratıldı. (Hatırlıyorum, o dönemde gece eve dönerken yan mahallede makineli tüfekle ev taranırdı). Halk düzen istemeye başladı ve ihtilal için zemin yaratıldı, ordu yönetime el koydu. O kadar hazırlıklı ve iç savaş eşiğinde oldukları söylenen gençler, bir anda ortadan kayboldular. Ortalık süt liman oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En azından tuhaf bir tarih bu ve biraz da gizemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon soruşturmasıyla o tarihin gizli kalmış yönleri ortaya çıkar mı bilemiyorum ama en azından hepimiz kişisel tarihlerimizle, kafamızı sürekli meşgul eden kuşkularımızla yüzleşeceğiz. Ve belki de bazı olayları anlamlandırma yolunu açabileceğiz kendimize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de kişisel not ekleyim. Ankara’da mahalli gazete çıkarırken doğal olarak polisin çalışmalarına şahit olurdum. Foto muhabiri arkadaşım Ümit Turpçu ile birlikte Amerikan Başkanı’nın gezisi öncesinde ‘örgüt gizleniyor’ denilen bir eve yapılan baskında evin içinden hiç ateş açılmadığı halde çıkan cesetleri de gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de polisiye olaylarda bazen elinde telsiz bulunan takım elbiseli bazı adamlar gelirdi olay yerine. Polisler onlara ‘Siz de mi geldiniz?’ diyerek saygılı yaklaşırlardı. Ben nereden geldiklerini sorduğumda sadece ‘Devletten’ demekle yetinirlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman fazla anlamlı gelmemişti bu. Bazı şeyleri şimdilerde yeni anlamaya başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Beyaz eller’ operasyonu sonuna kadar gidebilecek mi bilemiyorum ama karanlık bir geçmişten çıkacağımızı da hissediyorum.    &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-5367478290186257356?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/5367478290186257356/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=5367478290186257356' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/5367478290186257356'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/5367478290186257356'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/07/serdar-turgut-akam-gazetesi-24708.html' title='Serdar Turgut, Akşam Gazetesi, 24/7/08'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-6853563923704132746</id><published>2008-07-22T16:17:00.000-07:00</published><updated>2008-07-22T16:18:22.054-07:00</updated><title type='text'>Nur Çintay, Seri katil mi, Munchausen sendromlu mu?</title><content type='html'>(22/7/08, Radikal)&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Fatma Akkuş’un, 13 yaşındaki kızına şeker hastası olmamasına rağmen insülin yaptığının ortaya çıkması, annenin daha önce beş-altı yaşlarında ölen altı çocuğunu da insülinle öldürmüş olabileceği şüphesini yaratmış. 13 yaşındaki kızın olup biteni anlatması üstüne, anne “Kızım hastalanırsa kocam, kızımla ve benimle ilgilenir düşüncesiyle çocuklarıma ilaç veriyordum” demiş. Savcı da, eşinin ilgisini çekebilmek için bu haltı yediğini itiraf eden kadın için ömür boyu hapis istemiyle dava açmış. Şimdi, daha önce ölen altı çocuğun üzerine de bu teknikle gidilip gidilmediği araştırılacakmış.&lt;br /&gt;Çocuklarının seri katili olabilecek bir anne fikri bile fazla korkunç, şimdilik 13 yaşındaki kızını hasta olmadığı halde ilaç vererek hasta eden, geç kalınsa belki de ölümüne sebep olabilecek bir anne var elde.&lt;br /&gt;Normal kafayla olacak iş mi? Yoksa ‘Munchausen by Proxy’nin eli mi? ‘Munchausen by Proxy’nin eli ayağı bu kadar uzun mu, yani sonuna kadar götürüyor mu tuttuğunu? Birtakım&lt;br /&gt;takıntılı illetler icat edip süründürmek kesmiyor mu?&lt;br /&gt;Altı yaşındaki oğlu Furkan’ı kireç çözücü içirerek öldürmeye çalıştığı gerekçesiyle yargılanan Eda Göcet vakasını hatırlar mısınız? O da bir yıl önce ölen kızı Hale Nur’u zehirlemekle suçlanmıştı. Benim böyle hiç unutamadığım gazete tipleri, haberleri var. Munchausen sendromunu mainstream medya gündemine sokan M.B.D. ile annesi Nurgül D. de onların önde gelenlerinden.&lt;br /&gt;Hani yedi yaşındaki M.B.D. teşhis konulamamasına rağmen toparlanamıyor, asıl tuhafı, annesi yokken iyileşip annesi devreye girdiğinde fenalaşıyordu. Annesinin her ziyaretinde solunum durma nöbetleri yaşayan küçük kızın durumundan işkillenen doktorlar, Nurgül D.’yi izlemeye başlamışlardı.&lt;br /&gt;Bir gün valide hanım nöbettekilere pasta dağıtıp kızının yanına girdiğinde, o ana kadar iyi olan kız yine kusmaya başlamış, solunumu da durmuştu.&lt;br /&gt;Daha da dikkat çekici ve garip olan, o esnada annenin zerre paniklememesi, yardım istememesi, tam tersi hastane personelini ‘Mideniz bulanmasın, siz pastanızı yiyin, en hallederim’ diye uzaklaştırmaya çalışmasıydı!&lt;br /&gt;Odaya girenler iki tane kanlı enjektör bulmuş, anne bu enjektörlerle ilgili çelişkili cevaplar vermişti. Bunun üzerine annede Munchausen sendromu olabileceği düşünülmüş, savcılığa başvurulmuş, gündemimiz de 18. yüzyılda yaşamış olan Alman Baron’la tanışmıştı.&lt;br /&gt;Munchausen sendromu, adını sahte hikâyeleriyle nam salmış Alman Baronu Karl Fredrich von Munchausen’e borçlu. Bu illetten mustarip olanlar da gerçekte var olmayan hastalıkları icat konusunda envaiçeşit yalan dolan uyduruyor. İlgi çekmek için toplam 425 kere hastaneye yatan da var, ihtiyaç duymadığı cerrahi müdahalelerin yapılması için tutturan da, kendini yaralayarak enfeksiyon kaptıran da. Bunlar iki lokma alaka için kendilerine fiziksel hasar veriyorlar, ama hep ve sırf kendilerine.&lt;br /&gt;Bu Munchausen’in bir de ‘by Proxy’ modeli var ki, o bin beteri. Aile, ilgiyi üzerine çekme saplantısını, çocuk üzerinden gerçekleştiriyor. Çocuğa dair komplike hastalıklar yaratıyor, türlü maddelerle çocuğu hasta ediyor,&lt;br /&gt;resmen istismar ediyor. Çocuğunu arıya sokturan, bilerek zehirleyen var. 200 küsur kere hastaneye yatıran! &lt;br /&gt;Olayın mimarı genellikle anne. Etrafla, hastane personeliyle işbirliği içinde oluyor. Sağlığa ilişkin ilgisi ve bilgisi olan, tıbbi gelişmelere minnettar, ‘hastane çevresini süsleyen biri’ olarak tanımlanıyor, iyi mi?!&lt;br /&gt;Turuncu renkte kusma vakası çok şahanedir mesela: Sadece iki aylık bir bebek, turuncu kusma ve turuncu çiş şikâyetiyle hastaneye yatırılıyor. Her şey normal. Taburcu edildikten 10 gün sonra şikâyetler yine başlıyor. Tetkikler gösteriyor ki gene her şey normal. Peki bebeğin tam da turuncu kustuğu bir anda ağzında ne bulunuyor dersiniz? Yaratıcı annenin belli ki sanatçı ruhuna da işaret eden turuncu renkte kuru boya!&lt;br /&gt;Munchausen by Proxy mağdurlarından altı yaşındaki kızın ise hastane, tahlil, tetkik hayatı yaşından beklenmeyecek denli yoğun. 12 kere hastaneye yatıyor, 6 kere anestezi alıyor, 7 ciddi radyolojik tecrübe, 16 ayrı konsültasyon, tam 150 kere mikrobiyolojik kültürÖ Sebep ne olabilir? En nihayetinde annenin, çocuğun çişine, kendi regl dönemindeki mahsulünü karıştırdığı saplanıyor!&lt;br /&gt;Acaba Fatma Akkuş da sıradan bir cani mi, yoksa Munchausen by Proxy’yle  yanıp kavrulan bir hasta ruh mu?&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-6853563923704132746?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/6853563923704132746/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=6853563923704132746' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/6853563923704132746'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/6853563923704132746'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/07/nur-intay-seri-katil-mi-munchausen.html' title='Nur Çintay, Seri katil mi, Munchausen sendromlu mu?'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-2109573941588269677</id><published>2008-07-21T03:41:00.000-07:00</published><updated>2008-07-21T03:50:09.179-07:00</updated><title type='text'>Suyu tarıma mı kullanmalı, içmeye mi? New York Times Analizi</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CAIRO — Global food shortages have placed the Middle East and North Africa in a quandary, as they are forced to choose between growing more crops to feed an expanding population or preserving their already scant supply of water.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;For decades nations in this region have drained aquifers, sucked the salt from seawater and diverted the mighty Nile to make the deserts bloom. But those projects were so costly and used so much water that it remained far more practical to import food than to produce it. Today, some countries import 90 percent or more of their staples.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Now, the worldwide food crisis is making many countries in this politically volatile region rethink that math. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;The population of the region has more than quadrupled since 1950, to 364 million, and is expected to reach nearly 600 million by 2050. By that time, the amount of fresh water available for each person, already scarce, will be cut in half, and declining resources could inflame political tensions further.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“The countries of the region are caught between the hammer of rising &lt;a href="http://topics.nytimes.com/top/reference/timestopics/subjects/f/food_prices/index.html?inline=nyt-classifier" title="More articles about food prices and supply."&gt;food prices&lt;/a&gt; and the anvil of steadily declining water availability per capita,” Alan R. Richards, a professor of economics and environmental studies at the University of California, Santa Cruz, said via e-mail. “There is no simple solution.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Losing confidence in world markets, these nations are turning anew to expensive schemes to maintain their food supply.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Djibouti is growing rice in solar-powered greenhouses, fed by groundwater and cooled with seawater, in a project that produces what the &lt;a href="http://topics.nytimes.com/top/reference/timestopics/organizations/w/world_bank/index.html?inline=nyt-org" title="More articles about World Bank"&gt;World Bank&lt;/a&gt; economist Ruslan Yemtsov calls “probably the most expensive rice on earth.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Several oil-rich nations, including Saudi Arabia, have started searching for farmland in fertile but politically unstable countries like Pakistan and Sudan, with the goal of growing crops to be shipped home.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“These countries have the land and the water,” said Hassan S. Sharaf Al Hussaini, an official in Bahrain’s agriculture ministry. “We have the money.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;In Egypt, where a shortage of subsidized bread led to rioting in April, government officials say they are looking into growing wheat on two million acres straddling the border with Sudan. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Economists and development experts say that nutritional self-sufficiency in this part of the world presents challenges that are not easily overcome. Saudi Arabia tapped aquifers to become self-sufficient in wheat production in the 1980s. By the early 1990s, the kingdom had become a major exporter. This year, however, the Saudis said they would phase out the program because it used too much water.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“You can bring in money and water and you can make the desert green until either the water runs out or the money,” said Elie Elhadj, a Syrian-born author who wrote his Ph.D. dissertation on the topic.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Egypt, too, has for decades dreamed of converting huge swaths of desert into lush farmland. The most ambitious of these projects is in Toshka, a Sahara Desert oasis in a scorched lunar landscape of sand and rock outcroppings.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;When the Toshka farm was started in 1997, the Egyptian president, &lt;a href="http://topics.nytimes.com/top/reference/timestopics/people/m/hosni_mubarak/index.html?inline=nyt-per" title="More articles about Hosni Mubarak."&gt;Hosni Mubarak&lt;/a&gt;, compared its ambitions to building the pyramids, involving roughly 500,000 acres of farmland and tens of thousands of residents. But no one has moved there, and only 30,000 acres or so have been planted.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;The farm’s manager, Mohamed Nagi Mohamed, says the Sahara is perfect for farming, as long as there is plenty of fertilizer and water. For one thing, the bugs cannot handle the summer heat, so pesticides are not needed.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“You can grow anything on this land,” he said, showing off fields of alfalfa and rows of tomatoes and grapes, shielded from the sun by gauzy white netting. “It’s a very nice project, but it needs a lot of money.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Mr. Mubarak calls his country’s growing population an “urgent” problem that has exacerbated the food crisis. The population grows about 1.7 percent annually, considerably slower than a generation ago but still fast enough that it is on pace to double by 2050.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Adding 1.3 million Egyptians each year to the 77 million squeezed into an inhabited area roughly the size of Taiwan is a daunting prospect for a country in which 20 percent of citizens already live in poverty.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;Makalenin Tamamı burada:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.nytimes.com/2008/07/21/business/worldbusiness/21arabfood.html?_r=1&amp;amp;hp&amp;amp;oref=slogin"&gt;http://www.nytimes.com/2008/07/21/business/worldbusiness/21arabfood.html?_r=1&amp;amp;hp&amp;amp;oref=slogin&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-2109573941588269677?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/2109573941588269677/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=2109573941588269677' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/2109573941588269677'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/2109573941588269677'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/07/suyu-tarma-m-kullanmal-imeye-mi-new.html' title='Suyu tarıma mı kullanmalı, içmeye mi? New York Times Analizi'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-1861702207439147807</id><published>2008-07-19T05:07:00.001-07:00</published><updated>2008-07-19T05:07:44.088-07:00</updated><title type='text'>Nur Çintay, 13/07/08</title><content type='html'>BOĞAZİÇİ KÖPRÜSÜ GAY Mİ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Olayı biliyorsunuz, caz festivalinin yıldızlarından Rufus Wainwright, İstanbul’dan ne kadar hoşlandığını anlatırken Boğaz Köprüsü’nün de pek gay olduğunu söyledi. Tanımayanlar için: Rufus kendi gay’liğini de tatlı ve zarif biçimde taşıyan/vurgulayan biri; ayrıca da ‘gay’ pekala ‘neşeli’ olarak da okunabilecek bir kelime, dolayısıyla bu benzetmede ‘Vayy, el âlemin gavuru köprümüze i*ne mi dedi’&lt;br /&gt;celallenmesine yol açacak hiçbir durum yoktu. Ama bir kere daha fark ettik ki, algı çok manyak bir şey.&lt;br /&gt;Radikal Cumartesi için çoğunluğu mimar ve tasarımcılardan oluşan pek çok isme ‘Boğaz Köprüsü gay mi?’ diye sorduk ve hislerimizi bire bir anlatanlar kadar, ağzımızın payını verenler de olduğunu gördük. Derin Sarıyer, “cilalı burukluk”tan bahsediyordu, Bülent Erkmen hüzünlü buluyordu: “Bu makyaj, göz boyama, üstüne yapıştırılan rengârenk ışıklar köprünün ‘kendisi olmasını’ engelliyor, onunla kendisi olarak kuracağımız ilişkinin önüne geçiyor.” Hasan Çalışlar, “Gay kültürü aynı zamanda yaratıcı ve avangart özellikleri de taşır. Bu anlamda bizim köprünün aydınlatması için iltifatkâr” diyordu. Bizce de öyleydi.&lt;br /&gt;Ama bir de “Ne demek gay, o bi kere en maskülen” diye savunmaya geçenler vardı. “İyi ki böyle bir köprümüz var, o bizim köprümüz ve gay may diil tamam mı” diye haddimizi bildirenler. “Bunun çok ötesinde meselelerimiz var bizim” diye vatan kurtarmaya kalkışanlar. “Siz bu magazin sorularınızı Cem Yılmaz’a sorun” diye bozanlar. Hatta “Bu ne terbiyesizlik” diye telefonu arkadaşlarımızın yüzüne kapatanlar. Laftan da espriden de anlamayanlar.&lt;br /&gt;Turnusol kâğıdı işlevi de gördü yani bu soru. Kim homofobik, kimin milliyetçiliği coşmuş taşıyor, gösterdi kendini.&lt;br /&gt;Ben Rufus’un bu esprisini duyduğum anda bayıldım, onun o cilveli hallerinin ve ortamın da payı vardır kesin. Ama cuma günü de yazdım, köprü bana ‘gay’den ziyade ‘travesti’ görünüyor. Gay demek, sanki görsel bir estetik, tasarımda yeni ve ilginç bir numara da demek çünkü artık ve köprünün bu fazlaca boyalı, rüküş hali için biraz ‘iltifatkâr’ kalıyor. Neşeli mi, bütün o janjanlı yanardönerliğiyle ilk başta belki, ama babaannemin dediği gibi&lt;br /&gt;fazla gülme ağlama getirir! &lt;br /&gt;‘Travesti’ benzetmesini yaparken en son aklıma gelecek şey travestileri aşağılamaktı, en gelmeyecek şey de homofobik olmakla suçlanmak. Ama transfobik ve ayrımcı olduğumu, bu ülkenin travesti vatandaşlarını rencide ettiğimi, özür dilemem gerektiğini söyleyen mail’ler geldi. Bilmiyorum, yazılırkenki ve okunurkenki duygusu mu bir olmuyor bazen yazının, öyle bir kastım tabii ki yoktu.&lt;br /&gt;Mimar Emre Özgüder’in baskıya yetişemeyen yorumuyla bitireyim ki hem ziyan olmasın,&lt;br /&gt;hem de hedef şaşırtayım:&lt;br /&gt;“Yoldan kimi çevirip sorsanız köprünün ‘aydınlatılması’ ile ilgili olarak en azından pavyon benzetmesini yapar. Wainwright romantik bir yorumda bulunmuş; belki de eski halini bilmediğindendir. Belki de nezaketinden iltifat etmek istemiştir. Ben transseksüel yorumunu yapmayı daha çok seviyorum. Gençliğini bilirim, ağırbaşlı, dahası içine kapanık bir köprüydü. İkinci köprü onu biraz üzmüştü. Üçüncü söylentileri vardı; ancak üstündeki yük azalmadı, hep arttı. OGS, KGS, AKP derken kendini bu şekilde ifade etti.”&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-1861702207439147807?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/1861702207439147807/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=1861702207439147807' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/1861702207439147807'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/1861702207439147807'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/07/nur-intay.html' title='Nur Çintay, 13/07/08'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-518915987019081684</id><published>2008-07-19T05:04:00.001-07:00</published><updated>2008-07-19T05:06:56.808-07:00</updated><title type='text'>O biiiiir Nuuuurrrr Çintaaaayyy</title><content type='html'>Nur Çintay, bir Radikal gazetesi yıldızıdır. Perihan Mağden'in gölgesinde kalması, ondan daha kötü olduğu anlamına gelmez. Daha az yorucu olması da cabasıdır. Eleştireldir, liberaldir, yazdıkları ağızda dağılır. Üstelik bir sürü güzel hayat yaşama sanatı ipucu verir. Tavsiye edilir. O da buralarda olacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-518915987019081684?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/518915987019081684/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=518915987019081684' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/518915987019081684'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/518915987019081684'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/07/o-biiiiir-nuuuurrrr-intaaaayyy.html' title='O biiiiir Nuuuurrrr Çintaaaayyy'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-7074783571803629231</id><published>2008-07-19T04:53:00.000-07:00</published><updated>2008-07-19T04:59:50.898-07:00</updated><title type='text'>Suat Kavukluoğlu is introducing Advanced Turkish Pop lectures.</title><content type='html'>Suat Kavukluoğlu tam bir Türk Pop Müziği takipçisi, eleştirmeni, süpermenidir. Kendisi uzun zaman Hürriyet Gazetesi'nde yazdı, şimdi de pafil.com ve Billboard'a katkıda bulunuyor. Onun müzik değerlendirmeleri hem çok gerçekçi, hem de çok eğlencelidir. Kendisi de öyledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ondan da seçkiler olacak buralarda. Ama yok ben bekleyemem derseniz www.pafil.com'u takip edin derim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-7074783571803629231?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/7074783571803629231/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=7074783571803629231' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/7074783571803629231'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/7074783571803629231'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/07/suat-kavukluolu-is-introducing-advanced.html' title='Suat Kavukluoğlu is introducing Advanced Turkish Pop lectures.'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-2468544745754314406</id><published>2008-07-19T04:51:00.000-07:00</published><updated>2008-07-19T04:53:50.641-07:00</updated><title type='text'>Bugün teknoloji için ne yaptın?</title><content type='html'>Cevap: Hiçbir şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halbuki birileri bir şey yapıyor. İçeriğinden önemli parçaları burada paylaşacağım bir siteyi sır olarak sizinle de paylaşayım: &lt;a href="http://www.engadget.com"&gt;www.engadget.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem teknoloji takibi konusunda süper hızlılar, hem de çok eğlenceli yazıyorlar. Israrla takip ediniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-2468544745754314406?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/2468544745754314406/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=2468544745754314406' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/2468544745754314406'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/2468544745754314406'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/07/bugn-teknoloji-iin-ne-yaptn.html' title='Bugün teknoloji için ne yaptın?'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-520100270958263077</id><published>2008-07-19T04:47:00.000-07:00</published><updated>2008-07-19T04:51:14.173-07:00</updated><title type='text'>Yesemin Mori_Hayvanlar Albümü</title><content type='html'>Bu aralar şu 'Türk' müziğinde hiç iyi bir şey olmayacak mı sorusuna cevap olarak şaklayan Yasemin Mori albümünü:&lt;a href="http://www.asiturks.org/2008-en-son-full-albumler/41981-yasemin-mori-hayvanlar-2008-full-album-17-07-2008-a.html"&gt;&lt;br /&gt;http://www.asiturks.org/2008-en-son-full-albumler/41981-yasemin-mori-hayvanlar-2008-full-album-17-07-2008-a.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;adresinden edinmek mümkün. Korsana hayır ama hala müziği doğru dürüst elektronik bir platforma taşıyamayan müzik yayıncıları ve prodüktörlere daha da hayır.&lt;br /&gt;CD'yi alın tabi, ama o zamana kadar tadını çıkarın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albümün en patlayan şarkısı 'Aslında Bir Konu Var'ın klibi için: www.myspace.com/yas&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Albümü indirmek için siteye üye olmanız gerekiyor. İstemeyeceğiniz büyüklükte bir arşiv var. Ve bir sürü saçma sapan insan. Halka karışma fırsatı da yanında işin faizi oluyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-520100270958263077?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/520100270958263077/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=520100270958263077' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/520100270958263077'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/520100270958263077'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/07/yesemin-morihayvanlar-albm.html' title='Yesemin Mori_Hayvanlar Albümü'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-428202171352947049</id><published>2008-07-19T04:46:00.000-07:00</published><updated>2008-07-19T04:47:12.025-07:00</updated><title type='text'>Erdal Şafak, Ortadoğu'da Olan-Biten ve Türkiye</title><content type='html'>&lt;h1 class="haber_baslik baslik_renk"&gt;       Sisler ardından     &lt;/h1&gt;                        &lt;b&gt;Ankara'da üretilen tufan senaryolarının tuzaklarından mümkün olduğunca uzak durmaya çalışıyoruz. O senaryoların sanal dünyası yerine, başkente çöken sis perdesinin arkasında dolaşmayı tercih ediyoruz. &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Çünkü sislerin ardında çok şeyler oluyor.&lt;br /&gt;ABD'nin Irak'ı işgalinden birkaç ay sonra, 2004'ün ilk günlerinde, Ankara, Beşşar Esat'ı ağırladığında (&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'yi ziyaret eden ilk Suriye Cumhurbaşkanı'ydı) bu ülkeyi "Şer Cephesi"ne sokan ABD'de kıyamet koptu. Ertesi yıl, 14 Şubat 2005'te, Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri'nin öldürülmesinden Şam'ı sorumlu tutan Batı'nın Suriye'ye karşı tecrit politikasını &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'nin delmesi ise diş gıcırtılarına neden oldu.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Batı, &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'nin Suriye'ye pencereyi açık tutmasının önemini ve sonuçlarını 3 yıl sonra görebildi: &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;- Lübnan'ı bir kez daha iç savaşın eşiğine getiren krizin 18 ay sonra &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'nin - ve son aşamada Katar'ın- çabalarıyla aşılmasıyla.&lt;br /&gt;- Suriye-İsrail barış görüşmelerinin &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'nin arabuluculuğuyla &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'de başlamasıyla.&lt;br /&gt;- Ankara'nın çabaları sonucu Suriye'den Irak'a sızan El-Kaide militanlarının kökü kurutulacak kadar azalmasıyla.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Şimdi Batı, Suriye'yi yeniden bağrına basmak için can atıyor:&lt;/b&gt; ABD'nin sıkı müttefiki Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Beşşar Esat'ı Paris'te kırmızı halılar sererek karşılıyor, 13 Temmuz'daki "Akdeniz İçin Birlik"in kuruluş zirvesinde İsrail Başbakanı Ehut Olmert'le el sıkışmasını sağlamak için çırpınıyor, ertesi gün ulusal bayram törenlerinde şeref konuğu yapıyor, Eylül'ün ilk yarısında Şam'ı ziyaret edecek olmaktan büyük mutluluk duyduğunu söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ABD-İran ve &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'nin Beyaz Saray'ı ele geçirmiş Neo-Con'ların (ABD Yeni Sağı) Irak'ın işgalinden sonra sıradaki hedef ilan ettikleri İran'la tam da o dönemde ilişkilerini -başta enerji ve güvenlik olmak üzere- güçlendirmeye başlaması da Batı'da ortalığı ayağa kaldırdı. &lt;/b&gt;Ve de ne yorumlar, ne suçlamalar yapıldı: "Bölgede ABD'nin şahsında Batı'ya karşı &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;-Suriye-İran cephesi kuruluyor" gibi. Hele İran'ın nükleer programının ortaya çıkması, bu suçlamaları neredeyse "Arkadan hançerleme" boyutlarına vardırdı.&lt;br /&gt;İran-Batı bilek güreşi Türk kamuoyunca da yakından izlendiği için, geçen 5 yılı uzun uzun hatırlatmaya gerek yok. Zaten &lt;b&gt;bugünkü tablo her şeyi anlatmaya yeterli: Başkan Bush'un ulusal güvenlik danışmanı Stephan Hadley dün Ankara'daydı. Hadley'i bugün İran Dışişleri Bakanı Manuşehr Mottaki'nin çok iyi bildiği -20 yıl önce İran Büyükelçisi olarak görev yaptı- Ankara'yı ziyareti izliyor.&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Ve iki gezinin arefesinde Dışişleri Bakanı Ali Babacan, peş peşe NTV ve TRT ekranlarından adresi belli mesajlar verdi:&lt;br /&gt;Bölgede nükleer silahlara karşıyız ama her egemen ülkenin nükleer teknolojiye sahip olması hakkına da saygı duyuyoruz. Uluslararası toplum ile İran arasında diyalog kapısı açık tutulmalı. ABD ziyaretim sırasında da çözümün diyalogla bulunması gerektiğini defalarca vurguladım. &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'nin de şöyle veya böyle bu fotoğrafta olması için farklı ülkelerden talepler geldi, temaslar sürüyor, sürecek."&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bu iki ziyareti ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı William Burns ile İran'ın nükleer müzakerecisi Said Celili'nin Cumartesi günü Cenevre'de buluşmaları izleyecek.&lt;/b&gt; Batı basını bunu da "ABD ve İran'ın 28 yıldan bu yana ilk temasları" diye takdim ediyor. Yanılıyor. ABD ile İran, &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'nin girişimiyle oluşturulan "Irak'a Komşu Ülkeler Platformu" toplantılarında birçok kez bir araya geldiler. Hatta bunların sonuncularından biri İstanbul'da gerçekleşti: 2-3 Kasım 2007'de Çırağan Sarayı'nda yapılan Genişletilmiş Irak'a komşu Ülkeler Konferansı'nda ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice aynı masayı paylaştı. O toplantıda, Cumartesi günü Cenevre'deki randevunun üçüncü tarafı olacak AB Güvenlik ve Dışişleri Yüksek Temsilcisi Javier Solana da vardı.&lt;br /&gt;Özetle, Lübnan'dan Irak, Suriye, Filistin'e, İsrail'den İran'a kadar bölgemizdeki krizlere çözümler önce Ankara'da olgunlaştırılıyor, sonra uluslararası platformlara taşınıyor.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ankara barış reçeteleri yazan kliniğe dönüştü. Tıpkı Cenevre, Stockholm, Viyana, Oslo gibi. Ama görmek için başkente çöken sis perdesinin arkasına geçmek gerekiyor.&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-428202171352947049?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/428202171352947049/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=428202171352947049' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/428202171352947049'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/428202171352947049'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/07/erdal-afak-ortadouda-olan-biten-ve.html' title='Erdal Şafak, Ortadoğu&apos;da Olan-Biten ve Türkiye'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5729464185978695063.post-7095049537971176112</id><published>2008-07-19T04:44:00.000-07:00</published><updated>2008-07-19T04:46:17.786-07:00</updated><title type='text'>Erdal Şafak, Ortadoğu'da Petrolün Getireceği Barışın İhtimali</title><content type='html'>&lt;h1 class="haber_baslik baslik_renk"&gt;       Barış hatları     &lt;/h1&gt;                        &lt;b&gt;Dikkatinizi çekti&lt;/b&gt; &lt;b&gt;mi;&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Enerji&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ve&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Tabii&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Kaynaklar&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Bakanı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Hilmi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Güler&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ile&lt;/b&gt; &lt;b&gt;İsrail&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Altyapı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Bakanı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Binyamin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Ben&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Eliezer'in&lt;/b&gt; &lt;b&gt;imzaladıkları&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gerçekten&lt;/b&gt; &lt;b&gt;tarihi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;anlaşmayla&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ilgili&lt;/b&gt; &lt;b&gt;haberleri&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bir&lt;/b&gt; &lt;b&gt;harita&lt;/b&gt; &lt;b&gt;süsledi.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ceyhan'dan başlayıp İsrail üstünden Kızıl Deniz'e inen, onu boydan boya aştıktan sonra Yemen ile Cibuti arasındaki bir noktadan doğuya, Umman Denizi'ne yönelen ve oradan da Hindistan'a varan &lt;b&gt;harita&lt;/b&gt; &lt;b&gt;aslında&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Ortadoğu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;jeopolitiğinde&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yakında&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ortaya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;çıkacak&lt;/b&gt; &lt;b&gt;köklü&lt;/b&gt; &lt;b&gt;değişimlerin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ipuçlarını&lt;/b&gt; &lt;b&gt;barındırıyor.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Anlaşmayı kısaca hatırlatmakla başlayalım: &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt; ile İsrail arasında üç boru hattı döşenecek. Bunların biri ham petrol taşıyacak, biri doğalgaz, biri de su. Boru hatları elektrik nakline imkan verecek altyapıyla ve çok amaçlı fiber optik şebekesiyle de donatılacak.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Petrol&lt;/b&gt; &lt;b&gt;boru&lt;/b&gt; &lt;b&gt;hattını&lt;/b&gt; &lt;b&gt;anladık;&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Samsun-Ceyhan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;hattının&lt;/b&gt; &lt;b&gt;uzantısı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;olacak.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Samsun-Ceyhan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;hattını&lt;/b&gt; &lt;b&gt;besleyecek&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kaynaklar&lt;/b&gt; &lt;b&gt;da&lt;/b&gt; &lt;b&gt;aşağıyukarı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;belli:&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Orta&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Asya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ve&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Hazar&lt;/b&gt; &lt;b&gt;petrolleri.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Gazprom'un&lt;/b&gt; &lt;b&gt;petrol&lt;/b&gt; &lt;b&gt;şirketi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;de&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ortaklık&lt;/b&gt; &lt;b&gt;niyetini&lt;/b&gt; &lt;b&gt;beyan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ettiğine&lt;/b&gt; &lt;b&gt;göre,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bu&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kaynaklara&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Rus&lt;/b&gt; &lt;b&gt;petrolü&lt;/b&gt; &lt;b&gt;de&lt;/b&gt; &lt;b&gt;eklenecek.&lt;/b&gt; Başlangıçta günde 1 milyon varil petrolün taşınacağı (Bu da yılda aşağıyukarı 45-50 milyon ton demek; BaküTiflisCeyhan petrol boru hattının kapasitesine denk geliyor), daha sonra 1.5 milyon varile çıkarılacak (Bu da yılda 70 milyon tonun karşılığı oluyor; "Full" çalıştığında KerkükYumurtalık hattının kapasitesi kadar) SamsunCeyhan hattı, Akdeniz'in altından İsrail'in Akdeniz'deki limanı Aşkelon'a, oradan İsrail'in Kızıl Deniz'deki limanı Elyat'a ulaştırılacak. Ve -şimdilik-Elyat'ta tankerlere yüklenip Hindistan ve ötesine taşınacak.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Özetle,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;petrolün&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kaynağı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;(Tedarikçileri),&lt;/b&gt; &lt;b&gt;güzergahı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ve&lt;/b&gt; &lt;b&gt;pazarları&lt;/b&gt; &lt;b&gt;daha&lt;/b&gt; &lt;b&gt;başta&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kesinleşmiş&lt;/b&gt; &lt;b&gt;durumda.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Doğalgaz&lt;/b&gt; &lt;b&gt;nereden&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gelecek?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Doğalgaz&lt;/b&gt; &lt;b&gt;için&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ise&lt;/b&gt; &lt;b&gt;aynı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;şeyi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;söylememiz&lt;/b&gt; &lt;b&gt;henüz&lt;/b&gt; &lt;b&gt;pek&lt;/b&gt; &lt;b&gt;mümkün&lt;/b&gt; &lt;b&gt;değil.&lt;/b&gt; Ancak bu işlerden biraz anlayan biri olarak bazı tahminlerde bulunabiliriz. &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;İsrail ve ötesi gaz boru hattı nerelerden beslenebilir? İhtimalleri, daha doğrusu imkanları gözden geçirelim:&lt;br /&gt;- &lt;b&gt;"Mavi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Akım"&lt;/b&gt; &lt;b&gt;elde&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bir&lt;/b&gt; . Ancak yetmez. Çünkü o hatla gelen gaz artık &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'nin ihtiyacına bile cevap vermiyor.&lt;br /&gt;- &lt;b&gt;Azerbaycan'ın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Şah&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Deniz&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yataklarındaki&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gazı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'ye&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ve&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Yunanistan'a&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ulaştıran&lt;/b&gt; &lt;b&gt;boru&lt;/b&gt; &lt;b&gt;hattı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;elde&lt;/b&gt; &lt;b&gt;iki&lt;/b&gt; . O da yetmez; zira kış aylarında &lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;'nin talebini karşılayabilmek için zaman zaman Yunanistan'a bile verilemiyor. (Bu hattın kaynağında uzatılarak Türkmenistan gazına da erişilebilmesi söz konusu ama o Nabucco projesi kapsamına giriyor.)&lt;br /&gt;- &lt;b&gt;Döşenmesi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;devam&lt;/b&gt; &lt;b&gt;eden&lt;/b&gt; &lt;b&gt;(Halep'e&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kadar&lt;/b&gt; &lt;b&gt;geldi)&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Mısır-Ürdün-Suriye-&lt;a href="http://arama.sabah.com.tr/arama/arama.php?query=T%C3%BCrkiye"&gt;Türkiye&lt;/a&gt;&lt;/b&gt; &lt;b&gt;boru&lt;/b&gt; &lt;b&gt;hattı,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;üçüncü&lt;/b&gt; &lt;b&gt;damar&lt;/b&gt; &lt;b&gt;olabilir&lt;/b&gt; . Ne var ki, amaç Hindistan, Çin gibi enerji oburlarına gaz yetiştirmekse, o da yetersiz kalır. Zira kapasitesi topu topu 4 milyar metreküp.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Peki,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;başka&lt;/b&gt; &lt;b&gt;neler&lt;/b&gt; &lt;b&gt;konulabilir?&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Rantabilite&lt;/b&gt; &lt;b&gt;açısından&lt;/b&gt; &lt;b&gt;birlikte&lt;/b&gt; &lt;b&gt;değerlendirilmesi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;veya&lt;/b&gt; &lt;b&gt;pakete&lt;/b&gt; &lt;b&gt;birlikte&lt;/b&gt; &lt;b&gt;dahil&lt;/b&gt; &lt;b&gt;edilmesi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gerekecek&lt;/b&gt; &lt;b&gt;iki&lt;/b&gt; &lt;b&gt;seçenek&lt;/b&gt; &lt;b&gt;daha&lt;/b&gt; &lt;b&gt;var:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1-Mevcut 15 milyar metreküp kapasiteli İranTürkiye gaz hattı ile fizibilite çalışmaları başlayan Pars yataklarının 22, 23 ve 24'üncü sahalarından üretilecek gazın taşınacağı başlangıç kapasitesi 12 milyar metreküp olacak İranTürkiye ikinci boru hattı.&lt;br /&gt;2-Irak, özellikle de Kuzey Irak doğalgazının nakledileceği Irak-Türkiye&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;/span&gt; gaz boru hattı.&lt;br /&gt;Böyle bir paket cicili-bicili kurdeleyle bağlanıp hayata geçirildiğinde karşımıza çıkacak tabloyu düşünebiliyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;İran&lt;/b&gt; &lt;b&gt;doğalgazı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;İsrail&lt;/b&gt; &lt;b&gt;üstünden&lt;/b&gt; &lt;b&gt;pazarlanacak!&lt;/b&gt; İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad'ın "Haritadan silmeye" ahdettiği İsrail tarafından.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Irak&lt;/b&gt; &lt;b&gt;gazının&lt;/b&gt; -&lt;b&gt;belki&lt;/b&gt; &lt;b&gt;petrolünün&lt;/b&gt; &lt;b&gt;de-Hindistan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ve&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ötesine&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ulaştırılmasında&lt;/b&gt; &lt;b&gt;tarihi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;boyunca&lt;/b&gt; &lt;b&gt;tanımadığı,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;dolayısıyla&lt;/b&gt; &lt;b&gt;diplomatik&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ilişkisinin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bulunmadığı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;İsrail'in&lt;/b&gt; &lt;b&gt;aracılığına&lt;/b&gt; &lt;b&gt;razı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;olacak.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bu tablonun sonrasında, hatta öncesinde İran ve Irak'ın İsrail'le ilişkilerini normalleştirmeleri kaçınılamaz hale gelecek. Hatta projeye bölgenin Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan gibi diğer ülkeleri de katılırlarsa -ki ciddi olasılık-onların da İsrail'in "De facto" (Fiili) durumunu "De jure" (Hukuki) boyuta taşımaları şart olacak.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;100&lt;/b&gt; &lt;b&gt;yıldır&lt;/b&gt; &lt;b&gt;lanetiyle&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bölgemizi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kasıp&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kavuran&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kara&lt;/b&gt; &lt;b&gt;şeytanın&lt;/b&gt; &lt;b&gt;(Petrol)&lt;/b&gt; &lt;b&gt;barış&lt;/b&gt; &lt;b&gt;meleğine&lt;/b&gt; &lt;b&gt;dönüşmesi&lt;/b&gt; &lt;b&gt;olasılığı&lt;/b&gt; &lt;b&gt;ne&lt;/b&gt; &lt;b&gt;kadar&lt;/b&gt; &lt;b&gt;heyecan&lt;/b&gt; &lt;b&gt;verici,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;değil&lt;/b&gt; &lt;b&gt;mi?&lt;/b&gt;        &lt;!--~hs~--&gt;       &lt;div class="clear_both"&gt;&lt;img alt="" src="http://img.sabah.com.tr/i2/sp.gif" width="1" height="1" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5729464185978695063-7095049537971176112?l=korayingundemi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://korayingundemi.blogspot.com/feeds/7095049537971176112/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5729464185978695063&amp;postID=7095049537971176112' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/7095049537971176112'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5729464185978695063/posts/default/7095049537971176112'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://korayingundemi.blogspot.com/2008/07/erdal-afak-ortadouda-petroln-getirecei.html' title='Erdal Şafak, Ortadoğu&apos;da Petrolün Getireceği Barışın İhtimali'/><author><name>Koray S.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14961036570055388746</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
